Uzun zamandır beni etkileyen nadir kitaplardan. Vejetaryen olma yolculuğunu anlatan bir kitap olduğunu zannederken nasıl durumura uğruyorum oynat bakalım!!
Yeoung-Hye yalnızca kocasının ve evin beklentilerini karşılayan, uçlarda yaşamayan bir kadınken, gördüğü dehşet verici rüyalar yüzünden et yiyememeye, evdeki tüm et ürününü atmaya başlar. Zamanla Kore’nin yaşam tarzına uyum sağlamayan bu beslenme çeşidi yüzünden kilo vermek kaçınılmazdır. Hatta babası bile zorla ona et yedirmeye çalışırken kendine zarar verir.
Artık sanki yaşamak değil de başka bir hayata geçiş yapmak istercesine sosyal iletişimi azalır. Kocası onu boşar. Hikayenin ikinci bölümünde ismi asla geçmeyen kardeşinin kocası Yeoung-Hye’ye akıl almaz bir şehvet duymaya başlar. Kendisi video sanatçısı olduğundan onun vücudu üzerinden çiçekler, bitkiler çizmek üzerine olan sanat fikri gitgide c*nsel anlamda kadın bedenini kullanmaya kadar varır. Bu noktada aslında şehvetten ziyade bir aidiyet, bir kabullenişlik olması garipsenecek olsa da karakterlerin kendilerini telkin etmek yöntemleri psikolojik olarak savunma mekanizmalarının hayati anlarda nasıl çalıştığına harika bir örnek.
Kitabın son kısmı olan akıl hastanesi bölümü de her düğümün çözüldüğü anları aktarıyor. Bu bölümü de Yeoung-Hye’nin kardeşinin gözünden okuyorsunuz. Kocası kardeşiyle birlikte olmuş ve buna şahit olmuş, kardeşinin durumundan fazlasıyla üzgün olan bir kadın… Buna rağmen kardeşini hastane ziyaret edip iyiliği için savaşan, bundan gocunmayan bir kadın.
Olayların başkahramanı gibi görünen Yeoung-Hye’nin kendini bir ağaç sanması, ağaç olmak istemesi üzerinden aktarılan hikayenin doygunluğu ile çok memnun kaldım ve hıpızlı bitirdim. Dümdüz bir hikaye beklerken Body Horror ile karşılaştım. Fazlasıyla tatmin oldum.
Eğer kitabı okumak istemezseniz aynı adlı 2009 yapımı filmi de izleyebilirsiniz.