Sizlerle değerli mütefekkir Sadettin Ökten'in #geleneksanatvemedeniyet eserini paylaşacağım. Pek çok programa katılıp bireylerin dünya tasavvuru üzerine sohbetler gerçekleştiren yazar eserinde öyle muazzam ve geniş bir bakış açısıyla bu üç kavramı değerlendirmiş ki okurken geleneğin muhtevasına hayret ettim, sanatın çağları aşan sesine kulak verdim ve medeniyetin kapsayıcılığı hakkında derin derin düşündüm. Çok uzun bir eser olmamasına rağmen taşıdığı ruhi derinlik fazlasıyla etkiledi. Bu ruhi derinlik benim her kitapta rastlanmayacağınız bir detay. Hele de ilk bölümlerde Yahya Kemal'in şiirleri üzerinden yapılan medeniyet tasavvuru adeta neni kendine çekti. Hani şairimiz "Kendi Gök Kubbemiz" diye kaleme almış ya sanatı. İşte oradaki gök kubbe bizim ltında toplandığımız vatanımız diğer adı aslında.
Peki sanatkarlarımızı günümüz sanatçılarından ayıran fark nedir? Soruya dikkat ederseniz sanatkar ile sanatçıyı ayırıyor Sadettin Ökten. Sanatkarı sıradan biri olarak değil, meselesi olan insan olarak teleakki ediyor ve ekliyor. "Herkesi mesut eden șartlar ve muhit, sanatkara dar gelir. O, sıradan insanların sığdığı kalıplara sığmaz, bunları zorlar ve aşmaya çalışır."
Sanatçıyı ise alıp satan, maddiyata köle olan kimse olarak tanımlıyor. Kendi geleneğinden, yani özünden uzak olduğu içinde ne sanat yapmak ne de medeniyetine katkı da bulunmak gibi bir gayesi var. Halbuki sanatkar medeniyetine katkıda bulunan geçmişle günümüzü harmanlayan, geleneğe isyan etmek yerine geleneğin özündeki anlamı yakalayan ve bunu topluma sunan kişi. O madde ve manayı birleştiren bir köprü. Eğer köprüler olmazsa insanlık mütefekkirin tespitindeki aşamaya geliyor.
"Yeni insanımız, hayata karşı endişelidir. Ataları kadar sakin ve huzurlu olamamaktadır. Bir türlü anlayamadığı bir acelecilik içerisindedir. Kader ile arasında eskilerden çok farklı, uzun ve uzak bir mesafe vardır. Kadere bir türlü teslim olamayan, aklın tedbirleri peşinde koșan ve onunla da tatmin olmayan bir yapıdadır."
O yüzden kendi geleneğimiz, sanatımız ve medeniyetimiz peşinde olalım.
Sadettin Ökten