Adı:
Maymunlar Gezegeni
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053754862
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Planete des Singes
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Maymunlar Gezegeni
Maymunlar Gezegeni
“Maymunlar Gezegeni, Gulliver’ın Gezileri’nin gelecekteki versiyonu.”
-Louisville Times-

“Romanın şaşırtıcı finali bile tek başına dehşet verici.”
-Newark News-

“Aklını kullanabilen insanlar mı? Hayır, bu mümkün değil; bu noktada yazar ne yazık ki maksadını aşıyor!”

Pierre Boulle, Avrupa’dan çıkıp yazdığı bilimkurgu romanıyla vahşi batılı meslektaşlarıyla baş edebilen ilk, belki de son frankofon. Maymunlar Cehennemi ve diğer sinema uyarlamalarına da ilham kaynağı olan Maymunlar Gezegeni ise, insanlığın en derin korkularından birinin eşsiz anlatısı.
208 syf.
·Beğendi·10/10
Düşünme yetisinin insanlardan alınıp maymunlara verildiği bir dünya hayal edin. Nasıl bir hayatımız olurdu hiç düşündünüz mü?

İlk cümlesinden son cümlesine kadar ilgiyle ve merakla okuyacağınız, sizi asla sıkmayan, binlerce sayfa olsa bile okunabilecek; hatta seri kitap şeklinde 6-7 kitaptan oluşsa tadından yenmeyeceğini düşündüğüm nadide bir eser. Diğer bilim kurgu eserlerinden farklı olan yanı, yazarın konudan ziyade olaylara önem vermesi. Bu yönüyle bilim kurgu romanlarını seven; fakat okurken yoğun konudan dolayı boğulup sıkılan okurların bu romanda sıkılmayacağının garantisini veriyorum.

Günümüzde, bilim insanları tarafından insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliğin düşünme özelliği olduğu kabul edilir. İnsan diğer varlıklara göre, üstün bir zekaya sahip olup mantıklı hareket edebilme yetisine sahiptir. Peki bizi özel kılan bu tek yönümüzün olmaması halinde nasıl bir hayatımızın olacağını daha önce hiç düşünmüş müydük? Özel olarak yaratıldığına inanan biz insanlar, özel olarak yaratılmadığımız bir gezegende yaşasaydık hayat koşullarına nasıl tepkiler verirdik? İşte kitabın sorduğu soru ve aradığı cevaplarla birlikte bütün anlatmak istediği budur. Tam bir bilim kurgu romanı özelliğine sahip olup insan ırkının geçmişine ve geleceğine yönelik tespitlerde bulunarak, insanlığa yol göstermek amacındadır. Bu yönüyle şimdiye ve geleceğe yapılan bir uyarı niteliğindedir. Yazar adeta insanlığın kulağını çekmektedir.

Kitabın kapağından da açıkça anlaşılacağı üzere, romanın konusu evrim teorisiyle yakından ilgilidir. Fakat evrim teorisinin ispatı veya eleştirisi gibi konulara girmeden roman niteliğini korumayı başarabilmiş yazar. Yalnızca, günümüzde de bilimsel olarak kabul edilen, insan ırkına en yakın genlere sahip hayvanın maymunlar olduğu argümanını kullanarak bizlere müthiş ufuk açıcı bir bilim kurgu roman sunmuş yazar...

Bana göre romanın güzel bir yönü de George Orwell'ın Hayvan Çiftliği romanına benzerliğidir. Hatta bazı cümleler dahi birbirine benzemektedir. Bilindiği üzere, Hayvan Çiftliği'nin sonunda barbarlaşan domuzlar adeta insanlara benzetilerek yazar tarafından roman sonlandırılıyordu. Hatta Hayvan Çiftliği'nin son cümlesinde yer alan; ''Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirinden ayırt edemiyorlardı.'' cümlesi son derece çarpıcı ve etkileyici bir son olarak roman tarihinde altın harflerle yer etmiştir. Maymunlar Gezegeni'nde ise, maymunların modern ve uygar hallerinin, insanların modern ve uygar hallerine çok benzediğinin, onları birbirinden ayırt etmenin çok zor olduğunun vurgulandığı birçok cümle bulunmaktadır. Mesela Ulysee'nin maymunlarla ilk karşılaştığında şaşkınlık içerisinde kurduğu ilk cümle; ''Beni yerimde donduran bu maymunun biz insanlar gibi doğru düzgün giyinmiş olması ve üstelik giysilerini de doğallıkla taşımasıydı.'' olmuştur. Bu yönüyle her iki roman arasında kafamda bir bağ kurmuştum. Başka hiçbir okurdan bu yönde bir benzerlik duymamışsam da benim için önemli ve hoş bir benzerliktir.

