·480 syf.····Okunma: 17 Şubat 2025 01:26 Hiç deli olup olmadığınızı düşündünüz mü? Böyle bir sorgulama yapmak aklınıza geldi mi? Eminim çoğumuzun cevabı ‘Hayır’dır. Hüseyin Rahmi’nin buna bir cevabı var. Buyurun bakalım: ‘Pek az kimse kendisine karşı böyle bir hitapta bulunma cesaretini gösterebilir. Çünkü tımarhanede kayıtlı olanlardan tutun da üniversite hocalarına kadar herkes her şeyden evvel kendi akıl ve zekâsının hayranıdır. Hâşâ Allah'tan bile evvel buna inanırlar.’
Ve ben deli değilim elbette diyenler için de ekler: ‘Komşuda oyun havası çalınırken odanın kapısını örtüp de kendi kendine göbek attığın yok mudur? Aynanın karşısında tuhaf mimikler yaparak kendi kendine eğlendiğin hiç olmadı mı? Daha böyle yapmaktan hoşlandığımız fakat kimseye göstermek istemediğimiz birçok tımarhanelik hareketlerimiz vardır. Demek hepimiz birer parça gizli deliyiz’ der. Elbette bunlar deli olduğumuzu göstermez hatta itiraf edelim birçoğumuz bazen bunları yapıyoruz. Fakat Hüseyin Rahmi çok akıllı olduğumuzu düşünmemizi, aklımıza asla laf söylemiyor oluşumuzu eleştirir ve her insanın deliliklerinin olabileceğini, asıl delilerin çok akıllı olduğunu düşünenler olduğunu, delilerin en azından kendilerinin farkında olduğunu ve itiraf edebiliyor olduğuyla övünür.
O kadar çok kitapta yazmak istediğim alıntı var ki sığması mümkün değil. Konusuna biraz değinmek isterim. Şadan Bey deli olup olmadığını sorgulayan ve kendini deli olduğuna inandıran bir adamdır. Yakın arkadaşı Kalender Nuri’de kendisinden pek farksız değildir ama o aklından şüpheli etmez aksine kendisini akıllı addeder. Okuyunca pekte akıllı olmadığına okuyucular kanaat getirecektir :) Kalender Nuri, Şadan Bey’e bir kadına aşık olduğunu ama bu kadının evli olduğunu ne yapıp ne edip kadını kocasından ayırıp kendisinin evlenmek istediğini anlatır. Plan yaparlar ama planları istedikleri gibi gitmez.
Hüseyin Rahmi’nin okuduğum kitaplarından biraz farklı bir tarza sahipti bu kitap. Açık seçik bir üslup yazılmış olması beni biraz rahatsız etti açıkçası çünkü bu açıklığı okumaya alışık bir okur değilim. İlk kez bu yanıyla karşılaştım. Fakat döneme ve toplumun sosyal yapısına bakınca (kabul etmek istemesem de) normal karşılanabilir. Beni rahatsız eden noktalar dışında severek okudum çok akıcı ve sürükleyiciydi. Hüseyin Rahmi kitapta dönemin hükümetine eleştiri, cinsellik, uyuşturucu madde kullanımı konuları sebebiyle yargılanmış ve kendini şu sözlerle savunmuş: “Susmak, Abdülhamit devrinde bu, meşrutiyette bu, cumhuriyette de mi böyle olacak?"