Adı:
Marslı
Yazar:
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
416
ISBN:
9786053753902
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Martian
Çeviri:
Emre Aygün
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Goodreads okurlarına göre 2014'ün En İyİ Bilimkurgu Romanı! Altı gün önce, Mark Watney Mars'a ayak basan ilk insanlardan biriydi. Şimdi ise, orada ölmesi neredeyse kesin.

"Çok uzun zamandan beri okuduğum en iyi kitap. Zeki, eğlenceli ve gerilim dolu. Marslı, bir romandan isteyebileceğiniz her şeye sahip."
-Hugh Howey, Wool serisinin yazarı-

"Sürükleyici… Defoe'nun Robinson Crusoe'su sanki daha zeki biri tarafından yazılmış gibi."
-Larry Niven, Hugo, Nebula ve Locus ödüllü Halka Dünya romanının yazarı-

"Bu kitap tam da benim gibi okuyucuların seveceği türden."
-John Scalzi, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin Hugo ve Locus ödüllü yazarı-

"Andy Weir'in yazdığı Marslı şimdiye kadar okuduğum en iyi bilimsel bilimkurgu romanı. Bu romanı -başka bir kitap hakkında hiç böyle bir şey söylemedim- edebi anlamda da elden bırakmak mümkün değil."
-Dan Simmons, Hugo ödüllü Hyperion serisinin yazarı-

"Marslı aklımı başımdan aldı!"
-Ernest Cline, Başlat romanının yazarı-

"Aksiyon ve uzay macerasının kusursuz bir karışımı."
-Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)
Bilimkurgu kitapları genelde benim ilgimi çeken kitaplar olmamıştır ama bu kitap beni kendine çekti. Filmini de izlemek istiyorum bir an önce hayalimdeki marslı kitabını bir de canlanmış şekilde görmek zevk verici olur. Kitabın bazı bölümleri sadece yapılan şeylerin tanımı da olsa biyoloji, kimya tüm derslerime yarar sağladı resmen gördüğüm konuların örnekleri gibiydi. Çok eğlendim okurken.
"Marslı" büyük eserdir. Gelmiş geçmiş en iyi romanlardandır. "Marslı" büyüktür, tam bir prestij numunesidir!

İlk önce, bize bilim-kurgu romanından daha fazlasını sunduğu için Andy Weir'e teşekkür etmek isterim. Ben, hayat-kurgu diyorum buna. Hayat şartlarının olmadığı bir yere bilimle hayat şartlarını "taşıma" çabalarını kurgulamıştır. Büyük bir maceraya büyük bir heyecanla başladığımız gibi, büyük macerayı büyük heyecanla da bitiriyoruz.Mars'tan bahsediyoruz; ölümden başka hiçbir şeyle öldüremediğimiz UMUT'un dahi anlamını yitirdiği bir gerçeklikten. Burada her şey bilimle anlam kazanıyor.Hesaplar o kadar ince ve bilimsel ki, küçücük hata bile ölüm demek. Romanı okurken Mark Wattney gibi her anınızın ölümle burun buruna mücadele vererek geçtiğini hissedeceksiniz.

