·764 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Şubat 2025 00:00 Beyaz Leke adlı romanın ne kadar popüler olduğunu daha okumadan çok önce biliyordum; TDÇ'nin adını ve sahip olduğu ünü, onu yücelten insanların sözlerini ise yine en başından beri defalarca kez duymuştum. Nihayet kitabı bitirdim ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki o insanlar sonuna kadar haklıydı yani 764 sayfa o kadar sürükleyici geçtiki hatta az bile demişler, ben olsam daha çok överdim TDÇ'yi.
Herşey bir yana bu kitapla emin olduğum bir şey varsa o da Türk yazarların dram yazmak konusunda ne kadar başarılı olduğudur aynı şeyi romantizm içinde söylemek isterdim fakat Aslı Arslan kahramanlarına o kadar çok acı çektirdi ki hikaye boyunca iki güzel an yaşasalar bedelini hep misliyle ödedikleri için yalan konuşmak olurdu bu. Sürekli bir zulüm bir işkence bir dram, benim okurken içim şişti vallaha belkide yazar karakterlerine aşk yaşatmayacak kadar onlardan nefret ediyordur kim bilir.
Yinede her acı verici yanına rağmen bu romana bayıldım hayır bayılmanın da ötesinde favorilerimin arasında ilk 10'a girecek kadar mükemmeldi bu hikaye benim için.
Ama sonu üzdü. Çok kısa bir süre önce Acıların Hükümdarı'nı okumuştum ordaki bı olayla kısmen benzerliği vardı spoiler olmasın diye söylemeyeceğim ama neydi bizim bu çocukluk arkadaşlarından çektiğimiz, iki kitabı da okuyanlar eminim ki anlamıştır ne demek istediğimi.
Son olarak Beyaz Leke'yi okuyun okutturun bu herkese silah zoruyla verdiğim bir tavsiyedir. Herhangi bir örgütün liderliğini yapmayı düşünenler de okuyabilir referans olur hem. Umarım ikinci kitapta Eftalya ve Tugay için mutlu bir son okuyabiliriz bunun için dua edeceğim.
(Kısa bir not: Kitapta geçen örgütün adı BL ve bu tabiki de Beyaz Leke anlamına geliyor ama tür olan Bl'yi bilirsiniz ya Boy's Love hani (aslında alakam da yoktur) her okuduğumda ister istemez o gelirdi aklıma ve bu da tüm ciddiyetimi yok ederdi eminim benim gibi düşünenler çok olmuştur.)