·64 syf.····Okunma: 23 Şubat 2025 12:25 Hacmine nazaran, tatmin edici bir okuma deneyimi sunan bir eser. Yazarı Polonyalı bir asilzade olan Jan Potocki ise, yazarlığının dışında, aynı zamanda bir etnolog, dil bilimci ve gezgin. Zengin bir aileden gelmesinin nimetlerinden yararlanarak iyi bir eğitim almış; Anadolu dahil olmak üzere, Avrupa, Kuzey Afrika, Balkankar ve Kafkaslar'da pek çok beldeyi ziyaret etmiş. Bu gezileri sırasında Doğu kültürüne belli bir yakınlığı oluşan yazar, renkli ama bir yandan da melankolik bir hayat yaşamış. Bunun yansıması olarak ortaya çıkan Hafız'ın Yolculuğu'nda yazarın zengin hayal gücünü gözlemlemek mümkün.
Eserde, okura adeta bir zaman bükülmesi yaşatan bir kurgu dahilinde, 8'inci yüzyılda yaşamış olan Ebû Hanîfe ve 13'üncü yüzyılda yaşamış olan Hacı Bektâş-ı Velî'nin buluşturulduğu, Leyla ile Mecnun hikayesinin alternatif bir sonla sunulduğu küçük bir yol hikayesi yer almakta.
Ebû Hanîfe'nin Hafız; Hacı Bektâş-ı Velî'nin ise Bektaş ismiyle zikredildiği bu yol ve yolculuk temalı hikâyede;
- İnsanın ardında anılacak bir isim ve iz bırakması,
- İyilik ve kötülük arasında bitmeyen mücadele,
- Cömertlik, çalışkanlık gibi erdemler,
- Siyasetin güvenilmezliği ve siyasetçilerin görünenin yüzlerinin ardındaki çelişkili halleri,
- Görünenin olandan farklı olabileceği,
- Ekmek ve tuzun neyi temsil ettiği,
- Kardeş ve dost arasındaki fark,
- Çivi ve vida hikayesi,
- Zaman kavramı
en çok aklımda yer eden kısımlar oldu.
Kurgu özgün ve güzel ancak Halil Cibran'ın Ermiş'i kıvamında felsefi bir içeriğe sahip olması dışında, birbirinden kopuk sayılabilecek küçük hikayeleri bir araya getirmesi itibariyle biraz zayıf kalmış. 64 sayfalık bu kitapta hikâyenin anlatıldığı ana metin 44 sayfalık bir yekûn tutuyor.
Gene de güzel mesajlar veren, keyifle okunabilecek bir eser...