"Marslı" edebiyatta yeni bir türün -hayat kurgu'nun- başlangıcı olmalıdır. Evet, olaylar Mars gezegeninde geçiyor daha çok ve kurgusu da bilinen bilim-kurgudur. Fakat her kim bu romanı bilim-kurgu eserleri listesinde sıralasa da ben asla bunu yapamam; "Marslı" hayat-kurgu romanıdır. Zannetmiyorum ki bu güzide eser bize bilimsel veya teknik detaylar vermek ve Mars gezegeninde çaresiz kalmanın gerilimini yaşatmak için yazılmış olsun. Bana göre bu roman, bu kurgu Dünya'mızı anlatıyor, onun farkında olamadığımız gerçeklerine dikkat çekiyor, bıktığımız, anlam bulamadığımız, bunalıma girdiğimiz, nimetlerinin değerini bilmediğimiz dünyamızı bize olumlu anlamda inşa etmenin çabasını, mesajını veriyor. Bu yüzden kızıl gezegende mahsur kalıyoruz, oksijensiz kalıyoruz, yaşamımızı sürdürmek için bir hayat inşa etmemiz gerektiği durumda kalıyoruz. Ve bunun muazzam çilesini veriyoruz. Mars'taki yaşamımız ölümle mücadele ötesine varamıyor. Meğer ki Dünya'mızda da böyle değil midir?! En basitinden örnek olarak bir ağacın varlığı, bir ormanın ve yeşilliğin olmasını gösterebiliriz. Karbondioksidi alırlar, oksijen bırakırlar. "Kıyamet kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz" hadis-i şerifini tam da burada hatırlatmakta oldukça yerinde olacaktır. Tüm ağaçları ve yeşilliği mahvettiğimizi düşünelim. Mars'a gitmeye gerek kalmaz, Mark Wattney'in çilesini kendi gezegenimizde de tecrübe edinebiliriz. Nefes alamadığımız sürecin ötesi ölüm değil mi?! Üzücü değil mi hayatımızın ölümle mücadele üzerine kurgulanmış olduğunu bilmek; farkında olarak veya olmayarak. Marslı'nın aile, anne, okul, bilimin önemi, bize sunulmuş hayatın ne kadar muazzam bir nimet olduğunun farkında olma...gibi anlatmak istedikleri var. Siz Hermes'in nereseine takıldınız? Dünya'nıza dönünüz; mektubu götürüp annenize gösteriniz ve ona sarılınız, arkadaşlarınıza koşunuz ve onlara içtenlikle bakış atınız, okula gidiniz hocanızdan çiçek yetiştirmeyi öğreniniz.

Ahh.. "Marslı"!.. İnanıyorum ki en iyiler arasında kendine yer edineceksin ve yerinde sabit kalacaksın.

Anlatılacak çok şey var.Bu 'çok şey' diye tabir ettiklerimi her kesin okuyup kendince anlaması en doğrusu.

Keyifli okumalar!..

Benzer kitaplar

Anahtar Kelimeler: Andy Weir, Marslı, Bilim-Kurgu, Uzay Araştırmaları.

Edinilen her yeni bilgi, bir başka bilgiye kapı aralıyor ve insanın keşfetme, bilgiye sahip olma arzusu bu döngü içinde asla tatmin olmuyor. Bu tatmin arayışı insanlığın bilimsel anlamda daima ilerlemesini sağlıyor. Öyle ki, bir önceki çağın birikimleriyle ilerleyen bilim dalları artık geçmiş yüzyılların insanlarının hayalini kurduğu şeyleri bugünün insanına yaşatıyor. Bugün hayali kurulan şeyleri de olasılık ki gelecek yüzyılın insanları yaşayacak. Aslında bu gelecek yüzyıldan da erken olabilir. Çünkü bilimin ilerleyiş hızı, geçmiş zamanlardaki durum göz önüne alındığında hayli arttı. Yani, günümüzdeki bilim insanları geçmiştekilerden daha çabuk sonuca ulaşıyor. Bunda teknolojik gelişmeler, iletişim avantajları, yetişmiş beyinlerin fazlalığı gibi durumlar etkili elbette. Yine birikim!

Bilimsel birikim genellikle insanlığın yararına sonuçlar verse de kimi zaman da insanlık için bir tehlike. Bilimsel gelişmelerin insanlığa zarar vermesinin iki nedeni var. Birincisi amaçlanan hamlenin hâlihazırdaki birikimden daha fazlasını gerektirmesi ve bundan dolayı da bazı deneylerin kazayla sonuçlanması. Bu kazalarda bazı bilim insanları ya da topluluklar bilim için sağlıklarından hatta yaşamlarından olabiliyor. İkincisi ise bilimsel ahlâkın oluşmaması. İkinci neden bilimin “kötü insanlar”ın eline geçmesi olarak da basitçe ifade edilebilir. Bilimsel ahlâk olsaydı Hiroşima ve Nagazaki olur muydu?

Andy Weir, Marslı’nın başındaki üç beş satırlık biyografisine göre çocukluğundan beri programlarla uğraşan bir yazılımcı. Mesleği Weir’e bilim-kurgu romanı yazmak konusunda önemli bir avantaj sağlıyor. Weir bunu kimi yerlerde hakkıyla kullansa da bazı yerlerde bilimsel kimliği bazı dezavatajlar yaratıyor.

