·
Okunma
·
Beğeni
·
25,5bin
Gösterim
Adı:
Ben Robot
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053756040
Orijinal adı:
I, Robot
Çeviri:
Ekin Odabaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Ben Robot
Ben Robot
I, Robot
I, Robot - Short Stories
Mən Robot
Ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov’un bilimkurguya en büyük katkısı Üç Robot Kanunu’dur. Üç Robot Kanunu’na göre;

1. Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
2. Robotlar, Birinci Kanun’la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
3. Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun’la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.

Ben, Robot’ta, Isaac Asimov en ünlü 9 robot öyküsünü toplamıştır. Bu öyküler, gelecek nesillerin robot öyküleri için bir yol gösterici olmuş, bilimkurguda robotun ciddiye alınmasını sağlamıştır. Asimov, bu öykülerle konuşma yetisi olmayan robotlardan insanlığın iyiliğini gözeten makinelere kadar, robot tarihinin izini sürüyor.
Ben, Robot 25 sene sonra yeni edisyonuyla, İthaki Bilimkurgu Klasikleri dizisinin bir parçası olarak geri dönüyor.
238 syf.
·4 günde·8/10 puan
YouTube kitap kanalımda Ben Robot kitabını önerdim: https://youtu.be/Zi_3twAwIPM

14 milyar yıllık evrende robotların üretilmeye başlandığı döneme denk gelmek.

Şu anda bu yazıyı 30 Ekim 2018 tarihinde yazıyorum. Bir zaman kapsülü gibi düşünecek olursak, eğer ki, 1000kitap babadan oğula ya da herhangi bir şekilde nesilden nesile geçen bir site haline gelirse, evren ve dünya da varlığını hala sürdürüyor olursa bu yazının, 50 ya da 100 yıl sonra robotlar tarafından yorumlanabilecek olması hiç işten bile değil.

Robotların evriminin ne kadar hızla geliştiğinin küçük bir kanıtı olarak, bazı sitelere giriş yaparken karşımıza çıkan "Ben robot değilim." kutucuğuna kendi iradesiyle olmasa bile tik atabilen robotların olması https://www.youtube.com/watch?v=fsF7enQY8uI ve Boston Dynamics şirketinin her yüklediği videoyla önümüzdeki yıllar içerisinde robotların yaygınlaşacağı gerçeğini yadsımak mümkün değil gerçekten. Örnek : https://www.youtube.com/watch?v=kHBcVlqpvZ8

Asimov'un robotları, Üç Robot Kanunu denilen, insanlara zarar veremeyen, insanlara zarar gelmesine göz yumamayan, insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorunda olan ve robotların kendi varlıklarını korumak zorunda olduğunu bildiren küçük bir kurallar bütünüyle düşünülmüş. Böyle bir durumda ise en sıkıntı konu, otoriteler değiştiğinde, kanunların kararları başka düşüncelerdeki ellere geçtiğinde kanunların eski hükümlerinin sürüp sürmeyeceğidir.

Robotlar konusunun kırılma noktası benim açımdan, robotları bir birey yani tıpkı bir insan gibi mi göreceğimiz, yoksa onları birer makine, kablo zırvalarından ibaret olarak mı tanımlayacağımız. Aynı Pitbull cinsi köpeklerin kötü niyetli kişiler tarafından eğitildiğinde sonuçlarının vahşet olabildiği gibi, iyi niyetli kişiler tarafından terk edilmiş bir yerde bulunup onlar tarafından eğitildiğinde de etrafına hiç zarar vermeyen köpekler haline gelmeleri gibi.

2 puanı Özgür Demirtaş'ın robot olma ihtimalinden bahsetmediği için kırd... Şaka şaka. Kelime çeşitliliği, edebi anlatım zenginliği ve yazarın yazım üslubu konularında bana pek bir edebi zevk vermediği için 2 puanı kırma kararı verdim. Bunun dışında konunun özgünlüğü ve içerdiği ütopik-distopik karışımı dünya gayet ilgi çekici.

Ütopik yönden bakacak olursak, insanların gücünün yetmediği ekstrem durumlarda robotlar pek çok işlev görecek. Belki de ileride robotların çeşitlenmesiyle birlikte bir Transformers misali bakkala ekmek almaya bir robotu yollayabileceğiz ya da krizle beraber artan otobüs fiyatlarından etkilenmemek için yine aynı robotumuzla istediğimiz kadar seyahat edebileceğiz.

Distopik yönden bakacak olursak, robotlar pek çok meslekteki kişinin işsiz kalmasına yol açacaktır. İnsanların kolaylığı için düşünülen pek çok şey, insanların aynı zamanda tembelliğine ve iletişimin kısırlaşmasına da yol açmaktadır. Robotların iş görme özellikleri bir bakıma insanların gittikçe tembelleşme evrimi olarak zamana yavaş yavaş yansıyabilecektir. Otorite paradigmaları değiştikçe, kanunlar ilk halleriyle kalmadıkça, robotların yaşayışını belirleyen kurallar da ister istemez kötü niyetli kişiler tarafından değiştirilecektir. Böylelikle Orwell'ın Hayvan Çiftliği yasaları misali, kanunlar kolaylıkla değiştirilebilme imkanı bulacak ve otorite sahibi insanlar da bu kanunları kendi siyasi çıkarları için maalesef ki kullanabileceklerdir.

