Bir şeyin önemini onu kaybetmeden anlayabilen insan sayısı ne yazık ki çok azdır. O nedenle kendinizi ve değerinizi insanlara hatırlatmayı asla ihmal etmeyin.
Herkese merhaba. Baştan uyarayım bu açıklama spoiler içeriyor. Şermin Yaşar’ın üslubunu ve genel itibarıyla yazdığı kitapları çok beğenerek keyifle okuyorum ancak “Telefon Melefon Yok!” kitabı bana bir “Lo” ya da “Dedemin Bakkalı” kadar keyif vermedi. Aslında alt metin yine çok güzeldi ta ki kitabın sonuna -yani çatışma çözülene- kadar. Biraz gerçeklikten uzak bitirilmiş. Çocuklar, dedelerinin dilekleri sonucunda telefonun ellerine yapıştığını düşünürken -Farkındayım, burada da hurafe çürütmesi yapılmış.- meğer dede, çaktırmadan çam sakızı sürmüş de öyle yapışmış o telefon onların eline! Yani şimdi bu olacak iş mi!? Lütfen, bana bu bir kurgu demeyin! Diğer okuduğum(uz) kitaplar da kurgu ancak neden onlarda böyle bir rahatsızlık hissetmedim. Ya eline bir şeyin temas ettiğini hiç mi hissetmedi bu çocuklar? Ayrıca “çam sakızı” donan ve bekledikçe temas ettiği yüzeyden çıkarılması daha da zor olan bir maddeymiş. Kitapta nasıl verilmiş peki?.. ”Çok sürmüştüm çam sakızını. O yüzden daha kuvvetli yapıştı. Hiçbir şey yapmasaydınız da zaten bugün çıkacaktı elinizden.” Yok aslında çok sürülüp bekleyince donup daha da zor çıkması gerekiyor. Sonuç olarak final bana göre iyi bağlanmamış. Önümüzdeki kitaplara bakalım, sizler de kitapla kalın.