Weir’in kitabı, NASA’nın bir projesinin kazaya uğraması ile Hermes isimli uzay aracındaki altı mürettebattan birinin -Mark Watney’nin- Mars’ta –amiyane tabirle- mahsur kalmasını ve kurtarılana kadar da Mars’ta verdiği yaşam mücadelesini konu alıyor. Marslı’nın kurgusallığı gerçeklerden çok da uzak sayılmaz. Çünkü günümüzün uzay araştırmaları bunların mümkün olabileceğini kanıtlamakla birlikte gezegenler arası bir yaşamın da sağlanabileceğine dair ipuçları veriyor. Yani Weir, birçok bilim-kurgu romanına göre daha yakın bir geleceği kendine zaman seçmiş.

Roman astronot Watney’nin uzayda tuttuğu görev günlükleri, yazışmalar ve üçüncü kişili anlatıcının araya girdiği bölümler olmak üzere çok sesli ilerliyor. Günlük anlatım tekniğinin kullanılması olayları sıcağı sıcağına takip etmeye olanak verirken yazışmalar ve üçüncü kişili anlatıcının kullanılması da tekdüzeliği kırıyor.

Mark Watney, bir botanik mühendisi olmasına rağmen kimyadan uzay bilimlerine kadar her alanda ciddi bir bilgiyle donatılmış bir karakter. Kitabın sayfalarını devire devire ilerlerken Watney’nin donanımı nedeniyle gerçekten çok uzak idealize edildiği düşünülebilir. Ancak Nasa’nın bir proje için Mars’a gönderdiği altı kişinin sıradan bir bilgi birikimine sahip olması da beklenemez. Yani Watney, Mars’a gönderildiğine göre dünyanın en iyi altı astronotundan birisi. Dolayısıyla Watney’nin “mükemmelliği” abartılı gibi dursa da aslında olması gereken.

Watney’nin Mars’ta hayatta kalması için hemen her hamlesini doğru yapması, yanlış hamlelerinin de canını almayacak kadar ufak hatalar içermesi gerekiyor. Watney, kurtarılma planının gerçekleşmesini beklerken olumlu-olumsuz pek çok aksiyon yaşıyor. Marslı’da aksiyonun bolluğu çoğu okurun aradığı bir dozda. Ancak yaşamın olmadığı bir gezegende başına gelebilecek olayların sınırlı olduğu düşünülürse de bazı olayların birbirine benzemesi normal karşılanmalı. Watney’nin problemlerle mücadele etmesi bilgiye sahip olmanın yetmediğini, bilginin orijinal fikirlerle yeni durumlara uyarlanması gerektiğini de gösteriyor. Bu aslında dünyada da böyle. Bilgi insanın o kadar yanı başında ki artık ona sahip olmak yetmiyor. İnsanın bu ulaşılabilir bilgiyi diğer insanlardan özgün dönüştürmesi ve fark yaratması gerekiyor.

Marslı’nın bilim-kurgu dalında bir standardı yakaladığının söylenmesi mümkün. 416 sayfa boyunca bilime doyuyor okur. Marslı’ya yöneltilen eleştirilerden birisi kitabın çok fazla bilimsel terim içerdiği. Kitabın fazla bilimsel terim içerdiği doğru. Fakat bu terimlerin hepsi adeta bir öğrenciye ders verir gibi tek tek açıklanıyor. Dahası yazar Watney’nin ağzından, yapılan operasyonlar sırasında işe yarayacak hamleleri de işe yaramayacak hamleleri de uzun uzun açıklıyor. Bu bakımdan Marslı bir laboratuvara benzetilebilir. Bu da okurun bu kadar gergin ve hataya yer olmayan bir durumda hangi hamlenin neden seçildiğine ya da seçilmediğine ikna olmasını sağlıyor. Dolayısıyla ne terimler ne de bilimsel hamleler havada kalıyor. Eğer Watney’nin anlattıkları okura ulaşmamışsa bu da okuru ufak bir araştırma yapmaya sevk eder ki bu da felsefi söylemlerin son derece az olduğu bilim-kurgu romanlarının işlevlerinden en önemlisi.

Watney’nin Mars’taki macerası okuru peşine takıp sürüklerken gözden kaçan bir nokta var: Madem ki bir kaza oldu, Watney’nin öldüğü zannedildi. Neden NASA Watney’nin cenazesini dünyaya getirmek yerine hem ekonomik hem de bilimsel çıkarlar adına onu orada bırakmayı tercih etti. Halikarnas Balıkçısı’na göre denizde ölenler denizde kalırlar da Weir’e göre uzayda ölenler de uzaya mı gömülürler? Burada bilimsel ahlâk meselesine tekrar dönülüyor. Zaten bu konuda romanın bazı bölümlerinde hem Çinli bilim insanlarından hem de Watney’nin kendisinden NASA’ya ve dolayısıyla da bilim dünyasına cılız eleştiriler yöneltiliyor.