Kitabın kapağındaki görselin Auguste Rodin’in Düşünen Adam heykelini çağrıştırdığı ise aşikâr. Zamanın Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başhekimi Fahri Celal Göktulga’ya, bu heykelin bir akıl hastanesinin bahçesinde bulunmasının neyi ifade ettiğini sormuşlar. Göktulga yarı şaka yarı ciddi gülümseyerek: “Hastane dışındakilerinin durumu içeridekilerden daha kötü, bu heykel onların durumu ne olacak diye düşünüyor.” demiş. Aslında buradan robotlar konusuna tümevarım yapacak olursak, insanların durumunun dünya şartlarıyla da beraber zamanla daha da kalitesizleşip robotların çağının yavaş yavaş gelmeye başladığı da söylenebilir. Distopik yön olarak bu, insanların geldiği güncel halin çıkmazına ve çaresizliğine karşılık Asimov tarafından getirilen bilimkurgu türünde bir kaygı olarak belirtilebilir.

Asimov, kendisinin de dediği gibi, bu kitabıyla birlikte ne bize herhangi bir siyasi sınıfı, ne dönemin siyasi bir karışıklığını, ne de dinle ilgili herhangi bir mesaj vermek istemiş. Tam tersine, dinlerden ve siyasi karışıklıklardan meydana gelen savaşları tekrar tekrar anlatmaktansa konuyu robotlar gibi epey ileri görüşlü, insanlara belki de çok farklı konularda yarar sağlayabilecek ve göz alıcı bir konuyu çekmek istemiş.

Filminin, kitabından daha çok bilinip izleniyor olması konusunda Maymunlar Gezegeni kitabının önsözünde Kutlukhan Kutlu'nun demiş olduğu çok önemli cümleler var, onları da burada belirtmek istiyorum :
"Biz kitapseverler için filmlerin etki alanının büyüklüğünü, kitap sayfalarında başlayan öykülerin kitlelerin zihninde daha çok film kareleriyle yer ettiğini kabul etmek bazen zordur. Özellikle de sevdiğimiz metinler söz konusuysa. Gelgelelim nice kitabın kaderi, filmlerinin gölgesinde yaşamak oluyor. Çok da şaşırtıcı değil bu, ne de olsa sinema, özellikle de serpildiği yirminci yüzyıl içinde popüler kültür üretmeye ve kitlesel aşinalık yaratmaya kitaplardan epey daha yakın gezindi. Hedefi on ikiden vurduğunda da ortaya fenomenleşmiş filmler, unutulmaz anlar çıktı."

Konu tamamen halk ve kitlelerin onayı, popüler kültürün hizmet ettiği alanın hazır ürüne daha yatkın olması ve kitlelerin beynini bir şey okumak üzere yormak istemediğinden geliyor. Şimdi isteyen gitsin filmini izlesin, ben robotlarla ilgili başka şeyler okumak üzere araştırmaya gidiyorum.

Parti kurun, oy verelim robotlar!
248 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
İlk kez 1939 yılında yazmaya başladığı ve 1942 senesinde yayınlanan robot hikayeleriyle Asimov neden bilim kurgunun Üç Babasından birisi olduğunu bu çok kaliteli eseriyle kanıtlıyor. O zamanlar robotlarla ilgili hikayeler yok muymuş peki? Elbette varmış ama neredeyse hepsi distopik ve insanı korkutan türden şeylermiş. İşte bizim Rus Asıllı Amerikan yazarımız Isaac Asimov daha yapıcı, daha olumlu ve daha ütopik dünyalar düşlemiş ve yeterince gelişmiş bir teknolojinin adeta büyüden farksız olduğunu bize kanıtlamış.

Kitap 9 farklı kısa hikayeden oluşuyor ama öyle 9 hikaye ki sanki hepsi yapbozun bir parçası gibi birbiriyle oturuyor. Bütün öyküler o kadar kaliteli ki ben ne okuyorum yahu diyorsunuz resmen. İçinde kendini diğer robotların peygamberi olan robotlar veya beyin okuyan robotlar bulunan enfes hikayeler mevcut. Asimov bir Biyokimya Uzmanı yani bu yüzden çok fazla teknolojik bilgisi yok ama yazdığı yazıları O zamanlar yakın arkadaşı olan Carl Sagan’a gönderip fiziksel açıdan doğru mu değil mi diye kontrol ettiriyormuş. 1930lu yılları tekrardan düşünürsek o zamanlarda kadınların ne kadar özgürlüğünün kısıtlandığını ve ne kadar geri plana atıldıklarını hatırlamamız gerekiyor. İşte Asimov’un kitabında yaptığı bir başka Büyük İş de bu evrenin merkezinde bir Robopsikolog olan Susan Calvin adlı kadın karakterin olması. Dikkat ettiyseniz sayın Susan’ın mesleğine robopsikolog deniyor yani robotlar için tasarlanmış ayrı bir psikiyatri bölümü mevcut. Onların da düşünebilen ve hissedebilen birer canlı olduklarını ve duyguları olabileceğini hayal etmiş üstadımız. Mental sağlık insanlarda olduğu gibi robotlarda da en ön planda bulunan bir durum.

