Puan vermedi·724 syf.··
2025 12. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2025 23:19
Arkadaşının intihar haberiyle sarsılan Turgut Özben’in yıkılmasıyla birlikte arkadaşının ölümüne giden yolun izini sürmeye başlıyor, ondan daha fazla iz bulabilmek için. Arkadaşlarıyla görüşüyor Selim’in; Süleyman Kargı, Burhan, Metin, Esat ve sevgilisi Günseli. Süleyman Kargı’nın evinde Selim’in yazdıklarını buluyor ve onları okumaya başlıyor. Selim Dün Bugün Yarın isimli bir şiir yazmıştır devamına da Süleyman Kargı’nın açıklamalarını ekler ve Disconnectus Erectus’tan yani Tutunamayandan burada bahseder. İkinci bölüme geçtiğimizde Olric burada karşımıza çıkar. Turgut’un hayali kahramanı ya da birebir kendisi de diyebiliriz. Burada aynı zamanda küçük bir kağıt parçası gelir Turgut’a Selim’in bir arkadaşı olduğunu ve görüşmek istediğini belirtir ve bu bir kadındır. Esat ve Aysel ile tanışır Esat’tan Selim’i dinler. Burada Selim’in hangi kitaplarla tanıştığını, Wilde’a olan hayranlığını, Gorki’yle tanışmasını, aynı zamanda Selim’in çocukluğunu, gençliğini de okuruz. Selim’in hassas yapısını bir çok yerde gördüğümüz gibi burada da görürüz. Bir başka arkadaşı olan Metin ile iletişime geçer Turgut ve ona Selim’in intiharının haberini verir ve Selimle yaşadıklarını ona anlatmasını ister. Metin zarfın içinde bir mektup göndermiştir Turgut’a. İkisinin aynı kıza aşık oluşunu ve Selim’e yaptıklarını anlatır Metin. Turgut burada tek tek Selim’e yapılan haksızlıkları ortaya çıkardığını söyler. Üçüncü bölüme geçtiğimizde Günseli Ediz dahil olur. Selim’in sevgilisi. Beraber yaşadıklarını anlatır Günseli ve bu kısımda bilinçakışı tekniğiyle Günseli, Turgut ve Selim’in üçünün bir arada konuştuğu noktalama işareti olmayan bölümleri okuruz. Bu kısmı okumak zorlayıcı olabilir. Dördüncü bölüme geçtiğimizde Turgut artık bu olaylarla birlikte kendini bulabilmeye de çalışıyordu aynı zamanda, sanki kendini topluma uydurmuş birinin başka bir etken ortaya çıkınca kendini kaybetmesi ve artık rol yapamaması gibi de geldi bana. Selim’in izini sürerken kendini de bulmaya çalıştı Turgut. Kendini bulmaya çalışırken çoğu şeyi de unuttu aslında, yabancılaştı. Ailesi vardı Turgut’un; karısı ve çocukları. Onlardan uzaklaştı ve Selim’in izini sürebilmek için iş için gideceğini söyledi. Bir sabah evden çıktı ve yolda Selim’in günlüklerini okumaya başladı. Bu günlüklerden Selim’in nasıl bir bunalımda olduğunu, fiziksel olduğunu düşünerek hastaneye gidişini ama bir sonuç çıkmamasını okuyoruz. Sanki fiziksel bir sorunu olduğunu söylesinler de artık iyileşebilsin diye de bekliyor gibi geldi bana. Çırpınışlarını görüyoruz burada; Günseli’yle intiharı konusunda konuşmak istemesini ama ona kıyamamasını, kendisinin neler hissettiğini gözardı etmeye çalışıp etrafındakileri üzmemeye çalışmasını ve bu anlarda yapayalnız oluşunu okumak beni çok zorladı. Hatta Turgut şöyle diyor; “Selim de onu bütün canlılığıyla tanıdığım bir sırada kendini öldürdü.” Ailenin de Selim için ne kadar önemli olduğunu, belki hayata karşı bu kadar hassas oluşunun aileden geldiğini de bu mektuplarda görebiliriz. Şunu yazıyor mektuplarında; “Beni kötü yetiştirdiler. Annem de, babam da bana gerekli eğitimi vermediler. Yaşamak için demek istiyorum. Bana yaşamasını öğretmediler. Daha doğrusu, bana her şeyin öğrenilerek yaşanacağını öğrettiler. Yaşanırken öğrenileceğini öğretmediler. Ben de kolayca razı oldum bana öğretilen bu yanlışlara. İnsan, kendi bulurmuş doğru yolu. Ben bulamazdım.” Turgut’un ailesine de baktığımız zaman ikisini okurken aslında ailenin de ne kadar etkili olduğunu görebiliyoruz. Normalde günlüklerini tarih atarak tutmuştur Selim ama belli bir yerde Artık Tarih Atmıyorum kısmında Türk Tutunamayanları Ansiklopedisi yazar ve en sonuna kendisini ekler. En sonunda Turgut Özben’in mektubunu okuruz. Bunu kendisi en sona koyulmasını ister. Ve bir Tutunamayan olarak ansiklopedinin sonuna kendisini de eklemiştir. Bir çok yazardan etkilenmiştir Oğuz Atay, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam romanının küçük bir kısmından Tutunamayanlar adını çıkarır, Nabokovla Selim’in Dün Bugün Yarın’ını yazarken ilham almıştır ve Günseli, Selim ve Turgut’un aynı anda konuştuğu bilinçakışı tekniğini de Ulysses’ten esinlenerek yazdığı söylenir. Tutunamayanlar çok güzel bir serüven oldu benim için. Okuması zor belli bir olay örgüsü olmayan bir metin gibi düşünülebilir ama okudukça her şey kafanızda netleşiyor. Oğuz Atay bu romanını yazdığı dönemde aslında ön planda olan topluma yönelik bir şeyler yazmakmış; bireysellik ön planda değilmiş. Yıldız Ecevit Oğuz Atay biyografisi olan Ben Buradayım kitabında şöyle yazıyor: “Türk Edebiyatında, arkaik bir estetiğin geleneksel/gerçekçi anlayışıyla kotarılmış toplumcu içerikli köy romanlarının baş tacı edildiği o günlerde, Oğuz Atay bu anlayışın tümüyle dışında yer alan yeni bir roman estetiğinin dünyasında yol almaya başlamıştır. Bu, Atay için, anlaşılamamaktan kaynaklanan bir yalnızlığın da dünyası olacaktır.” Oğuz Atay yaşadığı dönemde anlaşılamamış ve zaten bundan da çoğunlukla bahsetmiş biri olarak acaba şu anda yaşasa ne düşünürdü? Ya da yıllar geçti ve Oğuz Atay çok fazla okunmaya başlandı ama, acaba şu an onu anlıyor muyuz?
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
·
94 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.