·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Şubat 2025 13:30 Her kitabın kişide bıraktığı etki farklıdır ve her kitap bir yarayi gösterir bize. Bu kitap Raif efendinin yarası hatta sadece onunda degil birlikte yaralanan herkesin yarası.
Sıkışmış, bunalmış, hep birilerinin isteklerini yapması söylenmiş bir kişi ne zaman kendini bulur? Peki kendini bilerek ve isteyerek insanlardan soyutlamış biri bu kisiyi ne kadar hayatına alabilir? Aşk bu sıkışmış, bunalmış ve insanlara güvenmeyen bu iki kisiyi ne kadar degistirebilir? Maalesef ki bir noktaya kadar.
Almanya'da bir sergide bir tek resimle başlıyor bu hikaye. Raif efendi bu resimi görür görmez aşık oluyor. Tanımadan,bilmeden..
Daha sonra bu kisiyle tanışıyor. Maria...
Hani diyor ya "Tesadüf seni önüme cikarmasaydı, gene aynı şekilde fakat her şeyden habersiz yaşayıp gidicektim. Sen bana bu dünyada baska bir hayatında mevcut olduğunu, benim de bir ruhum oldugunu öğrettin." ama cümlenin devamı okuduğumuz ilk satırlar gibi aşk dolu değil: bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat senin değil. Peki kimin?
Tesadüflerle başlayan bu aşk hikayesi ne yazik ki mutlu sonla bitmiyor. Gerçi düşünüyorum da mutlu bitse bu kadar içimize oturup bu denli ruhumuza, aklımıza işler mi bu hikaye inanın bilmiyorum. Bu yüzden içimdeki haklı, haksız tartışmasını bir kenara bırakarak kitapla vedalaşıyorum.
Hoş ne demiş Aşık Veysel "Seversin kavuşamazsın aşk olur"
Herkese keyifli okumalar. Umarim bir yerlerde bu kitapla tekrar yollarımız kesişir.