“Haziranın Yirminci Günü”
7/10
·144 syf.··
2024 22. kitabı
Cenap Şahabettin’in günümüz Türkçesine aktarılan hikayelerinin ve orijinal metinlerinin bulunduğu eser ile ilgili görüşlerimi öykü bazında aktaracağım. 1) Hikâye-i Müntahabe (Seçilmiş Hikaye) Beyaz fare: Kötü bir tabir, edebi değil.. (bana göre) Müthiş bir ferahlık kalbimi tahriş etmeye gibi: Sorarım size müthiş ferahlık kalbi nasıl tahriş ediyor?.. :)) Bir bacağı kesilen adamların bağırmadan durması: Değişik bir deyim… Kesinlikle hikaye sonu vasat bir bitirme, üzgünüm daha çarpıcı bir şekilde bitirilebilirdi. (Edebiyat sınavı günü- 08 Aralık 2024- gün) Not: Yazacaksın, bütün duygu ve düşencelerini açığa çıkaracaksın, yoksa neye yarar, yoksa içine atar delirirsin, bu yüzden dünyaya haykıracaksın, duyan duyar duymayan ne yapsan duymaz… Kendin için haykıracaksın. 2) Haziranın Yirminci Günü “Sezgisel olmalı, kendime bunu hep yapıyorum. Öğrendim, kabullendim, büyüdüm artık. Artık…” (devamı, üşenmeyip bir gün yazmayı tamamlayacağım ve basımını yapacağım kitap da.. :)) ) Hikayede bir hüzün hakimdi, beni de nokta atışı bir yerden yakaladı, ben de oturmuş uzunca bir paragraf yazmışım, ne haddime sende.. Üşendim buraya aktarmaya keşke bir sekreterim olsaydı… :)) 12 Aralık 2024 Perşembe/ Tren Eskişehir 3) Düşes Kibir korkunç bir boşluktur. Ne içinden çıkılır ne dibi boylanır. Öylesine azgın öylesine arsızdır. Kendisi tepelerin üstünde gibidir. Diğer insanımsı mahlukatı çimenlerin dibinde gibi görür. Hiç kabullenmez hep o üstündür. Kibir böyle bir şeydir. O kahramandır, o uludur, o vazgeçilmezdir, güya. Halvethane: Ruh inzivası… (hepimiz bir derviş) :) 4) Yalı Hayâlâtı (Yalı Hayalleri) Şu Batı özenticiliği bir bitmediniz yaa!.. Çok boş bir öykü, Batı da Batı! Yesin sizleri Batı!.. 5) İhtiyar Âşıka Kadın saçmaları bir yerde, şöyle düşünelim; Erkekler -halen neyseki bir kısmı- makyaj yapmıyor, saçlarını her gün berberlik hallerde kullanmıyor, kaş kirpik almıyor, beyazlaşan saçlarına çözüm bulma -boyama- meşguliyeti ile uğraşmıyor. Ama kadın tüm bunları yapmak için dayatılan bir toplum düzeninde yaşıyor. Erkekler bu çabaların hiç birisine girmeden sokağa çıkabiliyor, gününe devam edebiliyor. O zaman erkek daha güzel kadından, bunu kabul edelim mi öncelikle… :)) Kadınlara dayatılan güzel olma algınısı yıkalım, olur mu? Kendinin gerekli görmediğin hiçbir şeyi kendine yapma olur mu.. Sana dayatılan güzellik algısına dur de!.. Emin ol daha mutlu, hayata daha kabulcü olursun, naçizane.. 6) Te’sîr-i Muhîtât (Çevrenin Etkisi) Yabancı isimler kullanılmamış, yabancı karakterler kullanılmış. Bunun nedeni bitmek bilmeyen sonsuz Batı hayranlığı. Hele ki bizim fesli Osmanlı erkeklerinde bu durum inanılmaz itici, irrite edici. Aciz bir mahluk olduklarını ne zaman farkedecekler acaba dünyayı kötü yöneten bu erkekler… Katalepsi: His ve hareket yokluğu. 7) Lâne-i Elhân (Nağmeler Evi) Üzgünüm, öykü pek samimi gelmedi, neden o çaba peki? Çünkü buram buram bir yapaylık mevcut, Batı özenticiliği mevcut, olmasa da olurmuş hali mevcut. (daha ne sayayım.. :)) ) 8) Prens Levent Ruhunu veremedi ve hayret adı Levent ama Prens Levent… 9) Aile Yuvası En öğüt verici hikaye buydu sanırım. Evet, yuva; herkesin asıl yuvasını bulması dileğim… İster iç yuva ister dış… Huzurlu olduğun yer; kişi, şehir, mekan, kalp işte orası senin gerçek ve tek yuvandır. :) Kitap sonuna yazdığım iletim ise; “Her öykü sonuna yapılmış yorumlarım mevcuttur. Çok akıcı, keyif verici öyküler olduğunu düşünmüyorum. Ancak edebiyat, ey edebiyat, işte edebiyat aşkına devam ettim. Dönemin Batı (Fransız) özentisi ağzını görmek açısından da bilhassa okudum. Yabancı isimler, yabancı karakterler çok sıkıcı oldu benim için. Keşke Ayşe, Elif, Tahir, Hasan isimlerini kullansaymış emin olunuz okurun okuma şevkini bu kadar kırmazdı. Hata yapmış yazar, yaşasa yüzüne karşıda söylerdim bunu. Allah rahmet eyleye… İyi ya da kötü bir okuma deneyimiydi benim için, velhasıl kelam.” 21 Aralık 2024 İstanbul O dönemde birçok yazar, aydın ve paşazadeler gibi Fransa’ya ve Fransızlara aşık bir yazar okuyor olmak, öykü yazım konusunda yazarın pek başarılı bulunmuyor olması, okuma sürecinde de okuma deneyiminin yavan kalması benim açımdan belki de önyargıya neden olmuştur ancak keyifle okuyamadım sonuç budur. Türk Edebiyatı Klasikleri @isbankasikulturyayinlari tüm seriyi okuma sözü vermiştim kendime, acaba 100. eserden sonra sözümü bıraksam mı?.. :)) Selametle… Haziranin Yirminci Günü - Toplu Hikâyeleri Cenap Şahabettin
Edebiyat
Haziranin Yirminci Günü - Toplu HikâyeleriCenap Şahabettin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024250 okunma
·
158 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.