·479 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Mart 2025 19:13 Şimdiye kadar neden okumamışım dediğim bir kitap! Tarık Buğra, "Küçük Ağa" adlı romanında kurtuluş savaşı yıllarını konu edinmiş. Fakat bunları siyasi bir sıkıcılıkta değil halkın gözünden anlatmış. Tabii ilerleyen bölümlerde siyasi olarak değindiği kısımlar da var ama hiçbiri okumayı zorlaştıracak boyutta değil. Kitapta halkın düştüğü çelişki daha doğru ifadeyle tereddüt mükemmel şekilde yansıtılmış. Bir tarafta kurtuluşun kuvayımilliyede olduğuna inananlar, diğer tarafta 600 yıllık Osmanlı medeniyetinin yıkılacağına ihtimal vermediği için kurtuluşu İstanbul' dan bekleyenler... Müthiş bir, arada kalmışlık; kime destek vermenin vatana, millete, dine daha faydalı olacağını anlamaya çalışmanın ve buna geç olmadan karar vermek zorunda olmanın getirdiği vicdani yükümlülük....Bir diğer tarafta ise asırlarca aynı toprağı, havayı, suyu paylaşanların ihanetleriyle; bunların içinde bile hala sadık kalanların kendi ırkları ile Türkler arasındaki arada kalmışlığı...
Savaştan bir kolunu kaybederek dönen Salihle başlayıp, İstanbullu Hocanın Akşehir'e gelişiyle gelişen ve İstanbullu Hocanın "Küçük Ağa"ya dönüşümüyle kıvamını bulan harika bir hikâyeydi. Yazar, karşıt görüşlerdeki kişilerin bu görüşlere neden dayandıklarını yargılayıcı bir üslup içermeden mantık çerçevesinde işlemiş ve yanılanların neden yanıldığını da yine aynı mantık çerçevesinde en güzel lisanla açıklamış.
Çok keyif aldığım, asla tarihi ve siyasi değil fakat tüm bunları içinde barındıran epik bir roman okudum. Sonunda beni ağlatmış olduğunu da belirtmek isterim. Hâlâ Küçük Ağa'ya, gencecik karısı Emine'ye üzülmeden edemiyorum. Bir hikâyeydi belki okuduğum ama eminim ki o yıllarda bundan çok daha fazlası vardı. Allah ecdadımızdan razı olsun.