İnsan, hayatı boyunca kendini var etmeye çalışır; kimi zaman zorluklarla sınanarak, kimi zaman inançlarıyla güç bularak… Ayşe Hümeyra Ökten’in yaşamı da işte böyle bir varoluş mücadelesinin hikâyesidir. Onun yolu, yalnızca tıp fakültesinin koridorlarında değil, aynı zamanda dindarlığın, ahlakın ve insanlığa hizmet etmenin ince çizgisinde yürünmüş bir yoldur.
Nevin Meriç’in titizlikle kaleme aldığı Dindar Bir Doktor Hanım, Ökten’in sadece bir meslek sahibi kadın olarak değil, aynı zamanda bir insan olarak, inançlarından ödün vermeden nasıl var olduğunu anlatan samimi ve derinlikli bir söyleşidir. Satır aralarına sinen incelik, okura yalnızca bir hayat hikâyesi sunmakla kalmaz; aynı zamanda bir dönemin ruhunu, Türkiye’nin değişen sosyokültürel dokusunu ve bir kadının, içinde yaşadığı topluma rağmen nasıl kendi olmaktan vazgeçmediğini de gösterir.
Ayşe Hümeyra Ökten, doktor olmayı yalnızca bir meslek değil, bir adanmışlık olarak görür. Hastalarının gözlerine baktığında orada sadece bir teşhis değil, bir insanın hikâyesini görür. Onun için hekimlik, yalnızca bilimle sınırlı değildir; içinde merhamet, vicdan ve inanç olan büyük bir bütündür. Dindarlığı ise yalnızca ritüellerle tanımlanamaz; bilakis, insanlığa hizmet etmekle, mesleğini en iyi şekilde icra etmekle anlam kazanır.
Kitap, bir kadının meslek sahibi olmasının, hem toplumun katı yargıları hem de bireysel inançlarıyla nasıl bir sınav haline geldiğini gösterirken, aynı zamanda bu sınavın bir direnç, bir varoluş çabası olduğunu da hissettirir. Her bir sayfasında, Ökten’in sesini, tereddütlerini, cesaretini ve nezaketini duyumsamak mümkündür.
Nevin Meriç’in anlatımı, kuru bir biyografiden öte, bir hayatın sıcak ve sahici bir yansımasıdır. Söyleşinin doğallığı, satırların arasında bir dost sohbetinin huzurunu taşır. Ökten’in anlatısı, zamana direnen bir bilgelik gibidir; hem yaşanmışlığı hem de insan olmanın o derin köklerini okura sunar.
Bu kitap, sadece bir doktorun hayat hikâyesi değil; aynı zamanda bir insanın, bir kadının, bir dindarın ve bir meslek erbabının zamana bıraktığı güçlü bir izdir. Ayşe Hümeyra Ökten, meslek aşkıyla, inancıyla, sabrıyla ve mücadeleleriyle, yalnızca hekimlik tarihinde değil, insan hikâyeleri arasında da özel bir yere sahiptir.
İnsan, bazı yolculuklara yalnızca bedeniyle değil, ruhuyla da çıkar. Medine ve Mekke, işte tam da böyle bir yolculuğun duraklarıdır. Ayşe Hümeyra Ökten, yalnızca bir hekim değil, aynı zamanda gönlüne düşen ilahi aşkın izini süren bir yolcudur. Onun Mekke ve Medine hatıraları, bir şehrin sokaklarında yürümekten öte, insanın kendi içinde kat ettiği yolları da anlatır.
Nevin Meriç’in titizlikle derlediği bu hatıralar, Ökten’in hac yolculuğundaki gözlemlerini, duygularını ve maneviyatını içtenlikle paylaşır. Medine’nin huzur veren sessizliği, Peygamber’in Ravza’sında duyulan derin tevekkül, Mekke’nin mahşeri kalabalığında hissedilen içsel yalnızlık… Tüm bu hisler, Ökten’in kaleminde saf bir içtenlikle, okurun ruhuna dokunan cümlelere dönüşür.
Medine’de, Peygamber’in izinde yürümek, onun yaşadığı toprakları solumak, bir an olsun çağları aşan bir birliktelik hissi yaşamak… Ve ardından Mekke’de, Kâbe’nin karşısında, insanın ne kadar küçük ama aynı zamanda ne kadar büyük olduğunu idrak etmek… Ökten, bu anları anlatırken yalnızca gördüklerini değil, hissettiklerini de kelimelere döker.
Bu hatıralar, bir seyahat günlüğünden fazlasıdır. Bir insanın kendini bulma, teslimiyetin huzurunu tatma ve ilahi bir aşkın içinde erime hikâyesidir. Medine ve Mekke, onun gözünden birer şehir değil, ruhun aynasıdır. Bu anlatıyı okurken insan yalnızca bir yolculuğa tanıklık etmez; aynı zamanda kendi içinde de bir yolculuğa çıkar.
Medine ve Mekke Hatıraları, bir doktorun, bir kadının, bir inananın ve en önemlisi bir insanın, kutsal topraklarda yaşadığı maneviyatı, her satırında okura hissettiren derinlikli bir metindir. Bu kitap, hac yolculuğunu sadece bir ritüel olarak değil, bir ruhun dönüşümü olarak görmek isteyenler için ilham verici bir anlatıdır.
Dindar Bir Doktor HanımNevin Meriç