“Çocuk edebiyatında acının, dramın ölçüsü sizce ne olmalı?” diye sorarak başlamak istiyorum. Hani kült kabul edilen “Sol Ayağım” kitabını birçoğunuz okumuşsunuzdur belki. Okumayanlar da duymuştur muhtemelen benim gibi. Bu kitabın konusu da o kitabı andırıyor (duyduğum kadarıyla). Aslında benzer olan şey; çocukların başına gelen felaketlerin üstesinden gelerek hayata tutunmaları. Bu kitapta dayanak noktası müzik olmuş. Müziğin gücüne sığınarak iyileşmeye çalışan bir çocuk öyküsü okuyoruz. Birçok ilke imza atan bu kitabın özelliklerinden biri de şiir-roman türünde olması. Cümlelerin fazlaca devrik olması, çocuk işçiliğinin işlenmesi, bu kadar dram benim bazı şeyleri sorgulamama neden oldu. Hani televizyonlardaki kadın şiddetini görünce: “Neden normalleştiriyoruz?” diye sitem ediyoruz ya!.. İşte, bu kitapta da acıyı normalleştiriyor muyuz yoksa farkındalık mı oluşturuyoruz arada kaldım… Kitapla kalın.
“Her zaman
Yataklarda uyumaz
Çocuklar
Bazen de
Yorgunluktan
Masalarda
Uyur kalırlar”
“İki fidan
Nasıl
Birbirine yaslanarak
Karşı koyuyorsa
Rüzgara
Bu iki yoksul çocuk da
Arkadaş olarak
Karşı koymaya çalışıyorlardı
Yaşama”
“Ama kuşların
Birbirlerini dinleme
Saygınlığı yok
Ya hepsi birden konuşuyorlar
Ya da hepsi birden susuyor
Bu yüzden de
Kimin ne dediği
Bir türlü anlaşılmıyor”
“Bütün çiçekler
Anneler için toplanır
Anne ile çiçek
En kutsal iki şeydir
Bağırda saklanır”
Müzik Satan ÇocuklarYalvaç Ural