İslam'ı Nizamı Her Cihetten Anlamaya Çalışmak
Puan vermedi·318 syf.··
2025 5. kitabı
İslam nizamının hakim olduğu bir toplumda bütün kurallar kişilerin Müslüman olma bilincinde oldukları esasına dayanarak konulmuştur. Bu kapsamda mahkemeye gelen bir davalı ve davacının temel olarak Allah (cc)'dan korktukları ve hayatı O'nun rızasını arayarak geçirdikleri kabülü ile bütün işlemler gerçekleştirilir. Dolayısıyla hakim gerekli muhakameyi deliller vasıtası ile gerçekleştirir ve bir hüküm verir; ama aslolan kulların haksız yere edindikleri bir metadan dolayı hadis- i şerifte geçtiği üzere cennetten mahrum kalacaklarını bildikleri için buna yanaşmamalarıdır. Sonuç olarak İslam'ı nizamın tam anlamıyla rayına oturup hayatımızda tatbik edilebilir bir noktaya gelmesinin ön koşulu fertlerin buna rıza gösterip bizi Allah (cc)'ın şeritıyla yönetin demesidir. Abdülaziz Bayındır bu doktora tezinde Osmanlı mahkemelerinde İslam Hukuku'nun nasıl uygulanageldiğini örneklerle göstermiştir ve bu örnekler vasıtası ile yaptığı sınıflamalar ile İslam Muhakeme Hukuku'nun işlenişi de akademik anlamda çok güzel ortaya koymuştur. Akademik bir yayın olması açısından kurgulanışı çok sade, klasik ve rahatça anlaşılabilir olmuş; konu dışından "ben" gibi okuyucular için dahi. Ders notları İlam : Hakimin bir davada şeriata göre verdiği hükmünü ve üstünde imza ve mührünü taşıyan bir vesikadır. Naib: Osmanlılarda hakimlerin, davalara bakmak ve muhakameyi yürütmek üzere vekalet verdikleri kişilerdir. Bu yetkinin sınırları vekalete göre değişmekle birlikte sorgu yargıcı gibi değerlendirilebilir, naibler. Ayrıca bu vekalet yalnızca belli bir zümredeki hakimler tarafından verilebilmektedir. Osmanlı'da uygulanan muhakame usullerine dair bir kaç özellik -Hanefi fıkhı içinde eğer bir konu üzerinde farklı görüşler var ise hakimler, padişahın üzerinde hükmettiği kararı takip etmek zorundadırlar. Ayrıca padişah bu hükmü, maslahata uygun olarak tercih edebilir. -Hakimler kıyas'a dayanarak hüküm veremezler -Gerekli hallerde fakihlere danışıp fetva alabilir. Ama karar yine hakim elinden çıkmalıdır. Te'lif-i Mesail Şubesi: Hanefi mezhebinde sahih kabul edilmeyen bir görüşü, çağın ihtiyacına uygun bulup tercih ederse, yahut ihtiyaçların zorlamasıyla, diğer üç mezhebe ait bir görüşü uygun görüp tercih ederse, bu konuda dayandığı delilleri de içeren bir mazbata düzenler ve Fetva Emini'ne tevdi eder. Ayrıca maslahata uygun bulunduğu için İslam'ın kesin kanun koymadığı bazı konularda bazı ictihadlar yürürlüğe konulmuştur. Örneğin; mecellede evlilik ile ilgili bir alt yaş sınırı konulmuştur. syf 41 Vatandaşlar, müftüden aldıkları fetvayı mahkemelerde delil olarak kullanabilir ve buna uygun hüküm isteyebilirler. Fasıkların şehadetine inanılmaz. Hüküm; haram olanı işlemekten sakınmayanın yalancı şahitlikten de sakınmayacağı ictihadı ile ortaya konmuştur. Yalancı şahide yapılacak tazir Ebu Hanife'ye göre bu falanca kişi yalan söylemektedir diyerek teşhir etmektir (düşünülecek olursa; ne kadar büyük bir cezadır). Bundan sonrasında da şahitliği kabul edilmez. Şahitlik görevi farz-ı kifayedir. Gerekli olduğunda gerçekleştirilmediğinde kişinin hesabına günah yazılır. Nükül, davalının hakimin istediği yeminden kaçınmasıdır. Bu da hakim için bir delildir.
İslam Muhakeme HukukuAbdülaziz Bayındır · Süleyman Vakfı Yayınları · 20153 okunma
·
44 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.