Merhaba
Bı miktar hüzünle geldim bugün
Ne yalan söyliyim bu kadar etki bırakacağını düşünmedim ilk elime aldığımda ama her satırda biraz daha düştüm biraz daha pişman oldum
Sevmek nedir,beklemek mi,gitmek mi,aşk ne,meczup kim???
Her sayfa da farklı soru ve cevap
Önce Ahmet çıkıyor karşımıza.
Bir fotoğrafçı..
Onunda bir hikâyesi var Elif'le ama anlatmıyor tam azcık bahseder gibi oldu ama hepsini değil.Ketum karakterli, duyguları bi miktar sönmüş gibi.Sevda başkasına anlatılır mı hiç.Ecevit öyle söylemişti
Uzak yerlere de gidiyor çekimler için.
Kaçıyor aslında ama çoğu insanın unuttuğu şeyi o da unutuyor.İnsan nereye giderse gitsin kendisini de yanında götürüyor.Kalbini,düşüncelerini,benliğini..
İstediğin kadar uzağa git,kendinden kaçamazsın ki..
Bu seferki kalbinin derinliklerinde bi şeyler uyandıracak türde bir yolculuk oluyor ama..
Ecevit çıkıyor karşısına önce.Sonra Ömer amca.Ha bir de Ömer'in Fadimesi geliyor
Bence Ömer Amcanın da bi hikâyesi vardı, kahvehanede Ahmet'in de fark ettiği gibi ama ne??
Sonraki adımsa Ayşe...
Ecevit'in hikâyesini anlam veremediği şekilde merak ediyor Ahmet ve öğreniyor gerçekleri, tâbi onunla bizde
Ömer Amca anlatıyor,Ahmet ve Selim dinliyor,biz okuyoruz..
Ecevit'in neden meczup olduğunu da,o kayanın önemini de,yol ayrımını da..
Sevgi bekleyene mi zor,gidene mi diye klişe ama hâlâ tam olarak cevabı olmayan daha doğrusu cevaplandırılamayan sorular..
Bekleyen bir kayanın üstünde yol ayrımını izlerken gidenin başına neler geldi öğrenmek isterdim doğrusu çünkü elbet onunda vardır bi hikayesi diye düşünüyorum
Sona gelecek olursam,eğer duyguları derinden hissetmek,türkülerle bi şeyleri hissetmek isterseniz karavana binip Selim ve Ahmet'le bir yolculuğa çıkmanız gerekiyor..
Keyifli yolculuklar/okumalar
Bir kaç alıntıyla karavana binelim..
Roman, toplumun “meczup” diye yaftaladığı bir karakter üzerinden ilerliyor. Ama burada asıl mesele bir adamın deliliği değil; toplumun aklı.
Fatih Duman bu romanda bize bir “deli” anlatmıyor aslında. Toplumun kenarına itilmiş, suskun bir adamın hikâyesi üzerinden hepimizin içindeki yarayı gösteriyor. Çünkü meczup dediğimiz kişi, çoğu zaman sistemle barışamamış o son vicdan kırıntısıdır.
Roman boyunca şu soruya takıldım:
Gerçekten deli olan kim?
Meczup, dünyaya uyum sağlayamıyor. İnsanların çıkar hesaplarına, yapay ilişkilerine, suskun kötülüklerine alışamıyor. Bu yüzden dışlanıyor. Oysa onun deliliği, fazla görmesinden. Fazla hissetmesinden. Fazla insan olmasından.Toplumun ölçülerine göre ayarsız biri.Ama kalbin terazisinde en dengeli kişi o.
Kitapta en çok hissettiğim şey yalnızlıktı. Gürültülü bir kalabalığın ortasında, kimseye ait olamama hissi. Meczup’un iç dünyası o kadar çıplak ki, okurken insan kendi kırılganlığını da görüyor.
Fatih Duman’ın başarısı burada: Karakteri dramatize etmiyor, romantize etmiyor. Onu bir sembol haline getiriyor. Meczup, biraz hepimiz oluyoruz. Hayatın bir yerinde “fazla” geldiğimiz anlar gibi.
Dili sade ama derin. Cümleler kısa gibi görünse de altında uzun bir düşünce var. Yer yer tasavvufi bir hava seziliyor; hakikat, vicdan, arayış… Bunlar bağırarak değil, fısıldayarak anlatılıyor.
Bu kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey şuydu:
Belki de dünya, en çok hassas ruhlara ağır geliyor.
