Onun adı Ayaz. Batur Ayaz...
Biraz hergele, biraz hınzır, biraz içten pazarlıklı, biraz iki yüzlü, biraz alaycı, yüreği biraz yaralı, insanlardan hazzetmeyen, yine de kadınları seven, biraz iyi, biraz kötü, biraz filozof, az konuşan, hep dinleyen, çokca kafası bozuk bir eski polis.
Büyük şehrin hengâmesinden kaçıp yerleştiği turistik sahil kasabasında, onun eski bir polis olduğu çabucak yayılmıştır.
Bir süredir yeğeni ortalarda olmayan, kasabanın kendi çapında mafyası, Müteahhit Semyonov Muhittin, yeğenini bulması için Ayaz'dan yardım ister.
Ota pisliğe fazla bulaşmak istemeyen Ayaz, sonunda ne düşündüyse bu teklife sıcak bakar.
Semyonov yeğeninin kendisiyle uğraşan birileri tarafından kaçırıldığını düşünmektedir. Ayaz ise Semyonov'un bu adamlarla tek derdinin yeğeni olmadığından şüphelenmektedir.
Bu kadar karmaşanın arasında, kırık kalbine girmek için fırsat kollayan, güzeller güzeli Dolores hakkında da kafası karışıktır.
Karşısına çıkan herkes onu bambaşka olayların içine sürükler. Sürüklendiği maceralardan sıyrılabilecek midir? Kafası bu kadar bozukken, aşk, meşk ile uğraşabilecek midir?
223 sayfadan oluşan bu kitabı okurken, bir o ters köşeye, bir bu ters köşeye çarptım. Kafanızda tahmin ettiğiniz bir son oluştuğunda sakın kendinize güvenmeyin, o son hiç de öyle olmayabilir.
Necati GökselKafam Bozuk
Kafam BozukNecati Göksel · Altın Kitaplar · 201865 okunma