Ben, Robot öyle bir eser ki her hikayesinde size farklı şeyleri sorgulatıyor ve sizin çok fena ufkunuzu açıyor. Mesela Elon Musk küçükken en çok etkilendiği yazarın Asimov olduğunu ve Mars’a gitme hayalinin o zamanlarda başladığını söylemişti. Onun haricinde günümüzde çok önemli hayran kitlelerine ulaşan Star Trek, Matrix gibi bir çok başyapıtın çok net ilham kaynağı olmuş ve hatta Türk Börü dizisinde bile ismi geçmiş bir yazar ve kitaptan bahsediyoruz. Bu kitapla aynı isimli ben robot adında Will Smith’in oynadığı bir film bile var ama ondan çok da bahsetmeye gerek duymuyorum çünkü pek alakası yok bence çerezlik bir yapım olmuş.

Robotların tek sıkıntılı yanı gülerken metalik diyaframlarından ötürü çıkan o garip ses. İnsanlar normalde gülerken aksama yaşayarak güler halbuki bu robotlar direkt olarak hahaha diye gülüyor ve insan olmadıklarını, asla da olamayacaklarını oradan anlayabiliyorsunuz.Tabi ki hepimizin de bildiği gibi Boston Dynamics adlı firma bu sıralarda köpek şeklinde her arazide gidebilen robotlar tasarladı ve çok dost canlısı görünüyorlar. Sonuç olarak insanlığın robotlarla birlikte yaşam sürmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.Terminatör filmindeki gibi Düşman mı yoksa Ben,Robot kitabındaki gibi Dost mu olacağı tamamen belirsiz. Ben bu kitabı okurken çok keyif aldım ve aynı Semih reyizin incelemelerinde olduğu gibi Çok kaliteli bir yapıt okuduğumu her sayfasında hissettim. Herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.
248 syf.
·3 günde·9/10 puan
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 26. kitap oldu. Bilimkurgunun en büyük ustalarından biri olarak kabul edilen Isaac Asimov’un dünyasına bu kitap ile girdim ve korkarım tüm kitaplarını okuma isteği oluştu içimde. İşte bu gerçekten de korkutucu.

Öncelikle Isaac Asimov, Robotbilim Kanunları (Robot Yasası) olarak da adlandırılan 3 maddelik bir kanun ortaya çıkarmış. Kanunun maddelerini dikkatli bir şekilde incelediğimde, Asimov’un bu üç madde üzerinde ciddi ve titiz bir çalışma ortaya koyduğunu fark ettim. Mesleğim gereği, kanunlarla ve kurallarla yakında ilgili olan biri olarak, maddelerin her birinin kendi içerisinde tutarlı olmak üzere, çerçeve nitelikte, mükemmel maddeler olduğunu söyleyebilirim. İleride bir robot kanunu çıkarılacak olursa sadece bu üç madde biz insanlara yeterli olacaktır:

"1. Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
2. Robotlar, Birinci Kanun'la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
3. Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun'la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır. "

Sıkılmayacağınızı bilsem, bu üç maddeyi de ayrıntılı bir şekilde irdeleyip neden çok beğendiğimi uzun uzun ifade etmek isterdim. Ancak kitabın incelemesi açısından böyle bir çabaya girişmem tamamen gereksiz ayrıntıya girmek olur.

Kitabın konusuna gelirsek, kitap robotlarla ilgili farklı farklı öykülerden oluşuyor. Her birinin ortak özelliği, yukarıda belirttiğim Robotbilim Kanunları ile robotlar… Kitabın içerisindeki öyküler, robotlar konusunda uzmanlaşmış robopsikolog (robot psikoloğu) Dr. Susan Calvin ile genç bir muhabirin röportajı esnasında Susan Calvin tarafından anlatılan çeşitli robot öyküleri ve anılardan oluşuyor. Bütün öyküleri ayrıntılı bir şekilde anlatmaktansa genel hatlarıyla ifade etmek en mantıklı yol olarak görünüyor.

