7/10
·170 syf.··
2025 5. kitabı
Marcus Aurelius'un 12 kısa kitabının birleşmesiyle oluşuyor ve tabii felsefe kitabı olduğu için su gibi okunmuyor. İnsanın Stoa felsefesiyle yaşaması gerektiğini anlatıyor kitap. Doğayla uyumlu yaşamak, erdem, bilgi, mantık, kader, hoşgörü, ahlak, eşitlik. Günümüzde olmayan farkındalığın, 2000 yıl önceki insanlar da olması ilginç, değerli. Kitap sürekli bir öğüt bir motto şeklinde ilerliyor şunu yapmalısın bunu yapmamalısın şeklinde. Çok fazla "nasılsa ölüp gideceğiz" diyor; doğrusu bu çok hoşuma gitmedi. 2. yüzyılda böyle şeyler yazmak gerçekten muhteşem ama günümüz içinse normal. Kitaptan bana kalanlar -Tüm boş zamanında, kafasında bölümlere ayırdığı her konuda sakin, düzenli, cesur ve uyumlu bir şekilde akıl yürütürdü. -İyi bir şey öğrenmek için kendine vakit yarat ve aylak aylak gezmeye son ver. Diğer bir hataya da dikkat etmelisin artık. Hayatta yıpranmış, dürtüsünün ve düşüncesini tamamını yönlendirecek bir amaca sahip olmayan kimseler, yaptıkları işlerde ahmakça davranır. -Gerçekten de ölüm ve yaşam, şöhret ve tanınmamışlık, acı ve zevk, zenginlik ve fakirlik, bunların hepsi hiçbir ayrım gözetmeksizin hem iyi hem de kötü insanların başına gelir. -Hiçbir şeyden korkmadan, faili olduğu doğaya uygun işlerden memnuniyet duyarak yaparsan, her sözünü dürüstçe, mertçe dile getirirsen iyi bir hayat sürersin. Ve hiç kimse bunu engel olamaz. -Kesinlikle gerçekleştirmek istediğin şeyler için hızlan, boş umutları defet, eğer kendinle ilgiliysen, hala mümkünken kendi yardımına kendin koş. -İnsanlar kır evlerinde, deniz kenarlarında ve dağlarda inzivaya çekilecek yer ararken, sen de buna şiddetli bir özlem duyuyorsun. Fakat bu özlem çok cahilcedir. Eğer inzivaya çekilme isteği duyuyorsan, gayet mümkün ve basittir bu. İnsan dilediği zaman kendi içinde inzivaya çekilebilir. Huzur dediğin zarif bir düzendir aslında. Kendini sürekli böyle bir inzivaya çekilmeye ver ve kendini yenile. Ancak önermelerin çok kısa ve özlü olsun ki, tüm acılar bir anda silinsin ve orada hiç yıpranmamadan dönebilesin. -Yakınlarının söylediği herhangi bir söze, yaptığı herhangi bir işe, aklından geçen herhangi bir düşünceye bakmayan, sadece kendi yaptıklarının adilliği ve doğruluğuyla ilgilenen kişi ne çok boş vakit kazanır. Bir başkasının karanlık mizacını umursama, doğru yoldan sapmadan ilerle. -Neyi sık sık düşünüyorsan, aklın da ona benzer bir şey olacaktır. Çünkü ruhu dolduran düşüncelerdir. -Böyle bir dünyada itibar beyhude ise seni hala bu dünyada tutan ne? Peki ne yapmalı? İçtenlikle yeryüzünden silinmeyi ya da bu dünyadan göçmeyi beklemeli. Fakat o zaman gelene kadar neyle yetinmeli? Gitmemiz gereken Tanrıları onurlandırmak, onları met etmek, insanlara iyi davranmak, onlara katlanmak ve sabretmektir. -Doğru yola uygun düşünür, işlerini ona göre yaparsan her zaman rahat bir yaşam sürebilirsin. -Öyleyse değer verilmesi gereken nedir? Alkışlar mı? Hayır. Önce insanın kendine has yapısına, amaca uygun hareket etmek ve etmemek. Bütün işlerin ve sanatların hedefi de budur. Üretilen şey, ürettiği amaca uygun olmalıdır. Bir bağcının, seyisin veya köpek yetiştiricisinin hedefi gibi. -Oysa kendi özgün düşüncelerine duyduğun saygı ve verdiğin değer, seni kendinden memnun birisi yapar ve toplumla, çağrılarla kusursuz bir ahenk içinde, tanrıların sana reva gördüğü yazgıyı ve nasip ettikleri minnetle kabul ederek yaşayan bir insan yapacaktır. -İnsanlar da tuhaf şeyler yapıyor. Bir yandan kendileriyle birlikte ve aynı zamanda yaşayan insanları övmek istemezken, diğer yandan hiçbir zaman görmedikleri, göremeyecekleri gelecek nesiller tarafından övülmeyi istiyorlar. -İçinde bulunduğum koşulları sahiplen, yazgının sana layık gördüğü, aralarında yaşadığın insanları sev, ama gerçek anlamda sev. -Çok hafif olduğun için, mesela 300 Libre çekmediğin için üzülür müsün? O halde yaşaman için yeteri kadar yıl verildiğinde daha fazla verilmedi diye neden üzülüyorsun? Payına düşen maddeye memnun olduğun gibi, sana düşen zamana da memnun olmalısın. -Yaşamını yenileyebilirsin. Daha önce yaptıklarını yeniden incele, çünkü yeni bir yaşam buna bağlıdır. -Yüzdeki öfkeli ifade kesinlikle doğaya aykırıdır, sık sık görülürse yüzün güzelliği solmaya, sönmeye başlar ve en sonunda da tekrar canlandırılması mümkün olmaz. -Bir sana karşı bir hata yaptığında, hangi iyi ve kötü algılayışın ona bu hatayı yaptırdığını düşün. Bunu düşünürsen ona merhamet eder, şaşırmaz veya kızmazsın. -Tıpkı daha güçsüz canlıların daha güçlü canlılar yararına yaratılmaları gibi, her şey akıllı canlılar için yaratıldı, akıllı canlılarsa birbirleri için. -Üç tür ilişki vardır. İlki bizi çevreleyen bedenimizle, diğeri her şeyin kaynağı tanrısal nedenle, sonuncusu ise bir arada yaşadıklarımızladır. -Adaletsizlik, tanrılara karşı saygısızlıktır. Çünkü evrensel doğa düşünebilen canlıları birbirleri için, birbirlerine diğerlerine göre yardım etmeleri ve hiçbir şekilde birbirlerine zarar vermemeleri kaydıyla yarattı. -Haz peşinde koşan birisi ise adaletsizlikten sakınamayacaktır. -Eğer imkan varsa, hata yapanları düzelt. Eğer imkan yoksa hoşgörü sana bu durumlar için verildiğini unutma. -Utanmaz birisi seni rencide ettiğinde kendine şunu sor. Dünyada utanmazların bulunmaması mümkün mü? Mümkün değil. O halde mümkün olmayan bir şeyi isteme. Çünkü bu adam dünyada bulunması gerekli olan utanmazlardan birisi. Güvenilmez bir düzenbaz ya da yanlış yapan herhangi birisi için de aynı tavrı takın. Böyle insanların var olmamasının mümkün olmadığını hatırlamak, seni onlara karşı daha merhametli kılar. -Akıl sahibi bir ruhun kendine has özellikleri şunlardır. Kendini görür, kendini inceler, kendine dilediği şekli verir. -Doğa seni neye yönlendirirse onu yap, evrensel doğa sana ne getirirse kabul et. -Zarafetle ayrıl sahneden, zira seni sahneden alanda da var aynı zarafet.
DüşüncelerMarcus Aurelius · Yapı Kredi Yayınları · 202228,1bin okunma
·
86 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.