Neye yorum yapacağımı ne anlatacağımı bilmeden bir incelemeye daha giriş yapalım, merhaba!
Alıntılarını, paylaşımlarını şuyunu buyunu görüp durduğum bir kitaptı Oyunbaz, haliyle mükemmel bir kurgu okuyacağım diye düşündüm istemeden de olsa... Kurgu iyiydi (mükemmel değildi, ama evet, iyi düşünülmüştü, verilen emeği gördüm), gizemli bir havası vardı ama bu havayı çok dağıttı. Tempoyu ha yakaladık diyorum akabinde doldurma konuşmalar giriyor araya, çok heyecanlı dediğim an bir şekilde kesiliyor duygu falan.
Kitabın yarısına kadar altı erkeğe hiç mi hiç adapte olamadım. İsimleri kişilikleri hareketleri kısacası hepsini birbirinden ayıran çizgiler silikti. Ve bana göre çok gereksiz diyalog (bazen güldüm, komikti gayet) ve hareket vardı. Buna neden olan olayların gerçekleştiği mekandı. Koca evde hiçbir şeyleri yok. Yani kavga etmeyip ne yapacaklar? O yüzden kısıtlanmış olmaları, tutsak olmaları neden bu kadar abartılıyor ne var bunda dedim birkaç kez. Çünkü o duyguyu gerçekten alamadım. Yemeklerinin sınırlı olması son sahnelerde çok üzdü ama mesela yumurta sahnesinde (hata bulacak kadar) giremedim olayın içine.
Aklımda kalan şekilde bazı karakterler hakkında düşüncelerim şöyle: Gökhan... Gökhan'ın kendi hikayesini anlattığı tüm sahneleri alıntıladım sanırım. Çok iyi yazılmıştı. Yazarı tebrik ediyorum. Afra... Başta direkt olarak tüm erkekler potansiyel tacizcidir yaklaşımı beni irite etmişti, geçmişte yaşadığı şeyleri bilmiyordum (hâlâ tam olarak bildiğimi sanmıyorum gerçi). O sebeple altı boş gibi gelmişti ama kitap ilerledikçe, kişiliğini yavaş yavaş anlamaya, en azından düşünce şeklini çözmeye, kişiliğini oluşturan olayları görmeye başladıkça baştaki korkusunun kendince hak verilecek tarafları olabileceğini fark ettim. Büyürken yaşadığı olaylar ve bunlara verdiği tepkiler, dönemlere göre değişen ruh hali ve tavırları iyi yansıtılmıştı, tabii ki geliştirilmeye açık ama bu konuda da yazarın kalemini başarılı buldum. Ölüm... Psikopatmış taklidi yapan biri bana göre. Tamam kötü, bazen acımasız şeyler yapıyor ama çok gerçekçi gelmedi nedense bu karakter bana. Tavırları çok yapmacıktı. Tutsaklarının konuşmalarına gereksiz mesajlarla dahil olduğunda ciddiyetini de kaybediyordu. Son bölümde doğallığını yakaladı sadece, onun dışında Ölümün anlatıldığı karakteri bana geçmedi.
Spoiler
Hepsinin tutsak edilmesinin ardındaki sebep çok sönüktü. Kitabın yarısından fazla sebep ne diye çok düşünüp çok tahmin yürüttüm (hiçbiri çıkmadı :) ama bu muydu dedim okuyunca. Ortak noktaları da zorlama gibiydi (sadece ölümün psikolojik rahatsızlığını göstermek için özel olarak basit tutulmuş da olabilir ama sanmıyorum). Sarp'ın olayı mesela ne alaka dedirtti. Yani ölüm bile biliyordu onun orada olmaması gerektiğini. Yani adamı bir yıl boyunca bunun için mi esir aldın orda? O kadar zeki bir karakter gibi gelmedi açıkçası ölüm bana. Sanki yazar yedi kişi olsunlar kesin demiş ve başta çizdiği karakteri bozmak istememiş gibiydi Sarp için (kitap önce wattpadde yayınlandı). Bunun dışında kitap sahnesini çok beğendim, ölümün beyninin işleyişini görmek heyecanlıydı.
Spoiler sonu
Diğer karakterleri birbirinden artık ayırt edebiliyorum ama bahsedecek kadar bir etkileri olmadı bende.
Küfürler beni rahatsız etmedi ama çok sık geçiyordu.
Gizem unsuru, tempo sekteye uğratılmadığı zamanlarda iyiydi ama işte çok sekteye uğruyordu. Psikolojik tahlil ve tasvir mi buna sebep oldu diye düşünüyorum ama hayır yani bunlar olmasa kitap olmaz zaten. Durağan mıydı, belki bir tık. Bazen cidden çok sıkılıp sonraki paragrafta ne anlatılıyor diye bakıp okumaya öyle devam ettim. Görevler çok azdı ve hani kendi hikayelerini anlatmaları dışında bir şey yapmalarını istemedi ölüm. Belki ikinci kitapta daha fazla olur ama birinci kitapta daha çok ve farklı şeyler görmek isterdim. Genel olarak kötü değildi yine de.
Kitabın başında uyarılar var. Cinsel içerikli sahne yoktu ama zorbalık, intihar, kendine zarar verme gibi sahneler vardı. Bunlara karşı hassasiyeti olmayan yetişkin okurlara tavsiye edilir.