Marslı’nın zayıf noktalarından birisi kurgunun kitabın sonunda olabilecekleri tahmin etmek için okura müsaade etmesi. Okurken sonun ne olacağını bilen okur bunu anladığı andan sonrasında akışı izliyor yalnızca. Öte yandan roman, insan yaşamına uygun olmayan koskoca bir gezegende tek başına kalan bir insanın psikolojik durumunun yansıtılması konusunda da okuru doyurmuyor. Karakterle ilgili verilenler genellikle problemlerle başa çıkışı. Psikolojisini nasıl idare ettiği değil. Bir diğer zayıf nokta da romanın bazı bölümlerinde bilimsel anlamda bazı hatalı ifadelerin kokusunun alınması. Bahsi geçen bilim dallarında yetkin olanlar koku almakla kalmayıp bu hataları tespit edip kurguyu çürütebilir.

Özet olarak Marslı, bir bilim-kurgu romanının iki boyutundan birini tam, diğerini de az eksikle karşılıyor. Bilimsel kısmı tamam ancak kurgusal kısımda bazı zayıflıkları olan bir roman. Dil bir bilim-kurgu romanından beklenildiği üzere bilimsel terimlerle örülmüş ancak bu bazı yerlerde akıcılığı olumsuz anlamda etkilese de anlaşılırlık konusunda olumsuz bir etkide bulunmuyor. Watney kendi doğal diliyle yer alırken dil zaman zaman da gülümsetiyor. Sürükleyicilik açısından hayli başarılı olan Marslı bilimin insanlığa ne gibi yararlar sağlayabileceğinin yanı sıra ne gibi zararlar verebileceğini de içeriyor.
Kitap, bir kaza sonucu Mars'ta kalan Mark Watney isimli bir astronotun hayatını konu alıyor.
Bu kaza sonucunda onun tek yapması gereken, birileri onu kurtarana kadar hayatta kalmayı başarmak.
Weir'in mekanik, astronomi ve insanlı uzay uçuşları üzerinde oldukça fazla kafa yorduğunu görebiliyoruz. Öyleki kitaptaki teknik terimlerin birbirleriyle nasıl bağlantılı olduğunu kavrayamama, ne anlama geldiğini bilememe gibi sorunlar kitabın ancak okunmasını zor hâle getiririr.
Bu terimlerden benim gibi bi-haber olanlar için, ilk sayfadaki harita kısmına göz atmak gerekir en azından.- Hab, Schiaparelli, Pathfinder vs gibi.-
Evet zorlandım, fakat olay örgüsü gerçekten harikulâde. Bazı kitapları zihinde canlandırmak ayrı bir keyiftir ya, işte onlardan bir tanesi.

Filmi de gayet başarılı. Watney, zihnimdeki Watney'di. Esprilerine yer verilmemesi biraz soğukluk havası bırakmış olsa da kitaba sadık kalındığını söylemek mümkün.
Kitap okumayı, her zaman film izlemekten önce yeğ tutarım, ama bu kitap için aksini söylemek bence daha doğru olacaktır, buna inanmalısınız.
Bilim-kurgu türünde sayısız kitap vardır belki ama 'Marslı' kadar sağlam olanların sayısı çok azdır eminim. Goodreads okurları tarafından 2014 yılının en iyi bilim-kurgu romanı seçilmiş. Şaşırdım mı? Hayır. Çok iyiydi, fazla iyiydi. Böyle bir kitabı yazmak için yapılan çalışmaları düşünemiyorum teknik detaylar,verilen bilgiler oldukça iyi bir olay örgüsüne oturtulmuş. Yazarımız Andy Weir'in oldukça eğlenceli bir anlatımı var. Sinemaya uyarlanmış olması da beni ayrıca mutlu etti, hemen filmini izlemeliyim. Okumayanlar durmanız hata. Kitabı alın, başlayın ve Kızıl Gezegen'in tadını çıkarın.
"Mars" merakıyla okuma arzusundaysanız, bu arzudan vazgeçin derim. Bu roman Mars'ı değil, Dünya'mızı (hem de dünyamızı) anlatıyor. Kendimizi anlamanın en iyi yolunun kendi dışımıza çıkmak olduğu söylenir. Bunun gibi dünyamızı da anlamlandırmanın en iyi yolu dünyamıza onun dışındaki konumdan bakmaktır. Dünyamızda yakalama imkanımız olmadığı bakış açısını Mars'ta veya herhangi bir gezegende yakalama şansımız vardır. İşte Marslı bu bakış açının eseridir.
Yoruma ne yazacağımı çok düşündüm. Çünkü bu kitap harika sevgili kitap dostlarım. Nasıl ifade edeceğimi tam olarak kestiremedim bir süre.

