Merhabalar Efendim.
Sizlere Tarihi Gotik Fantastik türünde bir kitap ile geldim.
Signa doğduğu zaman ailesi bir davet düzenliyor. Ve bu davette yolunda gitmeyen şeylerden ötürü bütün davetliler tek tek ölüyor. Hayatta kalan ise sadece Signa oluyor. Yıllar geçtikçe serveti yüzünden kendisine sahip çıkan akrabaların yanında yaşamaya başlıyor ama bu akrabaları da teker teker ölüyor. Gittiği yere ölüm götürdüğüne inanılan Signa ise ne kadar akrabalarının yanında olsa da yalnızlık ile büyüyor. 19 yaşına gelene kadar türlü nedenlerden dolayı ölüm ile yüzyüze gelse de bir türlü ölmediğini fark ediyor. 5 Belladonna böğürtleni yemenin ölümcül olduğunu duyan Signa bu böğürtlenleri yediğinde ise yıllardır üzerinde gölgesini hissettiği ve bütün akrabalarının canlarını alan Ölüm karakteri ile yüz yüze geliyor. Bu karşılaşma ise beraberinde türlü olayları ve yeni hayatındaki gizemleri beraberinde getiriyor.
Türü gereği ilk defa okuduğum bir kurgu oldu Belladonna. O yüzden ilk başlarda evrenine girmeye ve alışmaya zorlandığımı söyleyebilirim. Sonradan olaylar geliştikçe ve Signa yeni gittiği evdeki olaylarla ve cinayetle karşılaştığındaki yerleri okumak çok zevkliydi. Hep ne oldu ne olacak derken kitabın hangi ara bittiğini anlamadım. Son sayfaya kadar katil hakkında bir sürü teorim oldu ama çıkan kişiyi asla düşünmemiştim. Büyük ters köşe oldu benim için. Aşk Üçgeni konusunda ise hep bir tereddütte kaldım. Yeri geldi duygularının kararsızlığından ötürü Signa'ya kızdığım oldu ama... yine beklemediğim bir şekilde sonuçlandı. Ters köşeleri fark etmek konusunda biraz acemiyim sanırım.
Benim için keyifli bir okuma oldu. 2. Kitabında ise serüven yeni bir cinayetle devam ediyor. Onu da merak ediyorum.