Öykü kitaplarının çok farklı bir ruhu var. Şehirden şehire, halden hale, ruhtan ruha geziyorsun okurken ama Mahir Ünsal Eriş 'in de bu ruha eklediği muazzam bir tarz var.
"Olduğu Kadar Güzeldik" okuduğum öykü kitapları içerisinde en iyilerinden birisiydi. 2 satır okusanız gözüm kapalı Mahir Ünsal Eriş yazmış diyebilirim.
Yine nostaljik anlatımıyla her hikayede farklı karakterlerin anılarını, Anadolu kasabalarında geçen küçük hayatlarının büyük dertlerini, eski mahalle kültürünü ve geçmişi okuyoruz.
Keşkeler, yaşanmışlıklar, aile, yoksulluk ve umut hikayelerin baş duyguları. Olayları ise farklı zamanlarda farklı kişilerden dinliyoruz.
"Ömür hiçbir küslüğü sürdürecek kadar uzun sürmüyor."
En güzel yanı da illa ki bir yerden okuyucuya dokunuyor olması. Zaman, ortam, olay... kesin bir detay buluyorsun kendinden. Belki de anlatımın samimiyetindendir. Buna artık okurken siz karar verin
Her n yazarın çok iyi bir gözlemci olduğunu algıyabiliyorsunuz. O kadar ince ve detaylı ki resimlesek ya da dizisini çeksek pek zorlanmayız. Okurken zihnimizde her perde detayları ile oluşuyor.
Daha önce 4 kitabını da en az bu kadar keyifle okudum, biliyorsunuz. Kaleminin kalitesi hep aynı güzellikte diyebilirim.
"Yalnızlık ailesizlikmiş meğer."
Her biri güzel ama bir tercih yapmam gerekirse en çok 'Benim Adım Feridun' hikayesini sevdim. Hikayede duygusal bir karmaşa işleniyor. Temelinde ise biten bir ilişki ve kaybetme var. Karakter ve hikaye o kadar güzel betimlenmiş ki empati kurmamanız imkansız.