Kitabımızın konusu şu şekildedir: Bir yazar olan Ulysee Moreu, 2500 yılında Dünya üzerinde henüz gerçekleştirilmemiş büyüklükte bir projenin içerisinde bulur kendisini. Proje, Betelgeuse adında bir gezegene gidip orada yaşam olup olmadığının incelenmesidir. Bu proje için yanında dünyaca ünlü profesör Antelle ile Arthur Levain isimli bilim adamı yer almaktadır. 2 yıl süren bir yolculuktan sonra kahramanlarımızın inmiş oldukları Soror isimli gezegen, dünyaya ürkütücü bir şekilde benzemekte olup yaşam koşulları da hemen hemen benzerlik göstermektedir. Ancak bir fark vardır. Önemli bir fark. Bütün her şeyi değiştiren bir fark. Bu fark, Soror gezegeninde düşünme ve zeka gücüne sahip yaratıkların maymun olmalarıdır. İnsanlar ise, günümüz maymunları gibi en fazla taklit edebilme yeteneğine sahip, maymunlar için bilimsel deneylerde kullanılmaya yarayan, akılsız, iç güdüleriyle yaşayan birer canlıdan ibarettir. İşte kahramanlarımız böyle bir gezegenin ortasında bulur kendisini. İçeriğe fazla girmeden romanda yer alan bir paragrafı paylaşarak ne demek istediğimi sizlere göstermek istiyorum:

''İki tarafı kaldırımlarla çevrili, oldukça geniş bir yolda ilerliyorduk. Endişeyle yoldan geçmekte olanları inceledim: Hepsi maymundu. Dükkanın kepenklerini açmakta olan bir tüccar, bir tür bakkal gördüm; merakla dönüp geçmekte olan bizlere baktı: O da bir maymundu. Bizi geçen arabalardaki yolcular ve sürücülere dikkatlice baktım: Dünyadaki modaya uygun giyinmişlerdi ve hepsi maymundu.''

Netice itibarıyla, mutlaka okunması ve okutulması gereken etkileyici bir eser...
208 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İthaki Bilimkurgu Klasikleri'ni okumayı uzun süredir düşünüyordum. Ama okumaya karar vermem Semih/Duvar/ sayesinde oldu demeliyim. Seriye yaptığı birbirinden güzel incelemeleri görüp de okumaya karar vermemek elde değildi :) Dune ile başlamayı düşünürken, bana Maymunlar Gezegeni ile başlamamı önerdi. İyi ki de önermiş dedim okurken. Bir kez daha teşekkür etmem lazım Semih'e... :)

Maymunlar Gezegeni'ni okurken aklıma sürekli 1968 yapımı Maymunlar Cehennemi ve devam filmleri geldi. En sevdiklerimden olmuştur bu seri her zaman. Hem dehşetle hem merakla birkaç kez izlemişliğim vardır bu yüzden.

Kitabın, film gibi olacağını düşünmüştüm başlarda. Ancak yanılmışım. Fark bariz şekilde fazlaydı, hem gelişme hem de final bu yorumu yapmama neden oldu. Yanıldığıma sevindiğim nadir anlardan biriydi. Kısaca konusundan bahsedip düşüncelerimi yazmaya devam edeceğim.
2500 yılında, Betelgeuse yıldızının yörüngesindeki Soror adındaki gezegene (latincede kız kardeş anlamına gelir Soror) yapılan uzay gezisi ile bu gezegende yaşamın olup olmadığını ve eğer varsa yaşayan türleri incelemek üzere yola çıkan bir ekip vardır. Yolculukta; Ulysee Moreu adlı bir gazeteci, ünlü profesör Antelle ve bilim adamı Arthur Levain ile bir de şempanze yer alır. Soror'a inen kapsül ile şaşırtıcı ve sarsıcı bir macera başlar. Gezegen tıpkı Dünya'ya benzemektedir. Tek bir farkla... Bu gezegenin sahibi, maymunlardır!

Evrim hakkındaki görüşlerimi farklı bir bakış açısından okumak beni hem heyecanlandırdı hem de şaşkına çevirdi. İnsanların deneylerde kullandığı (!) maymun ırkının, insanları deneylerinde kullanmasının nasıl bir ironi olabileceğini okuyoruz. Düşünebilmenin ve algılamanın ne derece önemli olduğunu, bu eşsiz yetinin bizlere değil maymun ırkına (ya da herhangi başka ırka) bahşedildiğinde yaşanacak birçok şeye şahit oluyoruz. Maymunlardaki medeniyet olgusunun, modern yaşamanın (gerek kılık-kıyafet gerekse yaşam şekli) insan ırkı ile olan tuhaf benzerliğini görüyoruz ve dehşet verebiliyor okuduklarımız bazen.