Robot öyküleri içerisinde, çok ilginç ve insanı gerçekten robotlar üzerine düşünmeye iten çeşitli konular mevcut. Kimisinde bir robot, bir çocuğun en iyi arkadaşı oluyor ve aralarında duygusal bir bağ kuruluyor. Kimisinde insanları küçük gören dindar bir robot ile karşı karşıya kalıyoruz. Kimisinde zihin okuyabilen bir robotla, kimisinde ise politikaya atılma mücadelesinde olan bir robotla karşılaşıyoruz... Hepsi de mantık zemininde önümüze sunulan ve ileride karşı karşıya kalabileceğimiz türden öyküler. En ufak bir saçma bilgiyle karşılaşılmadığı için Asimov’un ne kadar usta bir bilimkurgu yazarı olduğunu kolaylıkla anlayabiliyor insan. Kaldı ki, bu öyküler, Asimov tarafından çok küçük yaşlardan itibaren yazılmaya başlamış öyküler.

İleride robotlar hayatımızın neresinde olurlar kestirmek mümkün değil; fakat yakın zamanda en iyi dostlarımız olan hayvanların yerlerini almaları mümkün görünüyor.

- Kim bütün işlerini gören, itaatkar bir robota hayır diyebilir ki?
- Kim sürekli çocuğunun başında ona çok iyi bakan bir robotu istemez ki?
- Kim insanı zehirleyen madenlere insanları değil de robotları gönderip çalıştırmaya hayır diyebilir ki?
- Kim robotuna bütün işlerini yaptırıp kendine daha fazla vakit ayırmak istemez ki?

Robotlar ileride çok işimize yarayacak. O sebeple bu kitabı bir an önce edinip okumanızda fayda var.
248 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İnsanların robotları neden yaptığından başlayarak en ileri seviye nereye kadar geçebileceğine kadar hikayelerle bize sunulan bir bilim kurgu kitabı.
Kitap 11 hikayeden oluşuyor. Her hikâyede robotların farklı modellerini görüyoruz. Örneğin 'Robbie' hikayesinde robotumuz konuşamayan bir dadı. 'Bu dadı neden alındı, neden gerek duyuldu, sonrasında ne oldu, üst modeli çıkınca Robbie'ye neler yapıldı?' sorularının cevabını görüyoruz. Böyle böyle başka başka hikayeler de var. Biri beyin okuyor, biri uzaya mekik çıkarıyor, biri kendi zekasıyla insanları alt ediyor...
Benim en beğendiğim hikaye ise 'Mantık' bölümünde kendi varoluşunu sorgulayan robot oldu. Gerçekten inanılmazdı.
248 syf.
·2 günde·8/10 puan
Asimov’un okuduğum 10. kitabıydı ve yazarın üslubunu az çok tanıdığım için okurken gerçekten tanıdığım birinden hikayeler dinliyor gibi hissediyorum..Son derece akıcı, bazı yerlerde ufak ufak birbirine bağlanan robot hikayeleri anlatıyor kitap. Robotlar gerçekten çok zeki hatta korkutucu derecede zeki yazmış Asimov, son olarak üç robot kanunu şimdiye kadar okuduğum bilimkurguya en büyük armağan olarak gördüğüm şeydir.
248 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bilim kurguyla tanışmak için en güzel seçim diyebilirim. Bazı yerlerde sesli güldüm. Harika bir bilimkurgu. Bu yaşıma kadar nasıl okumamışım kendimi esefledim.
248 syf.
·8 günde·8/10 puan
Toplantı kitabı; Ben Robot. Ortalıkta kitabın okunduğuna dair birtakım izler var lakin okunmuş olduğuna ilişkin hiçbir görüş, fikir veyahut düşünce yansıması ne yazık ki yok. Zannediyorum ki aksiyon bütünüyle toplantıya bırakılıyor ama kendi adıma ben, böyle bir yol izlemeyeceğimi belirterek kitapla alakalı yorumuma geçmek istiyorum.

Kitap bir bilimkurgu kitabı, esasen ben bu minval üzere olan kitapların varsa filmlerini izlemeyi tercih ediyorum hoş filmi olmasına mukabil toplantı kitabı olduğu için okumak zorunda kaldım. Genel anlamda neden izlemeyi tercih ettiğime gelelim. Benim kitap okumak özelinde kitaptan bazı beklentilerim oluyor her okur gibi; edebi beklenti, kelime oyunları, anlatımın güzelliği ve derinliği vs. vs. benzeri şeyler. Bu kitap nezdinde beklentilerimin kendi ayakları üzerinde durarak bana ağırlığını hissettirmesini zaten ummuyordum ama bu kadar da kötü bir anlatımı gerçekten beklemiyordum. Yazarın zihnine, robot ve gelecekteki teknolojiye ilişkin çok güzel düşünceler gelmiş fakat bunu daha güzel nasıl yansıtabilirim ya da daha hoş nasıl gösterebilirim diye hiç düşünmemiş ya da herhangi bir çaba sarf etmemiş gibi geldi bana.