Meczup bana şunu düşündürdü: İnsan bazen aklını korumak için değil, kalbini korumak için yalnız kalır. Ve o yalnızlık delilik değil, bir çeşit direniştir.
Bu roman olaydan çok duygu taşıyor. Hareketli bir kurgu arayanı yorar belki ama ruhunun bir yerinde boşluk hisseden birine iyi gelir. Çünkü bu kitap bağırmıyor; sessizce omzuna dokunuyor.
Ve en
Sevenlere, sevilmenin kıymetini bilenlere, sevdiğini bekleyenlere ve beklemeyi de sevdaya dahil edenlere...
Sevmek beklemektir...
...
Ve anladım ki beklemekte sevda gibi tek kişilikti. İnsan bir kez sevdaya düşünce kavuşursa "mutlu" derlerdi adını ama kavuşamazsa "deli" diyorlardı...
Yolda geçen bir hikayenin sevda masalına dair olaylar anlatması o kadar güzel ki... Okurken hem duygulandıran hemde kalpte derin izler bırakan, insanı düşündüren bir kitap... Eğer insan sevdalandıysa kendisini bir sorgulamalı. Ne kadar sevdim?.. Ne kadar bekleyebildim?.. Ucunda ölüm yoksa bile bekleyebildim mi?.. Peki ya siz ne kadar sevdiniz, hiç düşündünüz mü?
"O, seni hala bekliyor. Çünkü beklemekte sevdaya dâhil..."
Fatih Duman
Sevmek Beklemektir…
Şimdi size “deli” ile “meczup” arasındaki farkı sorsam cevabınız ne olurdu? Ben söyleyeyim;
Aklını terk edenlere deli, gönlünü bulanlara meczup..
“Âşıklara deli diyenin aklı yoktur.” Der öyküde ki Ömer amca.
Sevdiğini bekleyen Ecevit’in ve nişanlısını kaza sonucu kaybetmiş Ahmet’in öyküsü anlatılır bu kitapta.
Ahmet iş gezisine çıktığı sıralarda, yolda oturan bir adama tam çarpacakken son anda durmayı başarır. Karavanından iner ve yanına yaklaşarak onunla konuşur lakin bu konuşma onun meraklanmasına sebeb olur.
Sonrasında gelişen olaylar..
Ecevit’in Ayşe’yi beklemesi gibi
Ahmet’te Elif’i beklermiydi?
Ahmet nişanladığı akşamı kaza sonucu Elif’i kaybetmiştir. Sonrası sığamamıştır hiçbir yere..
Öykü kitaplarını çok seviyorum. Kısa ama insanın derinlerinde, dehlizlerinde izler bırakıyor. Velhasıl hiç gelmeyecek olanı, seviyorsan eğer beklemeyi öğretiyor kitap.
MeczupFatih Duman · Nesil Yayınları · 2024964 okunma
Ayın son, serinin de ilk kitabı bitti.
Eminim okuyan herkes
Ecevit’in hikayesi ve gerçekliğine kalbinin bir parçasını bırakmıştır…
.
Beklemek de sevdaya dahil…
MeczupFatih Duman · Nesil Yayınları · 2024964 okunma
Meczup yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Yazara dair bilgim olmadan tavsiye üzerine başladım. Kendileri oldukça fazla esere sahip bir yazarmış. En meşhur kitaplarından biri Ene imiş.
Açıkçası kitabı bitirdiğimde aklımda kalan pek bir şey olmadı. Okurken de çoğu yerde kopuk hissettim. Dil bana oldukça düz geldi; ne bir vuruculuk ne de içime dokunan bir taraf bulabildim.
Hikâye ise fazlasıyla arabeskti. Duygular sürekli yüksek perdeden verilmeye çalışılmış ama bu durum bir süre sonra yorucu hale geldi. Hüzün hissettirmek isterken sanki abartıya kaçılmış gibiydi. Hatta önsözde yazarın bir tavsiyesi vardı. Aralara birkaç türkü eklemiş dinleyerek okumamızı öneriyordu ama bana çok komik geldi bu istek :)
Dediğim gibi her açıdan oldukça basit buldum.
Belki seveni vardır ama benim için ne edebi olarak doyurucu ne de hikâye olarak etkileyici bir kitaptı.
Aklını terk edenlere deli, gönlünü bulanlara meczup." Âşıklara deli diyenin aklı yoktur." Geçen günlerde arkadaşımla kitapçıya girdim o almak istediği kitaplara bakıyordu. Bende gezineyim bakınayım diye düşünürken karşıma çıktı, düşünmedim hemen aldım. Sevmek beklemektir diyor anlatıyor Meczubun başından geçenleri, gönlünden akıp gidenleri...
