·416 syf.····Okunma: 18 Şubat 2025 15:04 Marslı uzun süredir okuduğum en keyifli kitaptı. Yıllar önce filmini izlemiştim ama üstünden çok uzun zaman geçtiği için aklımda kalan tek şey bir adamın Mars'ta mahsur kalmasıydı. Ki iyi ki de unutmuşum. Çok daha keyif alarak okudum. Aslında okuduğum ilk 40 sayfadan sonra bıraksam mı diye düşündüm. Çok fazla sayı, veri, hesap var ve ben sayı sevmem, yani öyle sanıyordum. Ama o kadar keyif aldım kii.
Kitabın konusuna gelecek olursam kapak yazısı bunu özetler sanırım...
O, DÜNYANIN EN ÜNLÜ ADAMI.
SORUN ŞU Kİ, DÜNYADA DEĞİL.
Watney, Ares 3 mürettebatıyla Mars'a gider. Ama çok şiddetli olan kum fırtınası yüzünden Nasa görevi iptal eder ve mürettebattan dönmelerini ister. Ama çıkan bir kaza sonucu mürettebat oradan bir kişi eksik ayrılmak zorunda kalır. Evet geride kalan kişi çatlak Mark Watney. Hatta mürettebatın ve dünyadaki diğer insanların öldü sandığı Mark Watney. Yıllarca orada kalacak ve bunun için gerekli temel ihtiyaçları yok. Biz de Mark'ın orada çiftçi, mühendis hatta kendi tabiriyle inşaatçı olduğu hikayesine tanık oluyoruz. Hem botanist hem mühendis biraz da kırık olması Mark'ın hayatını kurtaracak. Bu arada bu bir spoiler değil. Kitaba başladığınız andan itibaren Mark'ın kurtarılacağını biliyorsunuz, adam öyle bir güven veriyor.
Buradan yazara hayran kaldığımı da söylemek isterim. Bu kadar bilimsel ifadelerle dolu bir kitabı bu kadar yalın bir dille anlatmak olayı inanılmaz gerçekçi ve akıcı kılmış. Çok komik, çok güzel, yer yer nefesimi tutarak okuduğum bir kitap oldu. Tek eleştirim dünyaya döndüğü kısımlardan da bir şeyler okumak isterdim. Sonuçta adam kaç sol Mars'ta kendisi ve patatesleri dışında herhangi bir canlıdan uzak yaşadı. Onun dışında kitap tümüyle benim için 10/10'du. Bu kadar geç okuduğum için pişman bu kadar keyif aldığım için mutluyum.
Ayrıca ilk incelememin Marslı olması benim için manidar.