Bir gazeteci, bir Psikolog olan Dr. Calvin ile uzun ve günlere yayılmış bir röportaj gerçekleştiriyor, yıl iki bin yüzler falan, anlatım esnasında zamanlar bir ara dili geçmiş zaman oluyor sonra şimdiye dönüyor derken ortalık karışıyor, kim anlatıyor kim dinliyor neredeyiz ne yapıyoruz hiç belli olmuyor birde üzerine bilimsel kelimeler derken odaklanma sorunu yaşanıyor, bu sorunun üzerine, belli bir olay üzerinden devam eden bir kurgu ya da anlatımın olmadığı yani aslında Dr. Calvin’in şahit olduğu robotlarla ilgili birden fazla deneyiminin yansıtılmaya çalışıldığı sonradan anlaşılıyor.

Anlatımı, edebi yönünü bir kenara bırakarak içerikle alakalı düşüncem ise oldukça olumlu. Doğrusu her bir robot hikayesi çok hoşuma gitti, odaklanabildiğim ölçüde büyük keyif aldım. Bu noktadan sonra ufak tefek merak kaçıranlar verebilirim ama bana sorarsanız okumaya devam edin çünkü okuma arzunuzu kaçıracağını düşünmüyorum.

Bütün hikayelerin ana çıkış noktası kitabın başında yazan 3 yasa. Peki bu yasalar ne der bir bakalım;

1. Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
2. Robotlar, Birinci Kanun'la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
3. Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun'la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.

Bu yasalara istinaden Dr. Calvin’in bizzat müdahil olduğu hikayeleri anlatıyor kitabımız. Hikayeler dediğim gibi bazı beklentileri düşürerek okuduğunda sizin mantığınızı zorlamasıyla ve çözümler üretilirken düşündürmesiyle oldukça keyif veriyor.

Çok fazla derin okuma yaptığımdan mıdır nedir kimi hikâyeyi okurken metaforlar var gibi geldi bana. Emin olmamakla beraber; İnançlı insanların robot olarak gösterildiği kanısına vardığımı ifade ederken neden bu kanıda olduğumu da yazmak istiyorum. Bir hikayesinde, hikâyenin başlığını hatırlamıyorum ama baş rolünde Şirin adında bir robot vardı. Şimdi bu Şirin varlığını sorgulayan, “Ben varım, çünkü düşünüyorum.” Diyen bir robot hatta hikâyenin bir diğer ana kahramanı olan iki bilim adamının “Seni biz yaptık buna inanacaksın.” Demelerine mukabil; “Bana söylenenleri oldukları gibi kabul edemem.” Diyerekten önce varlığını sonrasında da nasıl var olduğuna dair sorgulamalarını yapıyor hikâyenin ilerleyen bölümlerinde, sonraları bir yaratıcının, öncelikle insanları yarattığını sonrasında ise insanların kusurlu ve eksik bir yaratılışı olmasından kendilerini yani acıkma, yeme, içme, uyuma gibi zaruri dürtüleri olmayan daha üstün ve interaktif bir yapıda olan robotları yarattığını ileri sürüyor. Onları yapan insanların sözlerini dinlemeyip zihninde yarattığı kendi tanrısına inanmaya başlıyor ve diğer ona bağlı robotlara da kendisinin bir peygamber olduğunu ve yaratıcıya hizmet ettiğini, bu sebeple onlarında tanrısına hizmet etmesi gerekliliğini yayıyor. Yani özetle bilim adamları inançsız, her şeyi bilimin var ettiği alt mesajını vermeye çalışırken robotlar ise bu işin bir yaratıcının eli ile yapıldığı alt mesajını vermeye çalışıyor ama biz okurken robotları oluşturanın bilim adamları olduğunu bildiğimiz için bir anlamda öyle bir tanrının olamayacağı gözünden bakıyoruz olaya ve tamda bu sebeple yazarımız; yine tekrar ediyorum emin olmamakla beraber Ateist tarafı savunduğunu gözlemlemiş oluyoruz.

Bir başka hikayesinin ana teması; intikam duygusuydu ve benim dikkatimi celp ettiğinden bu hikâyeye de değinmek istedim. Hikâyede zihin okuyan bir robot var, zihin okuduğundan kendisine bir başka insan için sorulan sorularda yalan söylemek zorunda kalıyor. Çünkü soruyu soran kişinin zihnini okuduğundan hemen birinci yasa devreye giriyor ve zihnini okuduğu bireyin zarar görmemesi için gerçek cevabı vermek yerine onun duymak istediği cevabı veriyor. Hoş robot bu; ileriyi öngöremediği için hatta “Gerçeklerin muhakkak bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.” Sözünü de bilmediğinden beynine yerleştirilen yasa gereği yalan söylüyor ama iş dönüp dolaşıp ortaya çıkıyor. Sonrasında ilginçtir, yalana inanarak kalbi kırılan Dr. Calvin robotu bir çıkmaz önergeyle bozuyor ve onun iyiliği için üretilmiş olan robotu yok olmaya mahkûm ediyor. Bu noktada esasen kitabın çoğu noktasında okuyucu olarak; insanlar ile robotları karşılaştırmak durumunda kalıyor, insan psikolojisine dair tespitlerde bulunuyoruz, zaten kitap sürekli psikoloji çevresinde dolandığı için yazarda bilhassa bunu amaçlamış olabilir. Tabi kimi yerleri hem üzüyor hem de düşündürüyor. Örneğin, hüzünlenmek ve düşünmek için Dr. Calvin’in bozduğu robotun ardından şu sözler kalıyor geriye;

“Kafanızın içini görmeme engel olun! Beyniniz acı, hayal kırıklığı ve nefret dolu! Benim kötü bir niyetim yoktu buna inanın. Ben yalnızca yardım etmeye çalıştım.”

