Gönderi

Bu kitap distopya türüne bir hakaret
(Spoiler içerir ama bence yine de okuyabilirsiniz çünkü bu kitabı okuyarak zamanınıza yazık etmenize gerek yok) Adını ilk duyduğum zamandan beri ön yargılı olduğum o kitaba bir şans vermeye karar vermiştim. Daha doğrusu bir şans vermekten çok abartıldığı kadar iyi mi, gömüldüğü kadar kötü mü yoksa bu ikisinin arasında mı görmek istemiştim. Aynı zamanda okurları öyle editler yapıyorlardı ki gerçekten de ağır ve etkileyici bir kitap olduğunu düşünmüştüm. Bu yüzden kitabı okudum ama sonuna kadar dayanamadım, hatta bazı yerleri atladım. Okunacak gibi değildi cidden, en azından benim için. Şimdi okuduğum yerlerde beni rahatsız eden şeylerden ve kitabın büyük kısmını oluşturan mantık hatalarından bahsedeyim. Giriş bölümünde Eftalya ilk defa birini öldürüyor. Nefesini tutuyor, elleri buz kesiyor, sonra titriyor, midesi bulanıyor falan... Ama nasıl oluyorsa iki dakika içinde toparlanarak ödül almaya gidiyor??? İki dakikadan bile az hatta. İlk cinayetini işlemiş birinin bu kadar kolay toparlanıp bir de sahneye ödül almaya çıkması bana haliyle garip geldi. Adam bir hakim ve Eftalya da adamı Krallık yanlısı olan ve önde gelen avukatların, savcıların, hakimlerin olduğu çok önemli bir davette öldürüyor ama nasıl oluyorsa yakalanmıyor. Kamera kayıtları nerede? O sırada o tarafta başka kimse yok muydu? Hadi yoktu diyelim, kimse onu tuvaletlere giderken veya çıkarken görmedi mi? Hadi kimse de görmedi diyelim, oraya giderken GÜVENLİKLERİN YANINDAN GEÇTİ. Bu adamlar hiçbir şey hatırlamıyor mu? Koruması Sinan da adamları o sırada bayıltıyor ama onu da nasıl kimse görmüyor anlayamadım :D. Birinci bölümde BL yanlısı (elbette Krallık karşıtı) insanların kendilerini savunmak için ellerine para geçtiğinde ekmek falan almak yerine silah temin ettiklerini söylüyor. Hemen sonraki sayfada o insanlar tarafından taciz edildiğini, çantasının çalındığını söylüyor. Daha sonra da bu insanlara mezar bile verilmediğini, maaş bağlanmadığını, el altından öldürüldüklerini öğreniyoruz. Bir silahın fiyatıyla bir ekmeğin fiyatı arasındaki uçurumu anlayamayacak biri yoktur. Ellerine de zor para geçiyorsa nasıl hemen silah temin edebiliyorlar? Açlıktan ölmeleri lazım o zamana kadar. Bunun yanında anlıyoruz ki bu insanlar Krallık'a karşı olan ve Krallık için çalışan avukata saldıran kişiler. Silah temin etmelerine neden izin veriliyor? Avukata saldırdıkları için neden hapse atılmıyor veya ceza almıyorlar? Eftalya, Tugay'ın (ülkenin en büyük mahkumu falan) avukatı oluyor ama savcı olan nişanlısı da dahil kimsenin bundan haberi olmuyor. Mahkeme sahnesinde Tugay'dan Eftalya'nın ne kadar ateşli olduğunu ve onu ne kadar fazla öpmek istediğini dinliyoruz :D. Hatta hangi kitapta oluyor emin değilim ama Eftalya mahkeme sırasında herkesin önünde Tugay'ı öpüyormuş??? Dalga mı geçiyorsun canım? Tugay'a kafalarına göre işkence eden gardiyanların aynı zamanda önünde korkudan tir tir titremeleri, korkudan kelepçelerini kilitlememeleri çok ayrı bir ironi zaten. Dram olsun diye karakter çok fazla acı çekmiş biri olsun demiş yazar ama o karanlık, kudretli (!) havasından da ödün veremeyince ortaya bu saçmalık çıkmış. Gösterilmek yerine sürekli anlatılıyor. Eftalya'nın kardeşi Meryem'in adı geçiyor. Eftalya hemen Meryem'i ve yıllar önce kardeşinin başına gelenleri tek tek anlatıyor. BL'den bahsediliyor ve Eftalya yine hemen anlatmaya başlıyor. Sürekli ve sürekli yaşanıyor bu, yazarın biraz bekleyip yavaş yavaş göstermeye sabrı ya da becerisi yok herhalde. Kalemi de abartıldığı kadar güzel değildi, hiçbir şekilde etkilemedi ve bir yerden sonra baydı. Her şeyi uzatmayı sevdiğini zaten duymuştum ama bu kadar saçmaladığını düşünmemiştim. Sizin de görmeniz için ana karakteri anlattığı kısmı aşağıya bırakıyorum. [Güçlü değildi, güçsüz de. Savaşçı değildi ama savaş meydanından da kaçmazdı. Saatlerce ağlamazdı ama ağladığında da gizlenmeye çalışmazdı. İnsanlardan nefret etmezdi ama onlara ihtiyaç da duymazdı. Ölmek istemezdi ama yaşamak için de bir çabası olmazdı. Kahkahalarla gülmezdi ama gülmeyi de severdi. Renkli kıyafetler giymezdi ama çiçekli elbiseler almayı severdi. Çikolatalara aşık değildi