Öncelikle gerçekleri insanın yüzüne en sert şekilde vuran tek yazar desem doğru olur. Schopenhauer bireyin mutluluğunun dışsal ögelerden çok, bireyin içsel dünyasında olduğunu savunuyor. İnsanı mutsuzluğa çeken şeyin hırs, kıskançlık ve doyumsuzluk olduğunu en sert şekilde okuyucuya yansıtıyor. Yazar sade bir yaşam sürmenin, hazlardan arınmanın ve beklentilerin minimuma çekilmesinin mutluluğun en önemli faktörlerinden olduğunu ifade ediyor. Kitabın dili yer yer aşırı sert olabiliyor. Bunun üstüne karamsar bir yazar olunca okuyan insanda çelik gibi sinirlerin olması gerekebiliyor. Mutluluk ve haz gibi derin konulara ilgisi olanların hemen bitireceği bir kitap olacağını düşünüyorum. İyi okumalar dilerim.