Baya uzun oldu farkındayım ama son olarak bilimkurgudan çıkarıp gerçek olsa nasıl olurdu diye düşünmeden edemediğim için birkaç cümlede bu konu üzerine yazmak istedim. Bir robotun savcı olmasını ya da bir ülkeyi yöneten olmasını düşünebilirdim ya da dileyebilirdim. Çünkü kendi yasaları gereği adaletli olmak zorunda olacağından daha güzel bir dünyaya zemin hazırlaması çok muhtemel bir sonuç olurdu. İnsan hatalarının fazla olduğu yerlerde pek ala kullanılabilmesi ile hem işin daha iyi sonuçlar doğurmasını hem de insanların canlarını başından tehlikeye atmadığı için iyi bir tercih olmasıyla yine insan hayatına olumlu etki ettiğini görmüş olurduk. Hoş yapay zekâ sonuçta ve kendi başlarına kendilerini üretip tamir eder sonrasında zihinlerindeki yasaları değiştirerek dünyayı ele geçirmek isteyebilirler mi? Bence isterler ama böylesi bir sonucu kabul edemem diyemem. Çünkü insanlık şimdiye kadarki yaptıklarıyla zaten yeterince kötü bir sonu hak ettiler, bu sonun robotlarla olması ne kadar güzel olurdu diye düşünmeden edemiyorum, çünkü insanlıktan alınacak büyük bir intikam var ve bunu yapan neden robotlar olmasın…

Keyifli okumalar dilerim.
248 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Bilimkurgu Klasikleri'nde okuduğum 8. kitap "Ben, Robot" oldu. Yıllar önce Asimov'dan "Üç Robot Yasası" okumuş ve çok sevmiştim. Ancak bir türlü "Ben, Robot" okumak gelmemişti içimden. E artık İthaki sayesinde türü de iyice benimseyince bir çırpıda okudum eseri.

Bilimkurgu okumayı seven çoğu insanın bildiği Üç Robot Yasası'ndan bahsederek başlamalıyım incelememe. Yasalar şöyle;
1. Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
2. Robotlar, Birinci Kanun'la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
3. Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun'la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.
Asimov bu üç kanuna daha sonra yeni bir sıfırıncı kanun da eklemiş ve ilk kanun son şeklini böylece almıştır. Yani genel olarak Üç Robot Yasası insanlar ile robotlar arasındaki çizgiyi göz önüne alarak yapılmıştır.

İşte "Ben, Robot" da içinde öyküler barındıran ve her öyküde Üç Robot Yasası'na değinen bir eser. Robotlar ve insanlar arasındaki ilişkiyi farklı hikayelerle anlatır Asimov.
U.S. Robots & Mechanical Men'de çalışmış, 75 yaşında emekli bir robot psikoloğu Susan Calvin ile yapılan röportajlardan oluşuyor eserdeki öyküler. Anlatılanlar Susan Calvin'in anıları dolayısıyla.

Her öyküden bahsetmem olanaksız tabi ki. Ancak seçmem gerekseydi bu "Robbie" ve "Kayıplara Karışan Robot" olurdu sanırım. Birini seçip Robbie'den bahsedeceğim. Nestor 10'un öyküsünü okuma keyfini bozmak istemiyorum. Asimov, 1939'da yazıyor Robbie'yi. (Yazdığı ilk robot öyküsüdür aynı zamanda.) Robotların, insan yaşamına girdiği ve insanların robotlara yeni aşina olduğu yıllarda geçiyor öykü. Gloria Weston adlı sekiz yaşındaki bir kız ve ona bakıcılık yapan robotu Robbie çıkıyor karşımıza. Konuşmak dışında, insani birçok özelliğe sahip Robbie. Ve Gloria'nın en iyi arkadaşı. Baba bu durumdan memnun ancak anneye göre bu sakıncalı bir durum. Weston ailesinin yaptığı tartışmalar sonucunda aile bir karar alıyor ve bunu uyguluyor. Bize de kararın sonuçlarını okuyup düşünmek kalıyor.

Asimov okuyucuyu her öykü sonunda sorularla baş başa bırakıyor. Sıklıkla da şu sorular geliyor aklımıza;
"Robotlar ve insanlar dost olabilir mi?"
"Bir robot, insan için ne ifade ediyor?"
"Robotlar, insan emirlerine uyarken varlığını sorgulamaktan kaçınmalı mı?"
"Programlama hatasının sonuçları neler olabilir?"
"Kim daha zekidir? Robotlar mı yoksa onları programlayan insanlar mı?"

