Seray Şahiner ile tanışmam çok uzun zaman olmadı geçen sene Duygu Asena roman ödülleri kazananlarının listesinden sırayla giderken Ülker Abla’yı alarak Ülker Abla karakteride Antabus’ta geçtiğinden ilk Antabus ile başlayıp hayran oldum ve devam ettim öyküleriyle…Ülkemizin çağdaş modern yeni sayılabilecek edebiyatçılarından keyifle okuyup takip ediyorum yeni romanı çıkınca hemen ön satıştan edindim…
Kitap 3 bölümden oluşuyor ilk “Samatya”bölümünde Melek karakterimizle Samatya’nın evrilmesini bostanlar zamanından inşaatlar istimlaklar sürecini takip ediyoruz ardından ufak ikinci bölümcük “Millet” Caddesine taşınan karakterimiz ve son bölümde “Vatan” caddesine geçiyoruz…ismin yaratıcılığı üzerine bir kurguysa vay be diyerek başladım…ama gelgelim orda kalıyoruz yaklaşık 200 sayfa boyunca ilk 2 bölümde Melek’in 6 yaşından 15-16 yaşına kadar devam eden bir döneme şahit oluyoruz…Eğer burda Samatya’nın evrimini okuduysak tamam ama Melek’in karakter gelişimi ise aslolan kesinlikle havada kalan çok şey oldu sürekli 1.5-2 sayfa süren yeni bir karakter girdi hikayeye bu kişiler mi Melek’i geliştirdi değiştirdi komşu,akraba,aile ya da okul arkadaşlarının ufak ufak ziyaretleri oldu hepsinin bir anısını dinledik bitti…Ayrıca işlenen bazı karakterler bir mezhepi öğrenelim diye vardı sadece baş karakterimiz adına orda değildi…
Seray Şahiner iyi bir öykücü karakter yaratmasında tabii ki sonsuz bir yaratıcılığı var bunu çok güzel ortaya koymuş ama elimizdeki kitapta başı yok sonu yok bir şey okuduk bir olay örgüsü amaç giriş gelişme yok 200 sayfa boyunca romandan ziyade anlatıydı benim için…
Son bölüm ise su gibi aktı gitti bu hikayeninde girişi bir ne oluyoruz nerdeyiz kimiz dedirtti ve İnci’nin hikayesini dinledik gayet duru eğlenceli çok güzel bir gözlemci ve tüm duygularını