·288 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Şubat 2025 11:37 "En önemlisi birinin kalbine dokunduğun o anmış
Gittiğinde bıraktığın hüzünmüş ardında."
Yaş almaya devam ettikçe daha küçük olduğumuz yaşlara dönmeyi, o duyguları tekrar yaşamayı diliyoruz içten içe çoğu zaman. En azından kendi adıma konuşmam gerekirse, o yaşlarda hissettiğim duyguları tamamen yaşayamasam da içimde bir yerde saklamak istiyorum. Çocuk kitapları okumak da bazen bana bu fırsatı veriyor. Kitabı çocuk gözüyle okuyamıyorum tabii ki ama yetişkin bakış açısından çocukluğun hissettirdiği duyguları anımsayabiliyorum.
Baş karakterimiz Jack, daha küçük yaşlarından itibaren yaşadığı anılara döndüğünde bir Noel hediyesi olarak kendisine verilen domuzcuk oyuncağı ile büyümüştür. 8 yaşındaki Jack büyüdükçe sevgili arkadaşı Domuç'u hayatına dahil etmeye devam eder. Ne de olsa iyi gün, kötü gün demeden Jack'i en değerli ve yakın arkadaşı olmuştur Domuç.
Aile ve okul hayatında yeni değişikliklere adapte olmaya çalışan Jack, en yakın dostu Domuç'un desteğine ihtiyaç duyduğu bu anlarda üzücü bir şekilde oyuncağını kaybeder. Yerine aynı üretimden yeni bir domuzcuk oyuncağı hediye edilse de bunun Domuç'un yerini alamayacağını bilerek içindeki boşluğu dolduramaz. Tam umudunu kaybettiği anda, yeni domuzcuk arkadaşı bir Noel gecesinde oyuncak formundan çıkarak canlanır ve Jack'e Domuç'u geri getireceğine dair bir söz verir. Bunun üzerine Jack ve domuzcuk Kaybolanlar Diyarı'nda yeni bir yolculuğa çıkıp bambaşka maceralara atılırlar.
Art arda okuma yaptığım zamanlar kendime belli bir kitap planı oluşturmuyorum ama farklı türlere yer vermeye özen gösteriyorum. Böylece hem okumak benim için sıkıcı bir eylem olmaktan çıkıyor hem de farklı türlerin bana daha geniş bir bakış açısı sunduğuna inanıyorum. Bu türler arasında da çocuk kitapları bana genel olarak büyük bir keyif veriyor. Bu kitaptan da beklediğimden daha yüksek bir keyif aldığımı ve bana daha zengin bir içerik sunduğunu söylemeden geçemeyeceğim. J.K. Rowling'in kalemine ve kurgusuna çok güvensem de bir çocuk kitabına göre oluşturduğu bu evren beni oldukça şaşırttı.
Kitabı okurken 'Oyuncak Hikâyesi' serisini izliyor gibi hissettim. Küçükken sahip olduğumuz oyuncakların canlanma ihtimalini çok düşünürdüm. Böyle bir kurgu üzerinden ilerlenmesi çok hoşuma gitti. Ayrıca kitapta farklı diyarlar, çeşitli nesnelerle ilgili ayrıntılar vardı. Açıkçası bunları takip etmekte zorlandığım bile oldu ama bir yandan eğlendim. Yazarın hayal gücünün sınırlarını zorlaması kitabı daha keyifli bir hâle getirmiş. Kurgunun zenginliğine ek olarak kitapta alttan verilen mesajlar da çok güzeldi. Jack, en yakın arkadaşının yokluğunu başka biriyle kapatamasa da hayatına giren yeni dostuyla geçirdiği vaktin de keyfine varmayı öğrendi bir noktada. Dostluklar için yapılan fedakârlıklar ve gerçek sevginin gücünü gördük bol bol. Tüm bunlara ek olarak, çocukluğun beraberinde getirdiği duyguların saflığını hissedebilmek kitabı güzel kılan başka bir etkendi.
Çocuk kitabı olarak geçse de fazla ayrıntı olmasından dolayı ilkokul seviyesindeki bir çocuk için kitap biraz kafa karıştırıcı olabilir. Sayfalar ilerledikçe daha fazla karakterle tanışıyor ve yepyeni mekânlara adım atıyoruz. Tüm bu ayrıntılardan dolayı 10-11 yaş ve üzeri için daha uygun olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında kitabın okunmasını engelleyecek hiçbir olumsuz unsur vs. bulunmamakta. Bir yetişkin olarak da çocuk kitabı seviyorsanız ya da içinizi sıcak tutacak tatlı bir kitap okumak istiyorsanız keyif alacağınızdan eminim. Özellikle kış döneminde okuma fırsatı bulmak benim için daha da güzeldi.
J.K. Rowling, Harry Potter evreniyle bize zaten zirveyi sunmuş olsa da bu tarz tek kitaplık kurgular için de kendine yeni bir şans tanıması gerekiyor. Hayal gücü ve kalemi gücünü korumaya devam ediyor.