Meczup ile deli aynı şey değildir… Deli, aklını yitirendir; meczup ise gönlünü bulan.
Ahmet, fotoğraf çekmeyi seven biridir. Her kareye yeni bir hikâye eklemek için yollara düşer. İşte tam da o gün, yol onu Ecevit ile karşılaştırır. Ama Ecevit, sıradan biri değildir. Duruşunda, bakışlarında, suskunluğunda anlatılmamış bir hikâye saklıdır. Ahmet, bu hikâyeyi öğrenmek ister. Çünkü bazı insanlar, daha ilk bakışta insanın içine dokunur.
Sorar, araştırır ve sonunda öğrenir: İnsanların "meczup" dediği Ecevit'in aslında bambaşka bir hikâyesi vardır. Onu anlamaya çalışırken, Ahmet kendini de sorgulamaya başlar. Çünkü onun da içinde bir yara vardır—sevdiğini kaybetmenin acısı. Ama Ecevit’in kaybı farklıdır. Ölümle kaybetmek mi daha zor, yoksa hayattayken kaybolanı beklemek mi? Gidenin ardından yas tutmak mı daha ağırdır, yoksa hiç gelmeyecek birini beklemek mi?
Ecevit bekliyordu… Ama geleni değil, beklemeyi seviyordu. Çünkü beklemek de sevmeye dahildi. Sevda bazen kavuşmaktan değil, içinde yaşatmaktan ibaretti.
Bu kitap, kısacık ama sarsıcı bir hikâye anlatıyor. Kalbe dokunan, insana kendini ve sevgiyi sorgulatan bir eser. Yazarın kalemiyle ilk kez bu kitapta tanıştım ve ne iyi etmişim. İçten, duru ve etkileyici bir anlatım…
Bir solukta okunabilecek ama uzun süre zihninizde yankılanacak bir öykü.
Sevgili yazarımız @ifatihduman’ın kaleminden, @nesilyayinlari etiketiyle çıkan bu güzel kitabı gönülden tavsiye ederim. **Okuyun, okutun!
---
Kitaptan Alıntılar
Ya gelmezse?..
"O gelmese de ben yine beklerim."
Ve anladım ki beklemek de sevda gibi tek kişilikti.
🩶 Meczupla deli aynı değildir.
"Hoş, ikisi de aklını yitirmiştir derler ama;
Aklını terk edenlere deli denir, gönlünü bulanlara meczup..."
🩷Kendime sakladığım hikâyelerim var.
Ölüm ile ayrılığı tartmışlar,
Elli dirhem fazla gelmiş ayrılık...
Sevmek, beklemektir…
Tam unutmak üzere olduğun şeyleri aniden hatırlamak zor geliyor. Fatih Duman
Yarım kalan hiçbir şeyi sevmedim ben. "Yarım kalmış sevdaları, yarıda bırakılmış kitapları, yarısı dinlenmiş şarkıları, yarım içilmiş çayları bile..."
Âşık, bilinmek için, bulunmak için, sevilmek için sevmez ki.
🩵Baktığımız yer aynıydı ama gördüğümüzün aynı olmadığından emindim.
Kaçıp gitmek değil, kalıp beklemekti bana düşen.
*"Ama zordu, çok zordu. Sevda zordu, ayrılık zordu, ölüm zordu, ölmemek zordu, beklemek zordu."*
Nedenini ben de bilmiyorum ama şundan eminim:
*"İnsan bir gece vakti yalnız başına kaldığında, gerçekten kendisiyle baş başa kalabiliyor.
Sanırım gecenin karanlığı insanı kendine getiriyor. Bu yüzden gündüzden çok geceyi seviyorum."*
Hikâyesi olmayan şey, yoktur.
Demiştim; insan derdinden kaçsa bile kendinden kaçamıyor...
Bana "Ömür nedir?" diye sorsalar, hiç tereddüt etmeden "Yoldur" derim.
*"Ömür bir yoldur, hiç durmadan hep gittiğin bir yol."*
Ve ben, birini sevecek kadar cesaretli olanlardan değilim.
İnsan bir kez sevdaya düşünce...
*"Kavuşursa 'mutlu' derler adına, ama kavuşamazsa 'deli'..."
Denk gelemedi, Allah rast getirdi.