Sadece beni olumsuz etkileyen tek şey, kitaptaki yazım hataları oldu. Okumaya kendimi kaptırmışken, bir anda karşılaştığım kelime yanlışları biraz da olsa sinirimi bozdu. Çünkü okurken, yanlış yazılan kelimeler beni yavaşlatıyor. Kitaba olan ilgimi bazen eksi yönde etkileyebiliyor. Araştırınca 2015 basımında da böyle hatalar olduğunu okudum. Benim elimde Ağustos 2017 basımı vardı ve maalesef hatalar düzeltilmemişti.

Bunun dışında; genelde bilimkurgu okumayan ben, kitap bitmesin istedim bir süre. Kısmen kısa olan bu kitaptan, anlatılanlar bakımından oldukça etkilendim. Seriye Maymunlar Gezegeni ile başlamanın ne kadar yerinde olduğunu anladım bitirince kitabı. Serideki diğer kitapları okumak için can atıyorum... :)
208 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
ATLAYIN UZAY GEMİSİNE
TİTREYEN BİR YILDIZA GİDİYORUZ...

Bilimkurgu etkinliğine katılmayı düşünmüyordum bile, tarzım değildi çünkü. Farklı bir türü denemek gerekliliğini düşünerek çark ettim ( Tuco , Murat Ç. ve Semih’e beni ikna etmelerinden dolayı teşekkür ederim.) bu kez de ne okusam telaşı :))
Semih sağ olsun hemen derman oldu derdime ve bu gezegeni tavsiye etti.
Okudum.
Pişman mıyım?
Zinhar!
...............
Buna okumak değil sürüklenmek, kapılmak demek daha doğru olacak, çünkü merak duygusu hep zirvede.
Hayvanları severim yanlış anlaşılmasın lakin şu andan başlayarak maymun, şempanze ve goril üçlüsüne şüpheyle yaklaşmak şart oldu. Zaten evrim teorisinden mütevellit temkinliydim , şimdi tedbir de almayı uygun görüyorum.
Benden söylemesi sakın bu üçlüye sempatiyle yaklaşayım demeyin ; neme lazım bir goril size silah doğrultabilir, bir şempanze Venüs’e yollanacak uzay mekiğinde sizi denek olarak kullanabilir, bir maymun sizi hayvanat bahçesine kilitleyebilir ...
.................
Başka gezegenlerde hayat olduğuna inananlardanım, koca evrende bir tek insan ırkı yaşıyor olamaz. Galaksinin başka bir sisteminde ve başka bir gezegende yaşadığını varsaydığımız canlı türü; patlak gözlü, sivri kulaklı, antenli uzaylı değil azılı bir maymun olabilir.Hem de kravatlı, gözlüklü, eli silahlı, vahşi, insan düşmanı, intikam meleği kıvamında ?
Kaçın! :)
................
Fantastik kurgu felsefeyle harmanlanmış , uygarlığın temelinin atılışına dek inerek en akıllı canlı kimdir, sorusuna cevap aranmış.
Eziyet edilen, horlanan, kullanılan canlı türü acaba taklit yoluyla bunları öğrenerek, edilgen durumdayken etken duruma geçerek aynısını uygular mı?
.................
Can alıcı iki pasaj:

“Yoksa ben, Ulysse Moreu, bu gezegene yeni bir uyanış mı getirmiştim?”

“Bir zamanlar ünlü bir psikologun söylediği gibi Tanrı zar atmaz. Evrende hiçbir şey talih eseri değildir. Betelgeuse sistemine gelişimiz rastlantı mıydı? Hayır, buraya bilerek gelmiştik. Bu insanları yeniden canlandırmak, örgütlemek benim görevim olmalıdır, diye düşündüm.”

Her şey insanın hayal etmesiyle başlıyor , bu fantastik dünyada anlatılanların başımıza gelmemesi dileğimle ....

Murat Ç. etkinlik kapsamında gösterdiğin evsahipliğinden çok memnun kaldım, bilesin.

Son Söz :
Hayal kurarken dikkat edin, hayaller gerçek olabilir ...
208 syf.
Ters köşe nasıl olunur? Cevabı bu gezegende...

Soror gezegeni aslında dünyaya çok benziyor. Büyük bir farkı vardı. İnsanlar maymun olmuş. Maymunlar da insan olmuş.
En başta Ulysee Moreu, Zira(Şempanze) ve Nova'nın dünyasına hoş geldiniz...