İlk olarak şunu söyleyebilirim ki, tam bir uzay meraklısıyım. Uzay, uzaylılar, gezegenler, yıldızlar vs. hep merak ettiğim konular olmuştur. Bu kitabı bu sebeple okumak istedim.

Kitap, Mars'ta tek başına mahsur kalan botanist Mark Watney'yi anlatıyor. Kitabın içinde aşırı bilgi var. Ama hepsi harika bilgiler. Yavaş yavaş okudum ki bilgileri anlayabileyim. Mars'ta mahsur kalsam, bu kitap sayesinde hayatta kalırım. Okurken kendimi kimya öğreniyor gibi hissettiğim doğrudur. Çünkü -tekrar söylüyorum- aşırı bilgi var. Hatta bir ara kitabın ortalarındayken bilgiden bunalmıştım, fakat bırakamadım kitabı. Çok merak ediyordum. Son elli sayfada heyecandan mahvodum.

Bunu belirtmeden geçemem. Tam bir Mark Watney hayranı oldum. Esprileri çok komikti ve esprilerinde kahkahalarla güldüm.

Ayrıca kitabın kapağı çok güzel. Garip bir dokusu var -nasıl isimlendirmeliyim bilmiyorum- ve çok hoşuma gitti.

Kısacası, goodreads okurları tarafından 2014 yılının en iyi bilimkurgu romanı seçilen bu kitabı 2 Ekim'e kadar okumanızı öneriyorum. Çünkü o gün filmi vizyona girecek. Filmi iple çekiyorum!
İyi okumalar dilerim!
Bilimkurgu seven bir mühendis olarak "Marslı"ya bayıldım diyebilirim.

Bu tarz kitaplarda edebi değere çok takılmamak lazım. Yazar hikayeyi başarıyla kurgulayıp sürükleyici bir şekilde, hele de esprili bir dille anlatıyorsa kitap benim için başarılıdır.

"Otostopçunun Galaksi Rehberi"ni okurken, "3 Idiots"ı izlerken aldığım keyfi aldım. İlk fırsatta filmine gidip sinemanın büyülü dünyasında da yaşayacağım bu keyfi.

MARK WATNEY UMUDUMUZDUR!!!