ama yarın ölecek korkusuyla koca bir pastayı yiyebilirdi. Hassas değildi ama kalbi kırıldığında ayakta durmakta bile zorlanırdı. Yalancı değildi ama gerektiğinde kendisini bile yalanlarına inandırabilirdi. Korkak değildi ama geceleri yalnız uyuyamadığında bir tek babasına sarılmak isterdi. Mutlu bir çocukluk geçirmemişti ama çocukluğuna da küs değildi. Annesi onun saçlarını hiç okşamamıştı ama kendi saçlarını sevmeyi kendine öğretmişti. Kendisine aşık değildi ama boynuna bir urgan bağlayıp kendini asacak kadar da kendinden nefret etmezdi. Ve... Hayatı boyunca hiç aşık olmamıştı ama aşık olursa bir başkasının boynundaki idam ipini kendi boynuna geçirebilecek kadar gözü kararabilirdi.] Belki aranızda tamamını okumadan buraya atlayanlarınız bile vardır. Bu örnek yeterlidir diye düşünüyorum. Edebiyat yapmaya çalışmış ama olmamış, sadece aralarda alıntılanabilir birkaç cümle var. Diğer wattpad yazarlarının kalemlerinin genellikle çok daha basit olması sebebiyle bu kadar abartıldığını düşünüyorum. Eftalya'nın örgüte ilk götürüldüğü zaman örgüttekilerin ona gösterdikleri, üzerinde önemli kişilerin ve birbirleriyle bağlantılarının yazdığı panonun köşesinde içli köfte (çorba veya başka bir şey de olabilir hatırlamıyorum) tarifi yazması gibi ciddi sahnelerin ortasına konulmuş saçmalıklar da havayı tamamen bozuyor ve kitabı ciddiye almanızı ekstradan zorlaştırıyor. Eftalya'nın kötü anıları bitmek bilmiyor. Her beş sayfada bir araya girip mıy mıy depresif depresif konuşup travmalarını anlatmaya başlaması öyle bıktırıcı ki... Annesi ona çok kötü davranıyormuş, babası yüzünden dövülüyormuş, paten sürerken düşmüş ve eli öyle kötü yaralanmış ki az daha kesilecekmiş, aç kalıp yemek yapmayı öğrenmiş, her şeyi çok geç öğrenmiş ve annesi ondan bu yüzden nefret etmiş... Bunları bir de uzun uzun anlatıyor. Bir yerden sonra ehh yeter be deyip okumadan geçmeye başladım. Daha ilk 50 sayfadan bıktırdı. Bu yazar neden karakterlerine 3726 tane travma yazmak zorundaymış gibi davranıyor anlamıyorum. Info-dumping yapmakla kalmamış, travma-dumping diye de bir şey çıkarmış. Hikayeye hiçbir katkısını göremediğim travmaların da umurumda değil Eftalya ♡. Serası yandığında Eftalya, isminin anlamı çiçek değil diye şikayet edip ağlıyor. Tugay da ona bahçe yaptırıp ismini Eftalya Çiçeği koyuyor. Duvarlara Eftalya'nın bir çiçek olduğunu yazdırıyor ve insanlara bunu aşılamalarını söylüyor. Örgüttekilere Eftalya isminin çiçek demek olduğunu kabul ettiriyor ve inkar edenleri örgütünde istemiyor falan. Yirmi sekiz-yirmi dokuz yaşlarında yetişkinlersiniz (sizinle dalga geçiyormuşum gibi göründüğünün farkındayım ama inanın bana, her ne kadar oldukça komik olsa da gerçekten de yaşları bu) ve bir hükümetle savaştasınız, farkında mısınız? Başka derdiniz kalmadı da bir tane ismin anlamına ve çiçek bahçesine mi kafayı taktınız? Dalga mı geçiyorsunuz? İsim sevmeme konusu ilkokul-ortaokulda olup da sonra geride bırakılan bir şey değil miydi? Hadi en geç lise olsun. Bir de Tugay, Eftalya ağlarken gözlerinden akan gözyaşı kadar bina patlatıyor falan... Eftalya gerçekten de engelli galiba. Aşkları o kadar çok geçmedi ki... Çünkü en basit tabiriyle saçma sapan yazılmış ve yazar, artık klişeleşmiş olan "aslında yıllar önce tanışmışlardı" bahanesiyle altını doldurmaya çalışmış. Elbette bu tanışmayı "erkek ana karakterimiz" Tugay hatırlıyor ama "kadın ana karakterimiz" Eftalya hatırlamıyor. Ne garip, değil mi? Yazar, Tugay'ı son yüzyılın en iyi book boyfriendi yapmak için bayağı çaba göstermiş ama yazılan şeyler dediğim gibi saçmalıktan ibaret. Aşırı derecede zorlama olmuş. Kısaca bu kitap, otuz yaşındaki bir yazarın yeni şeyler denemeye çalışırken hala kurtulamamış olduğu ergence düşünceleri sebebiyle nasıl batırdığının ve aynı kendisi gibi ergence düşüncelere sahip, okuduğu şeyin üzerine düşünmeyen kitlesini memnun etmek dışında hiçbir şey başaramamış olduğunun bir göstergesi. Herhangi bir ağırlığı yok, edebi değeri yok, eğer kitaplarda ana karakterlerinin aşklarından ötesine bakmayı biliyorsanız bir anlamı bile yok. Bırakın iyi bir distopya olup olmamasını, iyi bir kitap bile değil. Ne kadar kötü yorum alıyorsa hepsini hak ediyor.