Kitabın başında iki kişi gezegenler arası geziyorlardı. Ta ki ellerine mektup geçene kadar. Mektup ile hikaye başlıyor...

Hafif Spoiler var...
Ulysee, Levain ve dünyaca ünlü bilim adamı Antelle gezegen incelemesi yaparken bir gezegene iniş yapıyorlar. Yanlarında da şempanze olunca ilk onu gemiden çıkardılar acaba yaşayacak mı diye. Şempanze hemen ayak uydurunca gemiden inmeye başlarlar ve olaylar da bundan sonra başlıyor. Gördükleri insanlar sadece taklit eden varlıklar. Ve sonradan gördükleri maymunlar ise oldukça zeki ve gezegeni yönetiyorlar. İnsanlar denek olmuş bu gezegende.

Kitapta gördüklerim nasıl ileri zekalıyken geri zekalı nasıl olunur çok güzel anlatmış. (Ortama ayak uydurma- zoraki de olsa)
Okuyunca şok olmuştum. Maymunlar da kendi aralarında gruplara ayrılmış. Goriller asker gibi mesela... Çok fazla bilgi de vermek istemiyorum. İyi yürekli olanlar da var ve Ulysee'nin hayatı ''Zira'' ile tanışınca değişecek.
''Zira'' onun için en büyük şanstı. Fakat bu şans başına neler açacak?
İnsan olan Nova ise çok etkileyecek ama Nova bir yabani insan. Sadece taklit yeteneği var ve Ulysee nasıl bu işten kurtulacak? Amacı onu ve insanlığı kurtarmak.

İleri ki bölümlerde ''Ulysee Moreu'' rahat rahat dolaşırken gezegende yaşadıkları ile şok olacak. İlk sandığında gezegeni maymunlar yönettiğiydi. Ama gün geçtikçe asıl gerçeklerle yüzleşecek. Maymunlar nasıl bu duruma gelmişler. Hepsi Soror'un içinde... Ters köşe nasıl oldum bu gezegende... Acaba kurtulacak mı? Hep mutlu son bekleriz değil mi? Biz yine de bekleyelim her zaman mutlu sonları...

Kitap çok akıcı, hiç sıkmıyor. Çok rahat okunuyor. Sayfalar su gibi harıl harıl akıyor yani.

Bilim Kurgu ilk defa okumak isteyenler bu kitap bence çok güzel başlangıç olabilir.

Tabii bu tarzın üstadları da var. Semih gibi ;) Kapısını çok çaldım ve her zaman sıcak kanlı ve alçak gönüllüydü. Teşekkür ederim yine kendisine.

Kitabı bana ulaştıran sevgili arkadaşım seni de hiç unutmadım, unutmam da. :)
Sana da tekrar teşekkür ederim. Öğren de gel ;)

Herkese keyifli okumalar.
208 syf.
·2 günde·9/10
Maymunlar Gezegeni'nin en azından adının değişmiş olması iyi. Türkçeye hep Maymunlar Cehennemi olarak çevrildi diye biliyorum. İnsanlar açısından bakınca cehennem gibi gelmesi çok doğal, hele de kitaptaki hikâyeyi okurken cehennem kelimesini ben de düşündüm; ancak şu anda milyarlarca hayvanın şu dünyada maruz bırakıldıkları zulümleri düşününce birisi de İnsan Cehennemi diye bahsetse diyorum...ama bizler, hepimiz zaten biliyoruz bunu. İnsana ya da hayvana yapılanlar ısrarla varlığını sürdüren bir iyilik ve hatta bir cennet atmosferi yanında akla hayale gelmeyecek kötülüklerle de gezegenin döndüğünü hepimiz biliyoruz.

Maymunlar Gezegeni iyi bir eser. Çok rahat okunuyor. Okuduğum diğer bilimkurgu kitaplarına kıyasla Ursula K. Le Guin'in kitaplarıyla uzaktan bir benzerlik taşıyor; ama o derinliği taşıdığını söyleyemeyiz. Rahat okunmasındaki en büyük etken ise kitabın bilimkurgunun bilim kısmını büyük ölçüde es geçmesi, örneğin Asimov ya da Arthur C. Clarke gibi bir bilimsel ikna ya da yapı kurma çabasını burada görmüyoruz. Maymunlar Gezegeni daha çok bir macera kitabı gibi; iyi ve kötüleri temsil eden ve fazla derinleşemeyen karakterler rollerini oynuyor ve kitabın rahatça okunmasını sağlıyorlar. Yazar belki kitabı daha uzun tutmalıydı, bir seri gibi birkaç kitaplık bir seri haline getirmeliydi belki de; zira konunun ilginçliği gerçekten de bu seçeneği gerektiriyor bence.

