Adı:
Su Adamı
Alt başlık:
Bilimkurgu Klasikleri
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
240
ISBN:
9786053756736
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Chelovek-Amfibiya
Çeviri:
Hazal Yalın
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Türkçeye daha önce Profesör Dowell’in Başı ve Ket Yıldızı kitapları çevrilen ünlü Rus bilimkurgucu Aleksandr Belyaev’in başyapıtı Su Adamı, İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu Klasikleri dizisinin 21. kitabı olarak ilk kez Türkçede.

Tarihte bilimkurgu yazarak geçimini sağlayan ilk yazar olan Belyaev, aynı zamanda “Sovyetlerin Jules Verne’i” olarak da nitelendiriliyor.

Su Adamı’nda çocukluğunda üzerinde yapılan deneyler sonucu balık solungaçlarına sahip olan ve bu yüzden yaşamını suda geçiren, balıkçıların “deniz şeytanı” lakabını taktığı Ihtyandr’ın kara ve deniz hayatı arasında yaşadığı gelgitlerin yanı sıra insanüstü bir canlı olarak dışdünyayla olan mücadelesine de tanık oluyoruz.

Belyaev bu eserinde fakirlere daha iyi yaşam koşulları sağlamak gibi sosyal meselelere de dokunmaktan geri durmuyor.
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 20. kitap oldu. Daha önce Rus bilimkurgu yazarlarından Arkadi ve Boris Ştrugatski kardeşleri okumuştum; ancak diğer bilimkurgu yazarlarına oranla dillerini biraz daha yavan bulmuş ve pek beğenmemiştim. Aleksandr Balyaev de bir Rus bilimkurgu yazarı olmasına karşın Ştrugatski kardeşlerden daha iyi bir dile sahip olduğunu söyleyebilirim. Zaten kendisine Sovyetler Birliği'nin Jules Verne'i deniliyormuş ve böyle bir övgü bence yazar için ömrü boyunca yetecek bir övgü olmuştur.

Su Adamı, bir bilimkurgu eseri olmasına rağmen içerisinde bilim öğesine bir hayli az yer verilmiş. Hatta kitabın sonlarına kadar fantastik bir kitap okuyormuş gibi hissettim. Ancak kitabın sonlarına doğru biyoloji ve evrim gibi bilimsel konuların devreye girmesiyle yazarın kurgusu tam manasıyla bilimkurguya dönüşüverdi. Yine bir oranlama yapmak gerekirse, bilim %20 - kurgu %80 gibi bir oran ortaya koyabilirim. Bu da demektir ki, Su Adamı bilimkurguya ilk adımı atacak ve bilimle pek içli dışlı olmayan okurlar için başarılı bir ilk adım olabilecektir.

Her ne kadar kitabın ana kahramanı İhtiandr isimli bir balık adam (hem balık hem insan) gibi görünse de bence İhtiandr'ın yaratıcısı Doktor Salvator kitabın esas kahramanıdır. Zira Salvator isimli cerrah, hayvanlar ve insanlar üzerinde deneyler yapıyor ve onlardan yepyeni türler ortaya çıkarıyor. Mesela iki farklı türdeki hayvanı cerrahi müdahale ile bambaşka bir türe dönüştürüyor ve bambaşka türdeki o yeni hayvan diğer iki türden de daha mükemmel bir hale geliyor.

Salvator'a göre insan da mükemmel bir yaratık değildir ve yapılacak bilimsel deneylerle daha iyi bir hale getirilebilir. Kitapta bunu başarıyor da. Hatta Salvator'un en büyük eseri, (ustalık eseri de diyebiliriz) balık-adam İhtiandr'ın ta kendisi. İhtiandr'a genç bir köpekbalığının solungaçlarını transplante ediyor ve böylece İhtiandr hem karada hem de suda yaşama olanağına kavuşuyor. Bu noktada, Salvator'un adeta bir yaratıcı gibi hareket ettiğini de eklemem gerekir.

Konuya gelirsek, Su Adamı, doktor Salvator tarafından üzerinde yapılan bir takım ilginç deneyler sonucunda solungaçlara sahip hale getirilen ve okyanusta yaşayabilen insan-balık karışımı bir canlının(İhtiandr) başından geçenleri anlatıyor. Arjantin'de Bounes Aires yakınlarında okyanusta yaşayan bu yaratık birçok kez çevredeki balıkçılara görünerek onları korkutuyor ve halk tarafından artık "Deniz Şeytanı" olarak adlandırılmaya başlıyor. Zamanla balıkçılar tarafından Deniz Şeytanı'nın yakalanması ve deniz altındaki en değerli incilerin çıkarılabilmesi amacıyla kullanılması fikri, denizcilerin aklına iyice yerleşiyor ve bir takım garip olaylar silsilesi başlamış oluyor...

