O (sav)'na Yakınlaşan Güzelleşir
Puan vermedi·480 syf.··
2025 6. kitabı
Güzel ahlak ve edep, Efendimiz'den (sav) bağımsız olarak hiç bir zaman tanımlanmamıştır. Bu nedenle edep ya da ahlaka dair bir kitap yazıldığında en üstün şey olarak hadis-i şerifleri toplamak görülmüştür; üzerine de daha başka bir şey söyleme ihtiyacı duyulmadan. Sonraki yıllarda bunlara ek olarak  hadis-i şerifleri şerh eden eserler ortaya konmuştur belki fazlalık olarak. Böyle köklü bir temel sonucunda da hayatın içinde somut olarak şu ortaya çıkıyor: Sevdiğimiz mütedeyyin abiler ya da ablalar herkesten farklı bazı şeyler yapıyor oluyorlar; sonradan biz bu eser'leri okurken hangi hadis-i şeriflerden temellendiğini fark ediyoruz, onların davranışlarının. Bir şekilde talim ve terbiyenin dışına çıkarılmaya çalışsa da bu edep Müslüman ferdin bünyesinde kök salmış bu ümmetin her noktasında, elhamdülillah.  İmam Buhari (Allahu Teala kendisinden razı olsun) pek çok hadisi mükerrer şekilde zapt ettiği için de bazı hadis-i şeriflerin kitap bittiğinde en azından mana olarak ezberlenebilineceğini düşünüyorum, inşallah.  Bu okuma da daha farklı beni etkileyen ya da daha önceden anımsayamadığım hadis-i şerifleri de tekrar okumama vesile olsunlar diye aşağıda uzunca listeliyorum inşallah.  68. Abdullah İbn-i Amr'dan Peygamber (s.a.v) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Yapılan sılâya, aynısı ile karşılık veren gerçek anlamda sılâ-i rahime dikkat eden değildir. Fakat akrabalık bağları kesildiği zaman, onları arayıp soran gerçek anlamda sıla-i rahimi yerine getirendir."  105. Abdullah İbn Amr (r.a)'dan rivayet edildiğine göre: Kendisi için bir koyun kesildi de o, kölesine şöyle demeye başladı: "Yahudi komşumuza hediye verdin mi? Yahudi komşumuza hediye verdin mi?" Rasûlullah (s.a.v)'ın şöyle dediğini işittim: "Cibril, devamlı olarak bana komşuya iyi davranmayı tavsiye ediyordu. Hatta onun, komşuyu komşuya mirasçı kılacağını zannettim." 200. Ebû Hureyre (r.a)'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle dedi: "Sizden birinize hizmetçisi, yemeğini getirdiği zaman, hizmetçisini de yemeğe oturtsun. Eğer oturmayı kabul etmezse o yemekten ona da yedirsin."  217. Enes (r.a)'ten rivayet edildiğine göre, Muhacirler: "Ey Allah'ın Rasûlü! Ensar, bütün sevapları alıp götürdü." dediler. Peygamber şöyle dedi: "Hayır, siz onlar için Allah'a dua ettikçe ve size verdikleri şey sebebiyle onları hayırla andığınız müddetçe siz de sevaptan mahrum kalmazsınız.  240. Müstevrid (r.a), Peygamber (s.a.v)'in şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Müslümanın (aleyhine faaliyetler ve düşmanlığı sebebiyle) bir lokma yiyecek (bile olsa menfaat) elde edene muhakkak Allah cehennemde onun bir benzerini yedirir. Yine Müslümanın (aleyhine faaliyetler ve düşmanlığı sebebiyle) bir elbise (bile olsa menfaat) elde edene muhakkak Allah (cc) cehennemden elbise giydirir. Kim de, bir Müslümanı gösteriş ve başkalarına duyurmak için iyilik yapmakla (sum'a) suçlarsa muhakkak ki Allah, kıyamet gününde o kimseyi riya ve sum'a yerine koyarak azap eder." 241. Abdullah İbn-i Sâib'in dedesi Yezid İbn-i Saîd (r.a)'den rivayet edildiğine göre, şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v)'ın şöyle buyurduğunu işittim: "Sizden hiçbiriniz, arkadaşının herhangi bir eşyasını ne şakacıktan ne de ciddi olarak alsın. Sizden biriniz, arkadaşının bastonunu aldığı zaman, onu kendisine geri versin." 261. Abdullah İbn-i Amr İbni'l-As (r.a)'tan rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “İki müminin ruhları, daha sahipleri birbirini görmeden bir günlük mesafeden birbirleriyle karşılaşıp, birbirlerine ülfet eder." 280. Abdullah İbn-i Zübeyr (r.a) şöyle demiştir: “Hz. Aişe ve Hz. Esma'dan daha cömert hiçbir kadın görmedim. İkisinin cömertlikleri. diğerlerinden farklı idi. Hz. Aişe dağıtacağı şeyleri biriktirir, yanında toplu hale gelince onu paylaştırırdı. Hz. Esmå ise yarın için hiçbir şeyi elinde tutmaz, hepsini dağıtırdı." 401. Enes'ten rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "İki Müslüman, yaptıkları bir hatadan dolayı birbirlerine darılıp ayrılıyorlarsa bu ikisi Aziz ve celil olan Allah için veya İslâm için birbirlerini sevmiyorlar demektir." 417. İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Kötü özelliklere sahip olmak ve bu konuda örnek olmak bize yakışmaz. Yapmış olduğu bir hibesinden geri dönen kişi, kusmuğuna tekrar yemek için dönen köpek gibidir." 436. Mesrûk'tan rivayet edildiğine göre, Hz. Aişe şöyle dedi: Peygamber (s.a.v) bir gün bir iş yaptı ve o işin yapılmasına ruhsat verdi. Bu ruhsatla amel etmekten bir kısım Müslümanlar kaçındılar. (Kendilerine göre takva yolunu seçtiler.) Bunların bu davranışı Peygamber (s.a.v)'e ulaştı. Bunun üzerine, Peygamber (s.a.v) hutbeye çıkıp Allah'a hamd ettikten sonra şöyle buyurdu: "Bazı kimselere ne oluyor ki, benim yaptığım bazı ruhsatlarla amel etmekten kaçınıyorlar! Allah'a yemin ederim, ben Allah'ı o kimselerden daha iyi bilirim ve onlardan daha çok Allah'tan korkarım." 759. Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: "Bir adamın: 'İnsanlar bozuldu, helak oldu' dediğini işittiğin zaman, bil ki, insanların en çok bozulanı ve helak olanı odur." 794. Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz bir şey arzu ettiği zaman neyi arzu ettiğine iyice baksın. Çünkü o, kendisine (hayır mı şer mi) ne verileceğini bilemez. 814. Sahabiliği sabit olan Ebu Vehb, Peygamberin (s.a.v) şöyle buyurduğunu anlatmıştır: "Peygamberlerin isimleri ile isimlenin. Aziz ve Yüce olan Allah'a isimlerin en sevimlisi; Abdullah (Allah'ın kulu) ve Abdurrahman (Rahman'ın kulu)'dır. İsimlerin en doğrusu da; Haris (ahiret sevabına hırslı olan) ve Hümam (cesur, yiğit)'dır. En çirkini de; Harb (savaş) ve Mürre (acı) 'dir. 948. Cabir şöyle demiştir: "Rasulullah (s.a.v) hasta oldu da biz arkasında namaz kıldık, o oturuyordu. Ebû Bekir de Peygamberin tekbirini insanlara (cemaata) işittiriyordu. Sonra Peygamber (s.a.v) bize döndü ve bizi ayakta gördü. Bize oturalım diye işaret etti. Biz de oturduk, onun gibi oturarak namaz kıldık. Peygamber (s.a.v) selâm verince şöyle buyurdu: "Nerede ise İranlıların ve Rumların işini yapacaksınız! Onlar, kralları otururlarken ayakta dururlar. Siz böyle yapmayın, imamlarınıza uyun. Eğer İmam ayakta namaz kılarsa siz de ayakta namaz kılın, eğer imam oturarak namaz kılarsa siz de oturarak kılın." 957. Ebû'l-Aliye el-Berâ şöyle demiştir: "Abdullah ibni's-Samit bana uğradı. Ben de ona oturması için bir sandalye verdim, o da oturdu. Ben deđim ki: - İbni Ziyad namazı geciktirdi, öyle değil mi, sen ne dersin? Bunun üzerine o dizime vurdu. (Ebu Ma'mer: Ebu'l-Aliye'nin dizinde iz bıraktı dediğini zannediyorum.) Sonra Abdullah ibni’s-Samit şöyle dedi: Senin bana sorduğun gibi, ben de Ebû Zerr'e sormuştum. O da benim senin dizine vurduğum gibi, benim dizime vurduktan sonra şöyle dedi: - Namazı vaktinde kıl. Eğer cemaat sonradan oluşursa, onlarla da kıl ve "Ben namaz kıldım, kılmayacağım" deme." 1058. İbni Ömer, çocuklarından biri ergenlik çağına girince odasını ayırır ve izinsiz olarak odasına girdirmezdi. 1078. Peygamber (s.a.v)'in arkadaşı olan Abdullah ibni Büsr anlatıyor: "Peygamber (s.a.v) bir kapıya gelip de (içeri girmek için) izin istediği zaman kapının tam karşısında durmazdı. Ya sağ tarafta ya da sol tarafta beklerdi. Eğer kendisine izin verilirse girerdi. Değilse dönerdi. 1093. Rasûlullah (s.a.v)'ın azatlısı Sevban'ın anlattığına göre, Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu. "İzin almadıkça hiçbir Müslümanın, bir evin içine bakması helal olmaz. Bakarsa izinsiz girmiş olur. Bir kimse, cemaati bırakıp sadece kendisine dua ederse o, cemaate imam olamaz. Hiçbir kimse idrarı sıkışmışken namaza durmasın. 1175. Ebû Saîd El-Hudri şöyle demiştir: "Rasûlullah (s.a.v) iki giyim tarzını ve iki alışveriş çeşidini yasakladı. Alışverişte "Mülâmese" ve "Münabeze" yi yasakladı. Mülâmese: Bir insanın alacağı elbiseye sadece dışından dokunması ve yeterince incelemeden almasıdır. Münabeze: Bir insanın elbisesini diğer bir adamın elbisesiyle değiştirmesi ve her ikisinin de görmeden elbiseye razı olmalarıdır. Böyle alışverişler eşyaya bakmadan olur. Yasaklanan iki giyim tarzından biri "iştimalu's-Samma" dır. Bu da insanın elbisesini omzunun birine atması, diğer omzunu ise çıplak bırakmasıdır. İkincisi ise; "ihtiba" dır. Bu da; kişinin avret mahallini örtmeyen bir elbiseye sarınarak, dizlerini dikmiş şekilde oturmasıdır. " 1088. Ebû Ümame şöyle anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.v) mescidde yüzükoyun yatmakta olan bir adama rastladı. Ayağıyla adamı dürterek: "Kalk! Bu, cehennemliklerin yatış şeklidir” buyurdu." 1207. Cabir şöyle demiştir: "Rasulullah (s.a.v) Secde ve Mülk surelerini okumadan uyumazdı." Ravilerden Ebû Zübeyr şöyle demiştir: "Bu iki sûre, sevap açısından Kur'ân'dakı diğer surelerden yetmiş derece daha üstündür. Kım bu sureleri okursa ona yetmiş sevap yazılır, yetmiş derece yükseltilir ve yetmiş günahı silinir. 1226. İbni Ömer'den rivayet edildiğine göre, Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: "Gece yatarken evlerinizde ateş bırakmayın. Çünkü o sizin için bir düşmandır." 1286. Enes ibni Malik'ten rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: "İnsanlar mutlaka olmayan şeyler hakkında soru soracaklardır. Öyle ki; 'Her şeyi yaratan Allah'tır, peki Allah'ı yaratan kimdir?' diye soracaklar."
el-Edebü'l-Müfred (Metinsiz)İmam Buhari · Konevi Yayınları · 20181,466 okunma
·
108 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.