Susan Calvin ve Asimov arasındaki bağı da okuyoruz aslında "Ben, Robot" sayesinde. Bir röportajda Asimov; "Zaman geçtikçe Dr. Calvin'e aşık oldum" der. Genel olarak çok sevdiğim bir kitap oldu "Ben, Robot." Tüm öykülerin bir ana fikri ve dersi vardı. Keşke gerçek olsa dediğim öyküler, buruk bir hisle okuduklarım, merakla sonuna geldiklerim oldu. Beğenerek okunacak -benim açımdan geç kalınmış- bir kitaptı. (Yine harika bir kapak tasarımı ve renkle basılmıştı tabi. Çok yaşa İthaki diyelim hep birlikte. :D)
Hazır etkinlik --> #28996895 de süresizken mutlaka okuyunuz dostlarım... :)
248 syf.
Isaac Asimov'un gençliğinden başlayarak yazmaya başladığı robot hikayelerinin toplandığı müthiş bir bilimkurgu romanı. ''Robotbilim Üç Kanunu'' da bu hikayeleri yazarken ortaya çıkmış ve Asimov robotların geçtiği tüm kitaplarda bu kanunun kullanmıştır.

Kitap, Susan Calvin ve makale yazmak için Calvin ile sohbet eden bir adam etrafında dönüyor. Susan Calvin çok iyi eğitim almış bir Robopsikolog, insanları pek sevmez, robotlara hayran hatta gelecekte robotların insanları yönetmesini istiyor. Tabii robotların hiç isteyemen gruplarda var. Kitabın içerisinde Gregory Powell ve Michael Donovan adlı iki karakterde kitaba ayrı bir hava katmış, bütün saçmalıklar ikisini buluyor.
248 syf.
·5 günde·8/10 puan
Severek okuduğum bilimkurgu klasiklerinden olan bu kitabı robotik dersimin girişinde bahsedilen 3 kanunu merak edip okumaya karar verdim.