:)
Marslı gerçekten çok ince ayrıntısına kadar düşünülmüş bir kitap. Bütün kitap boyunca Mars'ta kalan bir astronotun yaşam savaşını okuyorsunuz ve onu okurken bu kadar hem bilimin hem de teknolojinin iç içe olması gerçekten mükemmel. Ayrıca yazarın şakacı dili burada çok güzel bir motivasyon oluşturuyor ve kitabı bitirmenize bir hayli yardımcı oluyor.
Kitabı özetlemek istediğimizde bir cümleyle bile özetleyebilirken yazarın bu özeti 416 sayfaya dolu dolu sığdırabilmesi ve bunu dilindeki akıcılığıyla harmanlayıp okuyucuya bu şekilde sunması gerçekten mükemmeldi.
Evet ilk başlarda bu kadar ayrıntıya girebiliyor olması insanı şaşırtıyor ve diyorsunuz ki acaba gerçekten yapılsa olur mu? Ama kitabın ortalarında bu kadar derine inmeye devam etmesi bazı yerlerinde benim sıkılmama neden oldu. Çünkü gereksizce uzatmış gibiydi ama genele baktığım zaman kitap gerçekten çok farklıydı. Olağanüstü bir kurgusu vardı diyebilirim.
Ayrıca NASA'nın, Çinli bilim insanlarının ve ekibin her şeyini seferber edip Mark Watney'i kurtarması ellerinden ne geliyorsa yapmaları gerçekten çok iyiydi.
"O, DÜNYANIN EN ÜNLÜ ADAMI. SORUN ŞU Kİ, DÜNYA'DA DEĞİL. "
Kurgusu o kadar güzel ki kitabın. Bitirene kadar elimden bırakamadım. Marsta öldü diye bırakılan adamın, eldeki imkanlarla Marsta kendine kurduğu yaşam mücadelesi. Uzayın bilgileri ışığında kurgulanmış harika bir bilim kurgu romanı. Kitabın filmi de varmış. İlk fırsatta onu da izlemeyi düşünüyorum.
Bu kitap bi harika dostum! Mark Watney tam bi kriz yönetimi ustası. İster istemez okurken ona hayran olmaya, her ne yaşıyorsa onunla beraber yaşamaya başlıyorsunuz. Tabi bu sırada Mark Watney sayesinde sürekli kendi kendinize gülüyorsunuz. Kitaba yönelik eleştiriler genellikle çok fazla terim kullanılmış şeklinde oluyor. Fakat bir bilimkurgu kitabı okuyorsunuz elbette terimler olacak, olmazsa zaten kitap gerçekliğini yitirir. Ve bazı kitaplarda her kelimeyi derinlemesine anlamak zorunda değilsinizdir sadece kendinizi olayların akışına bırakmanız gereklidir. Ben okudum ve çok beğendim bitmesin diye yavaş yavaş okumama rağmen iki günde bitti ve beni bi başıma bıraktı. Bilimkurgu seven herkese tavsiye ediyorum aşık olacaksınız!
İnsanoğlu, pek bilinmeyen bir gezegende tek başına, elinde pek fazla imkan olmadan ne kadar yaşayabilir?Özellikle bu gezegen; kızıllığın, eksi 150 derecelere varan soğukluk ve kum fırtınalarında zifiri bir karanlıklara sahip olan Mars gezegeni olursa.Bir kere hayal edinin.Yanında hiç kimsenin olmadığı bir toprak parçasında delirmeden nasıl, ne kadar hayatta kalınabilir?

İşte kahramanımız Mark Watney bu soruların cevabını uygulamalı bize aktarıyor.Ares 3 görevi adı altında Mars'ta incelemede bulunan Hermes adlı Uzay aracımız içindeki 5 mürettabatıyla, ansızın çıkan bir arıza ile görevi iptal edip, dünyaya geri dönmek zorunda kalırlar.Lakin unuttukları bir kişi var:Botanikci, zeki, esprili astronotumuz Watney.Aslında unutulmuyor.Çünkü arıza esnasında göğsüne saplanan bir anten parçası ile yaşam fonksiyonları sona eriyor.Ve bunu uzay aracı -genç arkadaşımız kesinlikle öldü- diye rapor ediyor.

Son seferi kaçıran Mark Watney'de aklını kaçıracak mıydı acaba?Hemen bir yolunu bulup bu gezegenden kurtulmanın yollarına bakacaktı doğal olarak.Tabi sesini duyurabilecek bir canlı olsa da hiç fena sayılmazdı.Kahramanımız bu kızımtrak gezegenden kurtulabilecek miydi?Yoksa yalnız başına ölüme mi terkedilecekti?Bunu Watney'in komik, zeki, sıkmayan, sanki onun yerinde kendini sanıyormuş gibi bir hisle okuyacaksınız.

FAKAT...Şimdi geldi olumsuz yerine.Olumsuz dediysem çok değil.Sadece tartışmalı olumsuz bir ön yargı diyelim.Kitap boyunca sık sık, arıza, teknik problemler, rutin işler biraz sıkıyordu.Beni de biraz sıkacakken, beynim bunun zaten böyle olacağını söyledi.Niye?Çünkü Mars denen gezegende gidip görebileceğiniz bir yan komşunuz yok, konuşup dertleşebileceğiniz bir akrabanız yok, gezip tozabileceğiniz bir kız arkadaşınız veya mangal yapıp çay demleyeceğiniz bir yerde yok.Daha da açıyım:Bu eser bir bilim kurgu ve konu Mars'ta tek başına kalmış bir insanın hayatta kalma mücadelesi.Yani oyun tek kişiliktir.Sıradan bir gerilim , macera kitabı olsa konu, yer, mekan patlaması ile okuyucu sıkılmaz.Ama burada ne yapsın garibim.Bundan dolayıdır ki 1.5 yıl bekleme- kurtarılış yaşam çizgisinde, yazarımız bu teknik, rutin konularının ayarını iyi yapmış.Mark Watney'i bize sıkıcı bir palyaço gibi yansıtmamış.Güzel bilgiler ve insanlığın, bir canın ne kadar değerli olduğunu anlatıyor.Matematik bilgiler biraz fazla olabilir ama bilgilendirici.Bunun için düşük ayarda okumalıyız.Sırada ki Mars yaşamına katılacak okurlara tavsiyemdir bu kitap.:)))
Küçük boyutlu basınç alanlarında karşılaşılan sorun CO₂ zehirlenmesidir. Dünyadaki tüm oksijene sahip olun, CO₂ seviyesi yüzde 1'in üzerine çıktı mı uyku bastırmaya başlar. Yüzde 2'de sarhoş gibi olursunuz. Yüzde 5'te bilincinizi kaybetmeniz an meselesidir. Yüzde 8 sizi eninde sonunda öldürecektir. Hayatta kalmak oksijenle alakalı değildir, CO₂'ten kurtulmakla alakalıdır.
Andy Weir
Sayfa 263 - İthaki
...En büyük tehlike umudunu kaybetmesi. Eğer hayatta kalma imkanı olmadığı sonucuna varırsa, çabalamayı bırakacaktır.
Dünya üzerinde olmayan her hangi bir yere, hiçbir ülkenin sahiplik iddia edemeyeceğini söyleyen bir uluslararası bir anlaşma var. Başka bir anlaşmada da, eğer herhangi bir ülkenin toprağı üzerinde değilseniz, deniz hukukunun geçerli olduğunu söylüyor.
Yani Mars "uluslararası sular" sayılıyor.
Andy Weir
Sayfa 294 - İthaki
"Daha önce hiç yanlış otoban çıkışına girdiniz mi? Geri dönebilmek için diğer çıkışa kadar gitmeniz gerekir ama siz yolun her bir santiminden nefret edersiniz çünkü hedefinizden giderek uzaklaşmaktasınızdır."
Andy Weir
Sayfa 344

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Marslı
Yazar:
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
416
ISBN:
9786053753902
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Martian
Çeviri:
Emre Aygün
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Goodreads okurlarına göre 2014'ün En İyİ Bilimkurgu Romanı! Altı gün önce, Mark Watney Mars'a ayak basan ilk insanlardan biriydi. Şimdi ise, orada ölmesi neredeyse kesin.

"Çok uzun zamandan beri okuduğum en iyi kitap. Zeki, eğlenceli ve gerilim dolu. Marslı, bir romandan isteyebileceğiniz her şeye sahip."
-Hugh Howey, Wool serisinin yazarı-

"Sürükleyici… Defoe'nun Robinson Crusoe'su sanki daha zeki biri tarafından yazılmış gibi."
-Larry Niven, Hugo, Nebula ve Locus ödüllü Halka Dünya romanının yazarı-

"Bu kitap tam da benim gibi okuyucuların seveceği türden."
-John Scalzi, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin Hugo ve Locus ödüllü yazarı-

"Andy Weir'in yazdığı Marslı şimdiye kadar okuduğum en iyi bilimsel bilimkurgu romanı. Bu romanı -başka bir kitap hakkında hiç böyle bir şey söylemedim- edebi anlamda da elden bırakmak mümkün değil."
-Dan Simmons, Hugo ödüllü Hyperion serisinin yazarı-

"Marslı aklımı başımdan aldı!"
-Ernest Cline, Başlat romanının yazarı-

"Aksiyon ve uzay macerasının kusursuz bir karışımı."
-Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.458 okur

  • Rümeysa ÖZDEMİR
  • Mehmet Çetinkaya
  • Özgüm Coşkun
  • Yaprak Onur
  • Şevval Çağlar
  • İpek Özparla
  • Asiye Köse
  • Yuva
  • Sıla
  • Kadir Doğan Akalın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.1
14-17 Yaş
%21.5
18-24 Yaş
%28
25-34 Yaş
%25
35-44 Yaş
%13.1
45-54 Yaş
%4.7
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.6
Erkek
%39.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.4 (239)
9
%27.7 (211)
8
%20.5 (156)
7
%12.1 (92)
6
%3.8 (29)
5
%2.5 (19)
4
%0.8 (6)
3
%0.9 (7)
2
%0.1 (1)
1
%0.3 (2)

Kitabın sıralamaları