Unamuno ile tanışma kitabım oldu Sis. Kitap bana Shakespeare'ın kitaplarındaki karakterleri hatırlattı. Özellikle Augusto karakteri neredeyse Hamlet gibi biri ve onun gibi kuşkucu, melankolik. Kitabın da tam olarak 1914 yılında yayınlanmış olması o dönem İspanya'sını gözlemleyebilmek için müthiş bir kaynak oluyor. Kitabın konusundan biraz söz edeyim.
Augusto Pérez, maddi durumu iyi olan ve annesinin vefatından sonra birbiriyle evli olan hizmetçileri ile bir evde tek başına yaşayan kitabımızın ana karakteridir. Hayatta hiçbir tutkusu olmamış, daha doğrusu kendine herhangi bir tutku bulamamış birisi olarak günlerini bir nevi sis içinde geçirir. Günlerden bir gün yolda karşılaştığı bir kızın gözlerine hayran olur ve kızın büyüsüne kapılarak onu takip eder. Evini bulur ve kıza, ailesine, ki kız hala ve eniştesi ile yaşar, hislerini açıklar. Anarşist bir enişte, tam bağımsız bir Eugenia, kendisi meşhur güzel gözlü kız, ve bu ikisi arasında kalmış bir hala. Augusto'nun kızın sadece gözlerini görüp ona aşık olması aslında sadece bir metafor, keza Augusto kendi tutkusunu, hayata bağlanacağı amacını bulmuştur.
Augusto'nun aşık hali, arkadaşı Victor ile yaptığı konuşmalar, hizmetçileri ile içinde bulunduğu diyaloglar bizler için resmen felsefi bir resital. Augusto'nun artık yaşamla kuracağı ilişki, hayatının eskiden sis ile örtülü olduğunu keşfedip bir nevi şimdi kendi varoluşu ile ilgili kurduğu düşünceler bizlere Unamuno'nun felsefi kalemiyle hem eğlenceli hem de düşündürücü zamanlar geçirttiriyor. Okuması keyifliydi, dediğim gibi tıpkı Shakespeare okumak gibiydi, ondan farkı işin içinde fefesefin de var olması. Sis