Maymunlar Gezegeni, elbette insan türüne, insan zekâsına, insan uygarlığına bir güzelleme, bir övgü ve yüceltme çabası. Kitabın son kısımlarında ortaya çıkan bilgilerle bu mesajını daha da net ortaya koyuyor yazar. Kitabın filme kıyasla çok daha güzel ve etkileyici finali bile bu mesajı ortadan kaldıramıyor.

21. yüzyılın en önemli ilerici adımlarından birisi aslında dünyayla ilgili bilgilerin artması ve gözlemlerin yorumlanması sonucunda hayvanlara ve doğaya yönelik argümanların, bakışların değişmeye başlaması, genişlemesi olsa gerek. Etholoji biliminin hayvan davranışlarını gözlemleyerek insan kültürüyle hayvan sosyallikleri arasında gördüğü paralellikleri ortaya koyması; politik yönde hayvan refahçılığı ya da hayvan hakları ve veganizm aracılığıyla hukuki açıdan da dahil edilerek biyotoplum kavramının ön plâna çıkmaya başlaması; hindistan, abd ve bazı diğer ülkelerde yunusların ve büyük deniz memelilerinin insanlar gibi hukuki yasal haklarının olduğunu kabulü için yapılan girişimler, abd'de jane goodall gibi primatologların,nonhuman project gibi projelerle bütün maymun türlerinin insan haklarına dahil edilmesi için ortaya koydukları çalışmalar çıtayı yükseklere çıkarmaya çalışıyor. Ülkemiz dahil bir çok ülkede hayvanların eşya konumunda olması, ancak birisine aitse kıymetli kabul edilmesi gibi bakış açıları ve hukuki uygulama yanlışları düzeltilmeye çalışılıyor. Hayvanlar konusunda atılan adımlar aslında insan uygarlığını da daha doğru , daha iyi, daha adil bir noktaya götürme yönünde atılan aksak adımlar ; çünkü öylesine büyük bir karmaşadan, eşitsizlik ve adaletsizlikten, kötülükten söz ediyoruz ki çok uzun kuşaklar boyunca insanların bu konuda net bir noktaya ulaşması kolay olmayacak. Kitapta bile baş karakterimiz insanların maymunlar tarafından maruz bırakıldığı deneylere tepki duyarken dünyada maymunlara kendilerinin yaptığı deneyleri düşününce bile kendini kötü hissetmiyor. Oysa kitap ister istemez bir itiraza dönüşüyor, çünkü kitapta son derece uysal, şiddetten çok çok uzak tutularak anlatılan herşey hayvanların başına akla hayale gelemeyecek fazla bir oranda geliyor, kitap bunu düşündürüyor. Bu anlamda Maymunlar Gezegeni'nin film versiyonu ve özellikle de son üçlemesi gerçeğe biraz daha yakın duruyor diyebiliriz. Ancak filmde Cesar gibi karakterlerin sevilmesi ve saygı görmesindeki tek kıstasın aslında onların zekâ sahibi olmaları olduğunu da düşünmeden edemiyoruz. Düşünemeyen, akıl yürütemeyen, kültür yaratamayan ama bizler gibi doğada yaşayan ve ne yazık ki bu kaderin içerisinde bizimle hemhal, acılar çekerek yaşayıp yok olup giden hayvanlara bakışımızda esas kıstas, aslında his ve duygu sahibi olmaları olmalı. Yani; bir canlı insan menfaatleri için acı çekiyorsa o acı kaale alınmalıdır. Yaşamak da bütün canlıların hakkı olmalıdır. Bunun hayata geçirilmesinden söz etmiyoruz bile, daha bu düşünceyi kabul etmeyen nice insan var.

Kitabın en sevdiğim yönü finali oldu diyebilirim. Filmden farklı bir final olması ve mizah barındırması güzel. Öte yandan filmdeki Cornelius'a kıyasla kitapta daha pasif bir bilim adamı buluyoruz. Genel anlamda iyi bir bilimkurgu kitabı olduğunu söyleyebilirim.

Herkese iyi okumalar.