İnsan değer bilmeli, sevdiğinin yanında olduğu için şükretmeli, beklemeli... Değer bilmeli!!
Aklını kaybetmemişti o, sevdasını aklına tercih etmişti. Yoksa bu ayrılığa dayanamazdı ki. Akılla bulunmazdı bu yol.... Yine mi mükemmel nasıl bir kalem bu akıp giden
MeczupFatih Duman · Nesil Yayınları · 2024964 okunma
Bugün benim çok sevdiğim kelamların sahibi Fatih Dumanın 'Meczup' eserini sizlere anlatmak istiyorum.Yazarımızın 22 kitabından sonra çıkardığı ilk öykü kitabı olma özelliğini taşıyor kitap. Kıyıda köşede kalmasın dedi Meczup’un hikayesi…Tanışalım, görelim, beklemenin nasıl olduğunu, sevmenin özünü hissedelim istedi yazarımız.Çok ta güzel oldu.İyi ki bu öykü kitabıyla kesişti yolum Kesiştiren kişiye de buradan çok teşekkür ederim.Çok kısa konusundan bahsedeyim.
Ahmet bir fotoğrafçıdır.Kurumlardan davetler alır,atlar karavanına,yardımcısı Selim ile düşer yollara.Yollar biter ama içinde taşıdığı yalnızlık ve evsizlik hissi hiç bitmez.Yine böyle bir seyahatte gece vakti yolun ortasında gördüğü garip bir adam ilgi odağı olur.Meczup olduğu belli olan adamı köylülere sorar,hikayesini dinler.Ve bu hikaye Ahmet’e derdinin küçüklüğünü,sevmenin büyüklüğünü ve beklemenin de sevmekten geldiğini gösterir.
Ahmet’in ve Meczup’un hikayesini ilgiyle okudum.İçerisinde ki çizimler de cok güzeldi.Hele o Ömer amcanın evinin sıcaklığını,Fadime’sine olan sevgisini hissettim. Unutulmaz bir yol hikayesiydi.O yollar hiç bitmeseydi, bu kitap öyküden romana evrilseydi keşke dedim.Bitsin hiç istemedim.Öyle akıcı ve duru bir anlatımı var ki yazarın, elimden zor bıraktım.Yine satırlar gönlüme dokunmayı başardı.Hüzünle, hayretle ve sonunda da memnuniyetle kapattım kitabı…Yine yüreğim buruk, yine hislerim lisansız. Vel-hasılı bu öykü kitabını mutlaka okuyun.Önemle tavsiyemdir
MeczupFatih Duman · Nesil Yayınları · 2024964 okunma
“Bakılmaz mı gözden dökülen yaşa
Gör ki neler geldi o garip başa
Hasret etti bizi dosta gardaşa
Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm”
Neştersiz kalp ameliyatı nasıl olur? Şöyle ki… Derin bir hikayen vardır. Hikayeni anlatacak özgün kelimelerin, kendine has akıcı bir üslubun da vardır ama sen istersin ki bir de olaya en ciğer deleninden konuya uygun öz türküler serpiştireyim.Önsözde de rica edeyim “türküleri dinleyerek oku” diyeyim. Diyeyim çünkü okurun canı çıksın. Sevdalı değilse bile içi yansın…
Sevmek, güzel şey azizim… Sevmeye dair tüm hikayeler de güzel. Okumak ne kadar güzelse o kadar güzel..Fatih Duman Bey’in kalemi gibi güzel. Bir de Sevmeyi var eden var ki sormayın. Bunlar hep O En Güzelin yansıması…
MeczupFatih Duman · Nesil Yayınları · 2024964 okunma
1987 yılında Sivas'ın Şarkışla ilçesinde doğdu. Çatalca İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra 2006 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başladı. Bir dönem Ürdün Devlet Üniversitesi'nde de öğrencilik yapan Fatih Duman Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dördüncü sınıfında öğrenimine devam etmektedir.
Buruciye Edebiyat, Dikili Ekin ve Ferda gibi dergilerde yazı ve şiirleri yayınlanan Fatih Duman pek çok kurumun düzenlediği şiir ve makale yarışmalarına katılmış ve ödüler almıştır. 2007 yılından beri de Ferda Edebiyat ve Kültür Dergisinin editörlüğünü yapmaktadır.