Sıradan bir bilimkurgu kitabı gibi görünüyor olabilir fakat içinde robotların gelecekteki durumuna dair çok iyi ve bence isabetli çıkarımlar var. Sade bir dile ek olarak herkes tarafından anlaşılabilecek şekilde mesleki terimlerden olabildiğince uzak yazılan bu eserde bölümler arasındaki geçişlerin keskinliği beni bir parça rahatsız etti. Fakat yine de keyifle okunabilecek bir eser..
238 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10 puan
Ben, Robot
#spoilericermez
Asimov, Robert Anson Heinlein ve Arthur Charles Clarke ile birlikte döneminin "3 büyük" bilimkurgu yazarından biri olarak kabul edilmiş.
Okuduğum tek kitabı olmasına rağmen hayal gücüne hayran kaldım. Boşuna bilimkurgunun ustası dememişler.
Kitap 9 tane robot hikayesinden oluşuyor. Kitaptaki ilk robot hikayesini 19 yaşındayken yazmış. Her hikayesi bir öncekinden daha tuhaf. Ilk hikayeden son hikayeye kadar zamanla robotların gelişimini, insanlarla aralarındaki ilişkiyi çok net görebiliyorsunuz. Her bir hikayede birkaç karakter dışında hepsi birbirinden farklı. 9 hikayenin de konuları birbirinden bağımsız.
En ilkel robottan, en gelişmiş robota kadar ki süreçte robotlar geliştikçe bu gelişime bağlı olarak ortaya çıkan problemler de gittikçe daha karmaşık ve zor olmaya başlıyor. Ancak robotlar geliştikçe insanlıkta robotlarla birlikte gelişiyor.
Içeriğine çok fazla girmeyecegim. Anlatımı beni çok zorladı. Her ne kadar bilimkurgu okumayı sevsem de okurken çok zorlandım. Okuması zor ama sıkıcı değil. Az sayfalı olmasına rağmen birkaç haftada anca bitirebildim.
Döneminin çok ilerisinde, her biri birbirinden düşündürücü, şaşırtıcı ve mükemmel 9 hikaye okuyacaksınız. Teknolojide ki bu büyük gelişim, değişim ve normalleşmeye şaşıracaksınız.
Günümüzde de üretilmiş robotlar var. Asimov'un hikâyelerindeki dünyaya çok da uzak degiliz sanki.
Kurgu deyip geçmeyin günümüz teknolojisine bakış açınızı değiştirebilecek, düşünmenize sebep olacak bir kitap. Kesinlikle okuyun diyorum.
248 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Jules Verne, Arthur C. Clark ve Isaac Asimov. Hani şu çok bahsettikleri kurgunun üç babası varya, işte onlar, bu adamlar. Buna açıklık getirerek başlayalım da bilinmez konuşmayalım. Şu meşhur 3 yasanın ilk defa geçtiği, birçok kavramın ilk kez kullandığı ve bilimkurgu kitaplarının öncüsü kabul edilen bir romanla başladık yazara. Üstelik bu romanı yazdığında, daha doğrusu roman basıldığında, yazar sadece 30 yaşındadır.
İçerisinde toplam 9 öykü bulunmaktadır. Birbirinden bağımsız bu öykülerin tamamında konu insanlar, robotlar ve ahlak üzerinedir. Ahlak, sadece tek yeri düşünmekle olmuyor diyerek de konuyu tartışmaya açalım gene. Çok seviyorum.
Hazır ilk kitap. 3 robot yasası diyip duruyoruz, bu nedir, neye göredir diyerek bunları da açıklayalım: Bir robot, bir insana zarar veremez; zarar veremediği gibi zarar görmesine de neden olamaz. Bir robot, birinci yasayla çelişmediği sürece insanların verdikleri emirlere uymak zorundadır. Son olarak, bir robot, birinci ya da ikinci yasayla çelişmediği sürece kendi varlığını korumak zorundadır.
İlk giriş bölümü çok önemlidir kitapta. Çünkü Susan Calvin bir bilim muhabiriyle buluşmuştur ve aralarındaki diyaloglar hikaye şeklinde anlatılır. Romanı onun anlatışıyla okuyacağız yani. Robbie, Köşekapmaca, Mantık, Şu Tavşanı Tut, Yakışıklı, Yalancı, Küçük Kayıp Robot, Kaçış, Kanıt, Sakınılabilir Çatışma ise adı geçen öyküler. Keyifli okumalar dilerim..
Yumuşak ve gevşek bir maddeden üretilmişsiniz, güçsüz ve dayanıksızsınız, ihtiyacınız olan enerjiyi, organik maddeleri verimsiz yöntemlerle okside ederek kazanıyorsunuz. Düzenli aralıklarla komaya giriyorsunuz ve sıcaklık, hava basıncı, nem ya da radyasyon yoğunluğundaki en ufak bir değişim, etkinliğinize darbe vuruyor. Derme çatma varlıklarsınız
Hiçbir şeyi sırf otorite öyle dedi diye kabul etmem. Hipotezler, mantıkla desteklenmelidir, aksi takdirde beş para etmezler ve beni sizin yaratmış olmanız, mantığın tüm prensiplerine aykırı.
... "Pardon. İsminizi doğru mu anladım? Dr. Susan Calvin'di, değil mi?"
"Evet, Bay Byerley."
"ABD Robotları'nda psikologsunuz, öyle mi?"
"Robopsikoloğum."
"Hmm... Sizce robotlar zihinsel açıdan insanlardan o kadar farklı mı?"
"Hiç alakaları yok." Kendini zorlayıp hafifçe gülümsedi. "Robotlar özünde iyi varlıklardır."
"... kafadan hesaplıyor, üstüne de tatlı niyetine tensör analizleri çözüyor."
[...] Tek problem şu ki, matematik pek sevmez. Onun yerine sulugöz romanlar okumayı tercih ediyor. Gerçekten!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ben Robot
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053756040
Orijinal adı:
I, Robot
Çeviri:
Ekin Odabaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Ben Robot
Ben Robot
I, Robot
I, Robot - Short Stories
Mən Robot
Ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov’un bilimkurguya en büyük katkısı Üç Robot Kanunu’dur. Üç Robot Kanunu’na göre;

1. Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
2. Robotlar, Birinci Kanun’la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
3. Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun’la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.

Ben, Robot’ta, Isaac Asimov en ünlü 9 robot öyküsünü toplamıştır. Bu öyküler, gelecek nesillerin robot öyküleri için bir yol gösterici olmuş, bilimkurguda robotun ciddiye alınmasını sağlamıştır. Asimov, bu öykülerle konuşma yetisi olmayan robotlardan insanlığın iyiliğini gözeten makinelere kadar, robot tarihinin izini sürüyor.
Ben, Robot 25 sene sonra yeni edisyonuyla, İthaki Bilimkurgu Klasikleri dizisinin bir parçası olarak geri dönüyor.

Kitabı okuyanlar 3.622 okur

  • A
  • Edosch
  • ela
  • Umut Gençer
  • Feyzanur Yüksel
  • isism
  • Feyza Akçay
  • melo
  • Dariru
  • Didem Ayça Karagöz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4.1
13-17 Yaş
%13.2
18-24 Yaş
%23.1
25-34 Yaş
%24.8
35-44 Yaş
%23.1
45-54 Yaş
%9.9
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%44.3
Erkek
%55.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29 (459)
9
%28.6 (453)
8
%23 (365)
7
%9.9 (157)
6
%2.2 (35)
5
%1.5 (23)
4
%0.4 (6)
3
%0.1 (2)
2
%0.1 (2)
1
%0.2 (3)

Kitabın sıralamaları