·328 syf.····Okunma: 17 Şubat 2025 00:39 Değerli tarihçi ve yazar Ahmet Taşağıl tarafından kaleme alınmış bu kitap bozkırların hakimi Hunlar’ın yaşam tarzları, dünya medeniyetine katkıları, Asya ve Avrasya tarihine etkileri, kökenleri, adet, gelenek ve inanç sistemleri hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir. Ahmet Taşağıl kuşkusuz bozkır imparatorlukları hakkında alanının en yetkin isimlerindendir. Kitap ağırlıklı olarak Çin kaynaklarını referans alarak kronolojik bir şekilde Hunların tarihsel süreçlerini anlatır ardından yaşayış biçimlerini konu edinir. Hun tarihi M.Ö. 3000’de başlayıp M.S. 400 lere kadar ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Tou-man’dan Mo-tu’ya Hun liderliğinin geçişi Hun tarihinin dönüm noktasıdır. Hunlar Mo-tu’nun mirasını sürekli yenilemek istese de iç karışıklıklar ve Çin’in müdahalesiyle asla aynı kudrete ulaşamazlar. Günümüz Kuzey Çini ve Moğolistan Hun İmparatorluğunun doğuşuna şahit olmuştur. Her ne kadar Çin Medeniyeti günümüzde oldukça gelişmiş görülse de Asyanın ilk imparatorluğunu Hunlar kurmuş devlet teşkilatını ilk kez Hunlar oluşturmuştur. Çin hemen hemen Hunların ardından teşkilatını oluşturmuş olsa bile Hunlar erken teşkilatlanmanın, karakteristik özelliklerinin, yaşam tarzlarının ve askeri geleneklerinin avantajlarını kullanarak uzun yıllar Çin ve Asya siyasetini şekillendirmiş ve yönetmiştir. Hunlar bulundukları coğrafyada yaşadıkları kuraklıkları, şehirleşmeye ve kale müdaafasına olan yabancılıkları ayrıca içerisinde bulundurduğu kabileler arasındaki anlaşmazlıkları yönetememiş ve zafiyet göstermiştir. Çin ise kaynak bolluğu ve yerleşik yaşama alışkanlığı ile Hunların bir kısmını etkisi altına almış etki altına alamadığı Hunlar ise ağır yaşam şartları dolayısıyla bölgeyi terk etmiştir. Hunlar Mo-tu’ nun ardından 150-200 yıl kadar Çini etkisi altında tutar. Hayvancılık yapar, tarımla az ilgilenir, şehirleşmez ve bozkır yaşam tarzını benimser. Üretemediklerini sınır pazarları ve akınlar ile Çinlilerin elinden alırlar. Gelişmiş yayları, at koşum takımları, lojistik gelişmeleri, bireylerinin asker olarak yetişmesi, sahte ricatları, onlu sistemleri, süvari ağırlıklı olmaları ve hızlı hareket kabiliyetleriyle Hunlar piyade ağırlıklı ve çoğunluğu tarımla uğraşan köylülerden meydana gelmiş Çin ordusuna savaş meydanında göz açtırmazlar. İpek Yolu hakimiyeti ve kaynaklar için sık sık Çinlilerle karşı karşıya gelirler. Çinliler başlarda Hunlardan yabancılar ardından yay gerenler olarak bahsetmiş farklı bir millet tanımlaması yapmamışlardır. Sonradan bu durum değişmiş ve Hunlar birçok farklı şekilde kaynaklarında yer almışlardır. Çinliler ilk zamanlarda Hunlara istediklerini vermek zorunda kalmışlar evlilik yoluyla anlaşmalarını garantiye almak ve Hun siyasetinde etkin olmaya çalışmışlardır. Han Hanedanının Çin’de yükselmesi ve İmparator Wu’nun Hunlarla mücadele için yeni yöntemler geliştimesi ardından Hunları yenmesiyle Asya’da tarihin akışı bir kez daha değişmiştir. Çinliler Hunlardan öğrendiklerini ordularında uygulamaya başlamışlardır. Bu yeni dönemde Hunlar duraksamış Çin ise yükselmeye başlamıştır. Çin ve doğanın baskısına dayanamayan Hunlar bir taht kavgasıyla Kuzey ve Güney olmak üzere bölünmüştür. Güney Hunları Çin’e uzun yıllar itaat etmiştir. Çin artık kuzeyli yabancılara karşı yine onların kanlarından olan Hunları kalkan yapmıştır. Önce Kuzey Hunlarına ardından Güney Hunlarına son vermiştir. Buna rağmen Hunlar Çin’de hanedanlar ve devletler kurmaya muktedir olmuşlardır. Özünü ve bozkırları hiç unutmayan Hunlar, tarihin akışına birçok coğrafyada hep etki etmişlerdir.