******

"Elbette hayvanlardan farklıyız; hayır, onlar elbette uzay gemisi yapamazlar, hayır onlar matematikten anlamazlar, hayır tabii ki Shelley gibi romantik şiir yazamazlar. Kahretsin ya! Siz bir balina gibi yüzebilir misiniz? Kartal gibi uçabilir misiniz? Bir yarasa gibi işitebilir misiniz? Bir kedi kadar güzel misiniz? Bir kedi kadar güzel kokuyor musunuz? Kimlerin hak sahibi olacağı ve kimlerin hak sahibi olamayacağı, kimlerin topluma dahil olup olamayacağı türünden bir ahlâk evreninde kriterimizi akıl olarak belirlemek tamamen saçmadır ve ayrımcılıktan başka bir şey değildir! Eğer zürafalar insan ırkı kadar geri kafalı, kendini beğenmiş ve önyargılı olsaydı en az 2 metrelik boynunuz olmadığı sürece hiçbir hakkınız olmayacaktı. Sizi dirikesimle kestikleri, yiyecek olasınız diye kesip biçtikleri, sırf o kadar uzun bir boynunuz yok diye size her türden işkenceyi yaptıkları böylesine emperyalist bir zürafa dünyasında yaşamak ister miydiniz? İşte bizim ahlâki kodlarımız böylesine ayrımcı ve önyargılı."

Dr. Steve Best
208 syf.
·Beğendi·9/10
Tek yudumda içilen su gibi akıp giden kitaplardan. Sürükleyici olmasının yanında kitabın bilim kurgu özelliğinden yola çıkarak insanı farklı düşünmeye iten yapısı ortada. Düşündükçe kitabın içindeki kahramana bürünebilir o kahramanın duygularını hissedebilirsiniz. İlk okumaya başlarken "Olur mu öyle şey?" diyerek okumaya devam ederken kitabın sonunu merak ederken bulursunuz kendinizi. Evet kurguluğundan ötürü inanılacak gibi olmasa da durduk yere kitabın konusu aklınıza gelip "Eğer öyle olsaydı?" sorusunu soruyor ve hayalinizde olacakları canlandırıyorsanız, demek ki kitap amacına ulaşmada başarı elde etmiş bulunmakta.
208 syf.
·3 günde
'Farklı Türleri Keşfet' etkinliği için seçtiğim Bilim-Kurgu türündeki ilk kitabımı okumanın keyfiyle elimde bulunan bu türdeki kitapları okumaya devam edeceğim. Fakat ondan önce henüz okuduğum ilk bilim kurgu kitabı olan Pierre Boulle'den Maymunlar Gezegeni hakkında bıdı bıdı yapıp gideceğim.

Normalde Bilim-Kurgu türünde okuma meraklısı biriyimdir. Fakat cesaretim yoktu. Farklı Türleri Keşfet etkinliği sayesinde ilk adımı attım. İyiki de atmışım.

Maymunlar Cehennemi isimli filme ve daha birçoğuna ilham kaynağı olan bu kitapta tabiri caizse tersine dönmüş bir kainat imparatorluğu bulunmakta. Ve bu kurguyla birlikte insana öyle ince mesajlar veriyor ki şaşırmamak elde değil. Yazarın yapmış olduğu nokta atışları sayesinde düşünmeye sevk eden paragraflarla birlikte olmasına ihtimal bile verilmeyen bir dünyanın içinde gezindim.

Üç bilim insanı ve bir maymunun uzay aracı ile içlerindeki keşfetme ve bilgi ihtiyacı ile farklı bir gezegene rastlarlar. Karşılarına çıkan bu gezegende başlarından geçen serüven insanlık aleminin tepetaklak olduğu bir atmosferdir.

Kitabın adından yola çıkarak konusuna ufak ayrıntılarla değinmek gerekirse keşfedilen bu gezegende insanlara hayvan manası verilirken hayvanlara insan manası verilir. Hayvan derken tabiki maymunlardan bahsediyorum. Gezegene hakim olan maymunlar, insan gibi konuşup düşünürken, okuyup ilim irfan sahibi olurken, kıyafet giyip zarafetten(!) haberdar olurken insanların bir hayvandan farkı yoktur. Konuşamayan, kıyafetsiz, içindeki vahşi dürtüyü ortaya çıkaran, tüm çirkinliğiyle maymunların karşısında bir mahluktur.

Her şeyin tersine döndüğü bu evrende çağın ileri görüşlülüğü altında vahşetler, katliamlar yapan maymunların sarsıcı bir şekilde bizim statümüze getirildiği bu kitap ağır ironiyle kafamıza atılan bir tuğla misali delip geçiyor.

Seni sevmek isterdim fakat çok çirkinsin sözünü okuduktan sonra daha çok kafama değen tuğlaları elimle toplayıp kitabın dünyasını tersine çevirmek isterdim.

Ama ben bu kitabı çok sevdim. :) Biliyorum ki bu türü daha çok seveceğim. Sırada okumayı elimle ötelediğim Zaman Makinesi var.

