8/10
·792 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 15:15
Selamlar. İlk söyleyeceğim şey kitap benim beklentimi karşıladı. Ne yazık ki kendi kendimi spoilerladığım için kitaptan maksimum zevki alamadım ama siz benim gibi olmayın. Kitabın ilerleyen sayfalarını karıştırmayın, Oniks Fırtına ile ilgili bütün videolardan uzak durun, kitabın keyfini çıkarın. Ben kitabı beğendim. Mantıksız bulduğum ve ‘Ay yeter’ dediğim ufak tefek şeyler vardı ama genel olarak Demir Alev’den daha çok sevdim. Oniks Fırtına tam bir seri ortası geçiş kitabıydı bana göre. Bütün kitap boyunca aksiyon okuyorsunuz. Dur durak bilmiyor olaylar. Kitabın sonuna geldiğinizde ise aslında kayda değer bir gelişme olmadığını fark ediyorsunuz. Bu durum okuma şevkinizi kırmasın, sadece düzgün bir yorum yazabilmek adına buna değinmem gerektiğini düşünüyorum. Kitapta tansiyon hiç düşmediği için merak duygusunu da hiç kaybetmiyorsunuz. Violet ve Xaden’ın ilişkisindeki duyguyu okurken fazlasıyla hissettim. Bu kısım çok keyifliydi benim için. Xaden’ın venin oluşundan kaynaklı olarak duygularının yoğunlaşmasını okumak keyifliydi. Bu kitapta daha korumacı ve biraz da paranoyak ama aynı zamanda toksik olamayan bir Xaden okuyoruz. İkili arasındaki özlemi, tutkuyu ve çaresizliği hissediyorsunuz. Xaden’ın Violet’e ve gücüne güvenip kendini dizginlemeye çalışırken diğer yandan kontörlü kaybedip tam korumacı moda geçtiği sahneleri okurken Xaden sevgim kabardı -ki benim favori karakterim Tairn’dır. Yine de bu kitapta daha farklı bir iletişimsizlik okuduğumuza da değinmeliyim sanırım. Demir Alev’de pasif agresif bir iletişimsizlik sorunu vardı. Yani bir karşılıklı oturup dürüstçe konuşsalar her şey çözülecekti aslında. Ama bu kitapta durum biraz daha farklı. Xaden, büyük oranda Violet’i korumak için onu zihninin dışında tutuyor. Yani Violet’ın Xaden’a ulaşmaya çalışıp ulaşamayışını pek çok kez okuyoruz kitapta. İkinci kitapta ufak bir sinir krizi geçirmiştim ama bu kitapta bu iletişim kuramama hali kitaptaki trajediyi ve dram duygusunu daha çok hissetmeme neden oldu. Olabildiğince az spoiler vermeye çalışacağım ama hikayeden mini kesitler vermeden eleştirimi istediğim ölçüde yapamam. Yani tam olarak spoilersız devam etmeyeceğim. Uyardım. Kitapta “Ah yeter artık” olduğum şey herkesin birbirine “Ben senden emir almıyorum” resti çekmesiydi. Yani evet dürüst olmak gerekirse bunu her okuduğumda bir kalbim pırpır etti, ufak bir eridim, etkilendim sahneden ama bunu en az üç kere okudum sanırım. Yani tamam emir komuta zinciri farklı olan insanlar arasında bu haklı restleşmenin yaşanmasını eleştirmiyorum ama yazarın bu sahneyi tekrarlaması bir okur olarak biraz gözümü tırmaladı. Mira ve Violet’in iletişimsizleri bana anlamsız gelen şerlerden biriydi. Babası mektubunda Violet’e, Mira’ya güvenmesini söylediği halde V’nin bunu hiç dikkate almaması biraz absürttü bence. Zaten olayların karışmasında etkili olan şeylerden birinin bu mantıksız güvensizlik olması bana anlamsız geldi. V, Mira’yla konuşsaydı Mira babaannesinden öğrendiği şeyleri V ile paylaşırdı ve bu anlamsız sırlar çerçevesine hiç düşmemiş olurduk. Kitapta V ve ekibi yanardöner ejderhaları bulmak için Kıta’nın batısındaki adaları geziyorlar. Öncelikle harita güncellenebilirdi. Yazar bir röportajında haritanın genişlemesi ciddi bir spoiler olacağı için haritaya adaların eklemediğini söylemiş ama bence Oniks Fırtına haritasına adalar