·684 syf.····Okunma: 17 Şubat 2025 09:24 Akıyla karasıyla bir serinin daha sonuna geldik. Atlılar arasında daha nahif(!) bir konumda olan Will’in hikayesiyle son noktayı koyuyoruz. Final kitabı olduğu için yazar vitesi bir tık daha arttırmış, ancak bence yaşanan çoğu olaya gerek yoktu.
Yaşadığı şeyleri göz önünde tutsak bile, kızlar arasında Emory en sevmediklerimden oldu. En başından beri Will’e bir kere güvenmeyi seçip başından geçenleri anlatsaydı, Will onun için dünyaları yakardı. “Büyükannem için katlanmak zorundayım.” savunması bana pek geçmedi. Sanırım abisinden gördüğü fiziksel ve psikolojik kronik şiddet, aynı zamanda siyahi bir Yahudi olması, Emory’nin güvensizliğini beslemiş. Will’in dediği gibi, “Gururu orospu çocuğuydu.”
Son sayfalar o kadar aksiyon doluydu ki okurken yoruldum ve bitmesini istedim. Tüm karakterlerin yuvalarını bulup onları normal günlerinde okumak beni çok mutlu etti. Özellikle Damon… Mutlu olmasına en çok sevindiğim karakterlerden. Günün sonunda Atlılar, düşmanlarını alt ederek pastadan en büyük dilimi alıp sürüyle çocuklarıyla hanedan kıvamına geldiler. Ancak yeni bir din kurup ayin tadında yemin etmeleri falan biraz cringe geldi, özellikle o toplu nikah sahnesi… Abi, siz ne yapıyorsunuz? Yani, anladık, en yenilmez aile sizsiniz.
Kitabın sonu, yeni serilere gebe bir şekilde bitti. Yazarın buralardan bir şeyler çıkaracağına çok eminim.