Kaynak: https://www.instagram.com/p/BhbZWH0HAgJ/
208 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
2020 İthaki BKK Maratonumuzun 3. Kitabı,
benim Bilim Kurgu Klasiklerinden okuduğum 7. Kitaptı, ve bayıldımm :))
Bu kadar zaman neden beklettim acaba?
Çok sürükleyici bir bilimkurgu klasiği, 1 günde bitirdim.. Her ne kadar bilimkurgu olup uzaylarda geçse de konusu oldukça özgün, felsefesi çarpıcı bir kitaptı.
Evrime tersten bakmak isteyenler hiç kaçırmasın.
Kitabın son 5 sayfası -eğer tahmin etmeseydim oldukça şaşırtıcı olacaktı- için bile okumaya değer..

Akşama filmini izleyip, aldığım hazzı taçlandırmak istiyorum. İnşallah filmi de kitabı kadar güzeldir :)

Seviyorum İthakiyi be :)
208 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Maymunlar Gezegeni, Fransız yazar Pierre Boulle‘nin 53 sene önce yazdığı ve bizdeki bilinen adıyla "Maymunlar Cehennemi" efsanesini başlattığı kitaptır. Bu süreçte sekiz sinema filmine, (dokuzuncu yolda War of the Planet of the Apes (2017) temel oluşturmuş, benim gözümde distopya türünün en başarılı ilk beş kitabından biridir.

Bu sekiz sinema filminden herhangi birini izlememiş çok az kişi vardır bu nedenle kitabın konusundan bahsetmeye gerek görmüyorum, ancak 1968'de çekilen ilk film (Planet of the Apes) bu kitabı konu almıştır, büyük oranda kitaba sadık kalınmış olsa da ticari kaygılar gözetilerek (bunu söylemekle beraber filmi de çok beğendiğimi belirtmeliyim) filme eklenmeyen insanoğlunun kendisini sorgulamasına yol açan, psikolojik derinliği üst düzey, aklınıza kazınan bir çok detaya sahip. Bir süre önce "Beyin Yakan Filmler" başlığı altında bir liste görmüştüm, Maymunlar Gezegeni'de kesinlikle "Beyin Yakan Kitaplar" listesinin üst sıralarında yer alacak bir eser. Hele o kitabın son birkaç sayfasında vurulan iki darbeyle kitabı okurken dumanlar çıkartmaya başlayan kafanız alev alev yanıyor.

Yıllardır baskısı bulunamayan kitap İthaki Yayınevinin "Bilimkurgu Klasikleri Serisi" kapsamında yeniden basıldı. 205 sayfalık kitabın kapak görseli, baskı kalitesi gayet başarılı, tek tük harf eksiklikleri olsa da bu durum okuma keyfinizi kaçırmıyor.

Filmini izleyen izlemeyen her insan oğluna tavsiyemdir. Okuyun.
176 syf.
İnsanların keyif için hayvanları avlaması anlaşılmaz ve dehşet verici bir şey. Başka bir gezegende, vahşi hayvanlar olan insanların avlanması da elbette dehşet verici...

" İnsanlar! Acaba bu maymunlar, kendilerini eğiten insanları öldürüp onların yerine mi geçmişlerdi?"

İnsanların hedef olduğu kanlı bir av partisinde yakalanan, o gezegene ait olmadığını ve zeki olduğunu göstermeye çalışan bir gazetecinin, Ulysse'in macerası anlatılmakta Maymunlar Gezegeni'nde. Evrensel bir dil olarak, matematiği ve geometriyi kullanıyor.

Konuşmasını, hatta gülmesini bilmeyen bu vahşi yaratıklarla nasıl anlaşabilirdik?

Ulysse, nihayet kendisiyle ilgilenen şempanze Zira'nın dikkatini çekmeyi başarıyor ve birbirlerine dillerini öğretiyor, diyalog kurmayı başarıyorlar.

Ulysse'nin bu gezegende yaşadıklarını ve kurtuluş çabasını okumaktayız.


Maymunlar gezegeni, 1963'te yazılmış. Bendeki baskısı Okat Yayınevi'ne ait ve 1971 tarihli olanıdır.

Sürükleyici ve Etkileyici roman Bizimkine benzeyen bir uygarlığı dışarıdan incelemek ilgi çekiciydi.

İlk defa bilim kurgu okudum. Hiç bilim kurgu okumamış biri olarak sıkılmadım aksine keyif alarak okuduğum bir kitaptı.
208 syf.
·4 günde·10/10
Ben bu kitabı okumak için neden bu kadar geç kalmışım! Kitaplığında bu kitaba sahip olan ve okumayı erteleyen kim varsa hemen okumaya başlayın lütfen kesinlikle çok şey kaybediyorsunuz!