Kitapta yazar evrim teorisine de sıkça değiniyor ve tüm insanların ortak bir atadan geldiğini, aslında kökenimizin su olduğunu söyleyerek insanın doğasını kitabın merkezine koyuyor. Biyoloji bilimini merkezine alan kurgular okumak isteyen okurların kesinlikle okuması gereken bilimkurgu kitabı bu kitap.

“Eğer insan suda yaşayabiliyor olsaydı, okyanus hakkındaki, onun derinlikleri hakkındaki bilgimiz devasa adımlarla çoğalırdı. Deniz bizim için insanlıktan kurbanlar isteyen korkunç bir güç olmaktan çıkardı. Artık boğularak ölenlerimiz için ağıtlar yakmazdık.”
Dr. Salvador tarafından küçükken üzerinde yapılan deneylerle İhtiandr bir “Su Adamı”na dönüşür. Denizi avucu içi gibi bilirken kara hayatında bir bebekten farksızdır. İnsanların fark edip denizşeytanı olarak nitelendirmesiyle artık kara dünyasının bilmecesi olur. Her zaman ve her yerde olduğu gibi burada da para hırsından gözü dönen biri vardır: Pedro Zurita. Denizşeytanını inci bulmak için kullanmak ister ve İhtiandr ‘ın peşine düşer.

Bu sırada İhtiandr sudan çıkıp karayı keşfeder. Sudan karaya çıkınca gerçek manada sudan çıkmış balığa döner. İnsanların kirliliği, gürültüsü, karmaşası onu tiksindirir. Bu sorunlara katlanmasının tek bir nedeni vardır o da aşk.

Bilim kurguların genellikle uzayı konu aldığı düşünülünce su altını konu alan bir roman farklı hissettiriyor. Su altı betimlemeleri güzeldi. Sonlara kadar İhtiandr’ın su adamı olması dışında bilimkurgu okuduğumu düşündüren şeyler olmadı. Daha çok kara su karşılaştırması, insanların yanlışları ve çirkinlikleri vardı. En nefis bölüm Dr. Salvador’un savunmasıydı. Din ve bilimin karşıt olup olmadığı, bilimin gelişmesiyle insana ve canlılara müdahale etmenin etik tarafı ve evrim hakkında yapılan tartışma bu sayfaya kadar okuduğuma değdi dedirtti. Roman 1928’de yazılmış. Dönemi düşünülünce büyük bir yapıt olduğu anlaşılıyor. Günümüzdeki bilimsel gelişmeye alıştığımız için roman biraz yavan gelebilir.

Bilim kurgu sevenlere duyurulur (:
İnsanların geçmişinde suda yaşamak var mıydı? İnsanlarında akciğerlerinin yanında balıklar gibi solungaçları var mıydı? Su insan hayatının vazgeçilmezi mi ?
Bütün bu soruların cevabını merak ediyorsanız, okumanız gereken bilimkurgu kitabı işte karşınızda.

Yazar Belyaev Deniz şeytanı olarak adlandırılan bir nevi insan-balık adamı tasarlarken bu soruların cevabını da kulanmıştır. Kahramanımız Deniz şeytanı hem suda solungaçlarıyla hemde karada ciğerleriyle solunum yapmakta.

Yazar bu noktada, "su üzerinde yeterli hakimiyetimiz olsaydı nasıl olurdu" sorusu üzerinden yola çıkarak, su üzerinde hakimiyet kurarak insanların daha kolay bir yaşam sürebileceğine değinmiştir.

Bir kurgu olarak düşündüğümüzde okunabilirliği yüksek bir kitap diyebiliriz.
Bol okumalar...
Okuduğum ilk bilimkurgu romanıdır. Ah keşke bitmeseydi, deniz altında neden yaşam yok ki? Kimsenin olmadığı, şehir gürültüsünden ve kirliliğinden uzak bir yer. Buenos Aires'teki balıkçıların korkulu rüyası olan Deniz şeytanı(İthiandr), denizden gelen tuhaf sesler ve yaşanan bazı olaylar yüzünden balıkçıların dikkatini çeker. Kimse başta deniz şeytanına yaklaşmak istemez ama Denizanası adlı teknenin sahibi inci avcısı olan Pedro Zurita onun yeteneklerinden faydalanıp zengin olmak ister. Yazar okurları romanın derinliklerine götürüyor.
Ya gerçekten deniz altında yaşabilseydik o zaman bu dünya nasıl olurdu?
İlk olarak kitabı çok beğendiğimi söylemeden edemeyeceğim ki 10 puan vermemden de anlaşılıyordur.Kitap sade ve akıcı bir dil kullanılarak yazılmış ve güzel bir kurgu ve olay örgüsüne sahip. Kitapta Dr. Salvator’un üzerinde deneylerle geliştirdiği su adamı İthiandr’ın hayatının bir kısmını okuyoruz. İthiandr su altında yaşayan okyanus ve denizleri evi bilmiş bir su adamı. Burada yunus dostları ile eğleniyor, kendine yeni alanlar oluşturuyor, karaya vuran veya avcılar tarafından yakalanan balıkları kurtarıyor. Sadece balıkları değil insanlarıda kurtarıyor. Kitapta insanlar İthiandr’ı deniz şeytanı olarak adlandırmış ve ondan oldukça korkuyorlar.Fakat Zurita adında bir inci avcısının aç gözlülüğü bu korkuya baskın gelip İthiandr’ı yakalamaya girişiyor ve olaylar burada başlıyor. Ayrıca İthiandr’a, İthiandr’ın baba dediği Dr. Salvator tarafından sadece işine yarayacak bilgiler anlatılmış. Bu yüzden deniz ve okyanus dışında bir çocuktan fazla şey bilmiyor. Kitapta yeni duygularla, kelimelerle, insanlarla ve kötülüklerle karşılaşıyor. Kitapta Dr. Salvator’a hayran kaldığımı söyleyebilirim. Çok zeki bir adam ve çok soğukkanlı.En zor durumda bile kendisini değilde İthiandr’ı düşünebilen birisi.Demekki İthiandr boşuna baba demiyormuş. Kitap genel olarak bize dinin ve toplumsal baskının insanlar üzerinde nelere sebep olduğu, onları nasıl davranışlara sürüklediği ve bilimin neleri başarabileceğini aynı zamanda okyanusların dünyadaki en büyük hazine olduğu anlatıyor. Ayrıca evrim teorisi ile ilgili bazı şeyleride öğreniyorsunuz. Okuduğum en iyi bilimkurgu kitaplarından birisiydi, kesinlikle herkese tavsiye ederim.
Okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. İnsanların farklı olandan korktuğunu, dışladığını, sevmediğini ve yine insanların en masum canlıları bile kendi menfaatleri için kullanabileceğini anladığı an bunu yapmaktan çekinmemesini anlatıyor. İthandr'e gerçekten bağlanmış hissettim kendimi.
Sorun, insanın hayvandan evrildiği değil; bir hayvan olmayı bırakmadığında…
Aleksandr Belyaev
Sayfa 206 - İthaki Yayınları
Evrimsel gelişme sürecinde hayvan atalarıyla karşılaştırıldığında daha fazla avantajlar edinen insan, onlarla birlikte hayvansal gelişiminin alt evrelerinde sahip olduklarından çoğunu da kaybetmiştir. Suda yaşam da insana devasa bir avantaj sağlayabilirdi. Bu olanak insana neden geri verilmesin ki? Hayvanların gelişme tarihinden biliyoruz ki, karadaki ve havadaki bütün hayvanlar sudan evrildiler; okyanuslardan çıktılar. Bazı kara hayvanlarının tekrar suya döndüklerini de biliyoruz. Yunus bir balıktı, karaya çıktı, memeli bir hayvan oldu, ama sonra balinalar gibi o da memeli kalmaya devam ederek suya geri döndü.
Aleksandr Belyaev
Sayfa 208 - İthaki Yayınları
Sorun, insanın hayvandan evrildiği değil; onun bir hayvan olmayı bırakmadığında... Kaba, kötü, akılsız.
Aleksandr Belyaev
Sayfa 206 - Doktor Salvator, İthaki Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Su Adamı
Alt başlık:
Bilimkurgu Klasikleri
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
240
ISBN:
9786053756736
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Chelovek-Amfibiya
Çeviri:
Hazal Yalın
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Türkçeye daha önce Profesör Dowell’in Başı ve Ket Yıldızı kitapları çevrilen ünlü Rus bilimkurgucu Aleksandr Belyaev’in başyapıtı Su Adamı, İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu Klasikleri dizisinin 21. kitabı olarak ilk kez Türkçede.

Tarihte bilimkurgu yazarak geçimini sağlayan ilk yazar olan Belyaev, aynı zamanda “Sovyetlerin Jules Verne’i” olarak da nitelendiriliyor.

Su Adamı’nda çocukluğunda üzerinde yapılan deneyler sonucu balık solungaçlarına sahip olan ve bu yüzden yaşamını suda geçiren, balıkçıların “deniz şeytanı” lakabını taktığı Ihtyandr’ın kara ve deniz hayatı arasında yaşadığı gelgitlerin yanı sıra insanüstü bir canlı olarak dışdünyayla olan mücadelesine de tanık oluyoruz.

Belyaev bu eserinde fakirlere daha iyi yaşam koşulları sağlamak gibi sosyal meselelere de dokunmaktan geri durmuyor.

Kitabı okuyanlar 37 okur

  • Çikolatali OKUYUCU
  • Babür
  • Prehistoric
  • Eren Mert Korkmaz
  • Lara
  • Mustafa Bostancı
  • Semih
  • Emin Mammadov
  • Ayşenur
  • Gizem Ömeroğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (4)
9
%35 (7)
8
%20 (4)
7
%10 (2)
6
%10 (2)
5
%5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0