Puan vermedi·724 syf.····Okunma: 17 Şubat 2025 22:57 Selim'in "Derimin altındaki karışıklığı bilmeden yargılıyorsunuz beni." Cümlesiyle incelememe başlamak istiyorum. Hepimizin çift şeritli bir dünyası var. Dışarıya karşı çok güçlü bir profil sergilerken, çoğu zaman kendi içimizde ne fırtınalar kopuyor oysa. Bu yüzden insanları anlamak için düşüncelerini okumayı ne çok isterdim. Belkide o zaman Selim gibilerini kaybetmezdik. Gerçi çoğu zaman bizde bir Selim olmuyor değiliz. Hepimizin yüreğinde bir Selim gömülü muhakkak. Hiç bir yere sığamamak hiçbir şeye anlam yükleyememek bizide bir Selim yapmıyor mu sanki? Selim Işık henüz yirmili yaşlarında okumayı, edebiyatı, şarkı yazmayı seven genç bir mühendistir. Yaşadığı iç çekişmeler onu bu genç yaşlarında intihara sürükleyip hayattan çekip alır. İntihar haberini gazeteden öğrenen yakın arkadaşı Turgut Özben bu acı haberle büyük bir buhran yaşar. Turgut Özben, evli iki çocuk babası ve Selim'le aynı fakülteyi bitirmiş bir mühendistir. Selim'in ölümünü kolay kolay kabullenemeyen Turgut, Selim'in ölüm nedeni araştırmaya koyulur. İlk işi Selim'in yakın arkadaşlarıyla tek tek konuşup bilgi toplamak olacaktır. Zamanla kendi benliğinden ödün veren Turgut Özben bu araştırmalar sırasında hayali bir karakter olan Olric'le tanışır. Eşi Nermin'e dahi anlatamadıklarını bu hayali dostuyla paylaşır. Bu eseri okumadan önce bütün hikayenin Olric'le döndüğünü düşünüyordum. Ancak zannedilenin aksine birkaç bölümde Turgut'la karşılıklı diyaloglarda yer alıyor. Hikaye tamamen Selim'in ani kaybına anlam veremeyen yakın arkadaşı Turgut'un kabullenmeyişi ve bu intiharın nedenini araştırmaya yönelik bir eser. Araştırmalarda Selim'in yakın arkadaşlarıyla tek tek tanışan Turgut Özben, Süleyman Kargı'dan Selim'e ait yazılan şarkıları, Esat'tan Selim'in çocukluk hikayesini, Metin.. ve Selim'in sevgilisi Günseli'den mektuplar ve günlüklere ulaşır. Bu eserde sizi sarmayacak en boğucu bölüm belkide sevgilisi Günseli'yle hiçbir yazım kuralına yer vermeyen bu kısım olabilir yani belkide benim için öyledir. Eserin sonunda bir tren yolculuğuna çıkan Turgut Özben bir gazeteciyle tanışır ve bu hiyayenin yayınlanmasını ister. Böylece son bulur. Bu eseri okumaya başlayan çoğu okur yarım bırakmış. Bende okumaya başladığımda affallamadım değil. Sevmediğiniz bir yemeği zorla yemek zorunda kalmak gibi ilk bölümlerinde bende okumayı sürdürmek için bayağı zorladım kendimi. Bölüm bölüm olduğu için akıcı gelmeyebilir ama okumaya devam ettikçede bitirmek için çok sabırsızlandım. Hikayenin konusundan çok Oğuz Atay'ın hayal gücüne hayran kaldım. Yazarın okuduğum ilk eseri ama son olmayacağı kesin. Böyle bir hayal dünyası yaratmak gerçektende sağlam bir kalem gerektirir. Elbette okumalı herkes, iyi okumalar.:)