Bir klasik haline gelmeyen başlayan Conan okumaları sonrası biraz yazmak güzel oluyor. Aslında kendisini okuyan insanlar var ama buralarda pek yok. Muhtemel okurların hepsi en küçüğü benim gibi 90'larda doğanlar olduğu içindir. Bu seride John Buscema kapaklar ve bazı sayılarda çizimlerini görmek seriye iyi bir tat vermişti.
Gecenin Ormanında sayısında bir kadını ölümden kurtaran tanrı ile dövüşmek zorunda kalıyor. Tanrı dediğimde öyle insan formunda. Conan aklını da çok iyi kullandığını burada gösteriyor. Ölüm Nehri sayısında H. P. Lovecraft göndermesi var. Howard ile zaten arkadaşlardı. Cthulhu benzeri bir canavarı bu sayıda görebilirsiniz. Titanlı Dev bölümü çok güzeldi. Bir cüce tarafından müzikle etkisi altına alınmış dev cüsseli bir adamın üzerinden para kazanıyorlardı. Meğer adam çocukken ailesinin ölümüne tanık olmuş ve o kişilerde onun üzerinden para kazananlarmış. Bu cilt bayağı mitolojik bir ciltti keza. Medusa'yı da gördük. Tılsımlı bir taş var işin içinde ve o taşı almak için bir yolculuğa çıkar. Yanında Pelija isimli bir kadın var. Eğer Conan pullarla kaplanmış vücudu ile son anda kılıcını canavarın yüzüne saplamasaydı sanırım ilk defa bu kadar ölüyor mu dedirtti. Örümcek Adası hikayesinde bir korsan gemisine esir düşse de işin altında pis bir gerçek var. Okunmalı diye düşünüyorum. Mitoloji bitti mi? Hayır. Son sayıda da minotor çıkageldi. Kadınları kendine köle edip kalesine götüren eski bir çapkının "kısmen saçma" hikayesi. İlginç miydi evet ama diğer hikayelere göre bağlamı zayıftı.