Freida McFadden'ın Hizmetçi serisinin üçüncü ve son kitabını da okudum. Eh, seriyi tamamlamazsam olmazdı. Fakat bu sefer Freida ablamız, "Aman yazayım şuraya birkaç satır bir şeyler de bitsin, gitsin şu seri," demiş olsa gerek, pek özen göstermemiş kurguya. Ha, akıcı yazmış mı, elbette, her zamanki gibi... Freida ablamızın kaleminin akıcılığı zaten malumumuz. Kitap kendini hızlıca okutuyor mu, okutmaz mı, birkaç günde okudum bitti. Tabii burada çevirmen Zehra Uzun'u kaldığım yerden övmeye devam etmeden de duramayacağım. Freida McFadden'ın o belli belirsiz mizahi tarzını muhteşem aktarmış yine.
Dönelim Freida ablamızın şaşkın Millie'sine. Üçüncü ve son macerasında Millie sonunda sosyal hizmetlerde işe başlamış, ayılıp bayıldığı Enzo'yla evlenmiş, iki de çocuk yapmış, aradan on seneden fazla zaman geçmiş, çoluğu çocuğu büyütmüş, başka derdi kalmamış olacak, Enzo'yla birlik olup dünya kadar borca girmiş ve bir hayalini daha gerçekleştirmek üzere elit bir sokaktan bir ev satın almış. Daha ilk günden sevinci az biraz kursağında kalmış. Kalmasın da ne yapsın. Yan komşunun burnu kaf dağında. Karşı komşu çatlak. Gözler üstünde. Koca elden gitmek üzere. Çocuklar ergenliğin de verdiği kafa karışıklığından mı bilinmez, olmadık işler peşinde... Zavallı Millie hangisiyle uğraşsın. 20 yıl önceki Millie olsa o yan komşunun burnunu kırmasını, karşı komşuya asıl çatlak kimmiş göstermesini, harama uçkur çözüp çözmediği belli olmayan Enzo'nun testiyi kırmadan kulağını çekmesini, iki çocuğu da bir çırpıda dize getirmesini iyi bilirdi de işte, yaş o eski yaş değil.
Dedim ya iyi başladı, hmmm hadi ya, iyi de ilerliyor sanki, hem son sayfalara doğru kim bilir nasıl büyük bir ters köşe bekliyor beni, demeye kalmadı, çıktığım umut merdivenlerinden paldır küldür düştüğüm bir sonla kitap bitti. Etme eylemesene be Freida ablacım. Ne güzel gidiyorduk. Fazla atraksiyon olmasa da sevmiştik her satırını kitabın. O nasıl sondu öyle?
Freida McFaddenHizmetçi İzliyor