Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 16 Şubat 2025 23:34 Bu kez daha akışa tabi, daha cüz cüz karakter üzerinden inşaa edilmiş bir anlatı ama Sema Kaygusuz beni yinede ummadığım yerlerden daha önce duyduğum duymadığım sözcüklerin küllüsüyle sızlatmayı, sarmayı, onarmayı becerebiliyor. Hepi topu sekiz insan üzerinden gelmişiyle geçmişiyle yaşadığım toprağın portresini önüme koyuyor. Oteldeki minderlerin, havluların, çarşafların faili meçhul çiş lekelerinden iz sürerken her bir karakterin öteki üstüne ne düşündüğünü okutuyor. Eda, etkenlik ve edilgenlik rolleri üzerinden cinselliği ve beynelmilel kadını cadılaştıran metaforları bir bir sayarken, Ozan’ın baba figürüne hatalı öykünmesiyle içindeki ilkel güdüyü adım adım keşfetmesini okutuyor. Kaplumbağayı tutup gelmesini. Anne bana bunu pişir, demesini. Bütün bir romanın hakim gerilim atmosferi. Çiş. Evet… bu biraz ilkel bir saldırı. O yüzden hoşuma gidiyor ya. Süslü değil. Abartı yok. Çok doğal.. Mesaj kaygısı yok. Can yakmadan incitiyor. Kişisel alana kastediyor. Cinayet demek için çok erken, cinayet diyememek ise riya.