eklenebilirdi. Görev rotasını takip etmek okur olarak zordu. Dunne’un adasına gittiklerinde V’nin beyaz saçlı rahibeler görüp nedenine dair hiçbir şey sormaması çok mantıksızdı. Yani bunun nadir bir durum olduğunun kendi de farkında. Adada bununla ilgili tek bir soru bile sormaması bence ciddi bir mantık hatasıydı. Aaric’in mühür gücünü neden sakladığını tam olarak anlamlandırmadım. En azından V’ye söyleyip ona güvenmesini isteyebilirdi. Ama tabii bunun V’nin seçimlerini negatif yönde etkileyip etkilemeyeceğinden emin değilim. Yine de bence V’ye söylemesi gerekirdi. Hoşuma gitmeyen bir diğer konu yanardönerleri buldukları sahneydi. Sanki oraya kadar okuduğumuz her şey gereksizdi gibi hissettirdi bana. Damgalıların ikinci mühür gücü olayı bence çok havada kalmıştı. Yazar kasıtlı olarak mı tam olarak anlatmadı yoksa ben mi anlamadım emin değilim açıkçası. Xaden’ın ikinci mühür gücü atasından geliyor diye biliyoruz ama diğer damgalıların ikinci mühür gücünün kaynağını tam olarak anlamadım. Aslında Melgern’in neden damgalıların olduğu gelecekleri göremediği ile ilgili açıklama tam olarak olmasa da sonradan yapılmıştı. Belki ikinci mühür gücünün kaynağı da devam kitaplarında daha net açıklanır. Ama bence bu, bu kitap için ciddi bir eksiklikti. Hainin kim olduğunu çok şükür öğrendik ama o kadar üstünkörü bir sahneydi ki… 750 sayfayı bunun için mi okudum dedim kendi kendime. Andarna ile ilgili her şeyi de bir sonraki kitaba bırakmış yazar. Bari bir kısmını öğrenseydik. Yani genel olarak kitapta birçok şey havada bırakılmış gibi geldi bana. Evet sürekli merak içinde okuyorsunuz ama sona geldiğinizde elinizde hala sadece merak olduğunu fark etmek biraz rahatsız ediciydi benim için. Seride geriye 2 kitap kaldı ve bizim bilmediğimiz hala çok fazla şey. En başta söylediğim gibi yazar bu kitabı daha çok bir geçiş kitabı olarak yazmış ama o kadar çok bilmeyen var ki bütün bu gizemleri çözmek için geriye iki kitap kalmış olması bana yetersiz geliyor. Yazarın 4. ve 5. kitapta bu gizemleri çözerken bir şeyleri çok hızlı geçecek ve biz tadını çıkarmayacakmışız gibi hissediyorum ya da buna benzer olarak 3. kitapta bizim için çok büyük görünen sırların devam kitaplarında aslında çok basit şeylere dönüşmesinden endişeliyim. Genel olarak kitabın kendisinden çok keyif aldım. Mantıksız bulduğum yerler vardı evet ama bu hikayedeki merak unsurunu öldürmedi benim için. Heyecanı dibine kadar hissettiğim bir kitaptı. Politika unsurlarını takip etmeye çalışırken olay akışına odaklanmak biraz zordu ama yine de çok eğlenceliydi. Seri olarak değerlendirdiğimde bu kitaptaki gizem unsurlarının bir kısmının çözülmesini beklerdim ama yazar böyle tercih etmiş ve ona güvenmekten başka seçeneğimiz yok bu noktada. Son bir tavsiye vermem gerekirse kitabı okurken not tutun. Bununla ilgili birçok içerik üretildi evet ama bu içeriklerden spoiler yeme ihtimaliniz çok yüksek ki ben çok fazla yedim. Kendi notlarınız tutarak bu ihtimali ortadan kaldırabilirsiniz. Bu kadar büyük bir evrende yazarın karakterlere ve ilgili diğer detaylara tekrar tekrar değinmesini beklemek çok gerçekçi değil bana göre. Yeni karakterleri, yerleri, mühür güçlerini vs. not ederseniz kitapta ilerledikçe yaşayabileceğiniz kafa karışıklığının önüne geçmiş olursunuz. Sevgilerle <3
Edebiyat
Oniks FırtınaRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20251,605 okunma
·
128 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.