Uzun zamandır böyle bir kitap okumamıştım. Harika bir sürükleyiciliği ve akıcılığı var kitabın. Dili oldukça yalın, hal böyleyken tek solukta okunuyor. Tahmin edilebilir bir son mu tartışılır ama benim için kesinlikle beklemediğim bir son oldu. Ve böyle vurucu sonlara hayranım. Sayın Pierre Boulle kaleminize vuruldum, bilginize...

2500 yılında, uzayda üstdev Betelgeuse’ün hüküm sürdüğü bölgeye ulaşmak için Ulysse ile birlikte iki kişi bir yolculuğa çıkıyor. Dünya’ya fazlasıyla benzeyen gezegene iniş yapıyorlar. Her şey ise bu iniş ile başlıyor. Soror adı verilen bu gezegende tek bir şey dışında hemen hemen her şey Dünya ile benzerlik gösteriyor. Farklılık şudur ki; Bu gezegende insanlar vahşiyken, uygar maymunlar onların efendileridir. Dünya’dan gelen bilinç ve akıl sahibi olan Ulysse, bu gezegende kendisini ispatlayıp Dünya’ya dönebilecek mi? Ya da arka kapak yazısındaki ifadeyle, Ulysse, insanlığın kurtarıcısı olmayı başarabilecek mi? Yoksa bu lanetli geleceğin son tanığı mı olacak?
208 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Hikâye, uzayda seyahat etmenin İstanbul boğazında turla gezmek kadar sıradan ve doğal olduğu bir dönemde geçmektedir. :) Jinn ve Phyllis çifti uzay boşluğunda keyif gezintisi yaparken karşılarına içinden mektup çıkan bir şişeye rastlarlar. Hikayemiz burada aksiyon almaktadır.

Devamı : https://www.kitapofisihakan.com/.../maymunlar-gezegeni/
Demek ki o da beni bir hayvan olarak görüyordu, en fazla diğerlerinden daha akıllı bir hayvan olarak görmüştü.
Pierre Boulle
Sayfa 94 - İthaki Yayınları
“Gezegen, garip bir şekilde dünya'ya
Benziyordu. Gezegene yaklaştığımız her saniye
Bunu daha iyi anlıyorduk. Çıplak gözle bile kıtaların sınırlarını görmem mümkün oluyordu.
Atmosfer parlaktı ve yeşile çalan, rengi zaman, zaman sarıya dönüyordu..”
Öngörüldüğü üzere yolculuğumuz bizim için iki yıl sürdü,bu sırada dünyada üç buçuk yüzyıl geçmişti.Bu kadar uzakta olmanın getirdiği tek sakınca da buydu.Olur da bir gün geri dönersek,gezegenimizi yedi yüz,sekiz yüz yıl yaşlanmış bulacaktık ama bu durum pek de rahatımız kaçırmıyordu.Hatta profesör için,kendi neslinden kaçma fikrinin oldukça çekici olduğundan kuşkulanıyordum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Maymunlar Gezegeni
Baskı tarihi:
Aralık 2018
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053754862
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Planete des Singes
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Maymunlar Gezegeni
Maymunlar Gezegeni
“Maymunlar Gezegeni, Gulliver’ın Gezileri’nin gelecekteki versiyonu.”
-Louisville Times-

“Romanın şaşırtıcı finali bile tek başına dehşet verici.”
-Newark News-

“Aklını kullanabilen insanlar mı? Hayır, bu mümkün değil; bu noktada yazar ne yazık ki maksadını aşıyor!”

Pierre Boulle, Avrupa’dan çıkıp yazdığı bilimkurgu romanıyla vahşi batılı meslektaşlarıyla baş edebilen ilk, belki de son frankofon. Maymunlar Cehennemi ve diğer sinema uyarlamalarına da ilham kaynağı olan Maymunlar Gezegeni ise, insanlığın en derin korkularından birinin eşsiz anlatısı.

Kitabı okuyanlar 1.264 okur

  • E. A.
  • Kartal Can Karakoyun
  • andromeda kurucusu
  • Yasin Çelik
  • Elmas İNCEDAYI
  • Büşra Kocayiğit
  • Benim alıntılarım
  • Arzu
  • notalardakonuşur
  • Zeynep

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%12.1
14-17 Yaş
%13.6
18-24 Yaş
%22.7
25-34 Yaş
%30.3
35-44 Yaş
%12.1
45-54 Yaş
%7.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.9
Erkek
%52.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%43.4 (281)
9
%31.6 (205)
8
%16.5 (107)
7
%4.2 (27)
6
%1.2 (8)
5
%0.8 (5)
4
%0.2 (1)
3
%0.5 (3)
2
%0
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları