Bugün yine kendimi O kitap evinin önünden geçerken buldum. Dışarıda yağan kar, yüzüme vuran soğuk ama tatlı esinti Herseyde yine Sen Vardın..
Tüm cesaretimi toplanıp, içeri girdim. Küçük ama çok şirin buram buram kitap kokan bu dükkan geçmişe götürüyordu beni. Tıpkı adın geçince, yüreğimin sıcacık olması gibi, sıcaktı.. Oturduğu yöne bakamadım. Kitaplar sadece bir göz yaniltmasindan ibaretti O an için. Sesine benzeyen sesiyle " Hoş Geldiniz" dedi.. Yönümü değiştirmeden "Tesekkurler" dedim kendimin bile duymakta zorlandigi ses tonumla.. Ellerim, dikkatimi dağıtmak için bulduğu ilk kitaba sarıldı..
"Oğuz Atay. TUTUNAMAYANLAR"
Daha önce adını duyduğum, konusunu hiç bilmediğim bu kitabı incelemeye başladım. Tutunamamistik bizde. Sert firtinalar altında oradan oraya savrulan 2 yaprak gibi, tüm tazeligimizi soğuk bir poyraza teslim edip savruldukca kuruduk..
Çay içiyordu.. Senin sevdiğin gibi..
Bakışlarım elindeki bardakta yoğunlaşinca
" Dışarısı soguk, Siz de bir bardak çay ister misiniz? dedi "
Utandım..
Başımı sağa sola sallayıp Tesekkurler dedim..
Yine gezintiye çıktık, kitapların dünyasında.. Dükkana giren müşterilerle sohbet ediyordu.. Bugün ilkkez gözündeki gözlük dikkatimi çekti. Daha önce olsa bilirdim.
Seni düşündüm, acaba Alaz da gözlük takıyor mudur?
Aldığım kitabı kasaya biraktim. Sen gibi ciddi duruşu bir anda bahar gelmiş bir memleket gibi gülücükler saçtı.
Okuduğu kitabın aynısından, bu da size hediyem olsun deyip posetime ekledi.
Küçük bir şaşkınlıkla beraber yine sadece "Tesekkurler" deyip çıktım..
Bir daha ne zaman cesaretimi toplayıp oraya gidebilirim bilmiyorum. Elimdeki poşete bakıp tebessüm ettim.
Ve sesini duydum.
"Sen o kitabı birakmissan bir daha okumazsin Zeynep."
Sen belki hiç bilmeyeceksin ama, O kitabı bu sefer bitireceğim.
>>dkendis<<
"Hüzün En Çok Mavi Sever hikayemden gelecek bölümlerden bir kesit" "