9.5/10
Spoili de olabilir spoisiz de hiçbir şeyin sözünü veremiyorum.
.
.
.
ARKADAŞLAR...
Çığlıklarımı duyuyor musunuz? Seri hakkında nerdeyse her şeyin spoisini yemiş biri olarak ve spoilerlara alerjisi olan biri olarak ben BİLE son kısımlarda şaşkınlıktan ağzımı uzun süre kapalı tutamadım. Kitabı bitirir bitirmez de hislerim tazeyken yorum yazmak için buraya koştum. Puana gelirsek son kısma kadar dokuzdu son kısımdan sonra yarım puan daha arttı ama tam puan değil... Bunu açıklayacağım. Ama her şey sırayla.
Serinin bir sonraki kitabı olan Şafak Kulesiyle çapraz okuma yapmayı seçtiğim için Fırtınalar İmparatorluğu epey uzun sürdü. Ama iyi ki çapraz okuma yapmışım. Pek çoğunuzun bildiği gibi Şafak Kulesi ve Fırtınalar İmparatorluğu aynı zamanda geçiyor bir taraf Aelin'i anlatırken diğer taraf Chaol ve Nesryn'i anlatıyor.
Bu kitabın Aelin'i...dertliydi arkadaşlar. Daha ilk sayfalardan bile kibirli kasıntı suikastçının gittiğini görebiliyorsunuz -tamamen değil elbette-. Çünkü Terrasen için yapmak zorunda olduğu çok şey var. Aelin'in karakter gelişiminde hoşuma giden taraflardan biri şu: İlk kitaplarda farklı bir isimle omuzlarındaki yükün farkında olan bu yüzden de prenses, kraliçe olmayı istemeyen bir Aelin vardı fakat tanrıların da bir planı var yoksa Elena'nın planı mı demeliyim, okuyanlar anlayacaktır. İşte o Aelin ne kadar zor olsa da her saniyesinde o yükü omuzlarken buldu kendini.
Aelin'i başkalarının gözünden okurken on dokuz yaşında olsa da yaşından asırlarca daha yaşlıymış gibi tasvir edilmişti. Bu durum onu çok güzel yansıtıyor.
Gittikleri yerde hoş karşılanmayan Aelin ve ekibi yeniden başka sebeplerden ayrılırken buluyor kendini.
Aelin ve Darrow arasında geçen konuşa o kadar gerçekçiyi ki... Sanırım ben kitap fantastik olsa da mantığın ışığından