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,1bin okunma
··
4.052 Gösterim
7 Yorum
Yazarın bir diğer kitabını, Sokak Nöbetçileri'ni, okumayı denemiş ama bitirememiştim. Kendisi yazdığı karakterlere aklına gelen travmaları yazmayı görev edinmiş galiba. Travma eklemeden güçlü karakter yazamıyor bu tarz Wattpad yazarları. Ayrıca erkek karakterleri mükemmelliğin vücut bulmuş hali olmak zorunda tabii ki. Ayrıca yazarın hayatında 1984 dışında eline distopya kitabı alıp almadığı konusunda şüphelerim var.
gözyası kısmında patladım gercek mi harbiden??? bunu okuyup ciddiye alabilen var mıdır varsa cok korkunc bi durum 😭😭
Irmak
Gönderi Sahibi
O zaman umuyorum ki yanına kalp emojileri koyarak Tugay'ın Eftalya için patlattığı binalar sebebiyle ne kadar mükemmel biri olduğundan, ona çok aşık olduklarından ve kendilerine de öyle bir erkek arkadaş istediklerinden bahseden fanlara hiç rastlamazsın :D.
Birde marconun sürekli mandalina yemesi artık beni baydı be mandaline dedim sürekli sürekli kusacaktım saçma alakasız ruh hastası gibi sürekli mandalina yediğini anlattı abartısız 40 yerde vardır ve bu beni çok soğuttu kitaptan
Irmak
Gönderi Sahibi
Ve sonra BUNA DA travmatik bir sebep vermiş... Çok seviyor cidden abartabildiği kadar abartmayı.
eftalya engelli kisminda oldum İAHAOAOAAKAHAIAJOAJAOAHAIABAONWŞWNAOS inceleme cok iyi olmus. ilk okudugumda bu kadar mantik hatasi gormemistim ama incelemeleri okudukca fark ediyorum ki, kimsenin dilinden dusmeyen bl bir sey degil aslinda
Irmak
Gönderi Sahibi
İlk olarak teşekkür ederim (✿◠‿◠). İkinci olarak kimsenin dilinden düşmemesini anlayabiliyorum aslında. Kitabı okuyup seven kişilerin birçoğunun yaşı küçük. Ya bu sebepten ötürü ya da yeterince dikkatli okumadıkları için bu tür hataları göremiyorlar. Bunun üzerine kitaptaki aşk ve erkek karakter dikkatlerini öyle üzerlerine çekiyorlar ki (özellikle de ergenlere hitap edecek şekilde yazılıyorlar zaten) onları diğer şeylere göre daha da kör hale getiriyorlar. Zaten BL hakkında yapılan paylaşımlara baktığımızda neredeyse hepsi Eftalya ve Tugay arasındaki aşk ile ilgili. Bir de wattpad kitapları genellikle romantik olduğu için okurları distopya türüne alışık değiller, bu yüzden BL doğal olarak onlar için eşi benzeri görülmemiş bir şey oluyor :D.
Bu yorum görüntülenemiyor
Reklam
Belki aranızda tamamını okumadan buraya atlayanlarınız vardır: Atladım dldbslns Gerçekten abartmadan söylüyorum incelemen daha akıcı o satırlardan ve daha kolay okunuyor :) Sanki Eftelya engelli kısmı da aşırı boşluğuma geldi gülme krizine girdim teşekkür ederim dbfksndlns
Irmak
Gönderi Sahibi
Ne mutlu banaa ben de çok teşekkür ederim🫶🏻
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.