Baya uzun bir inceleme olacak...
Kitabı övmeye ve direkt kendi görüşümü anlatmaya başlamadan önce, beni gerçekten geren eleştirel 3 iq incelemeler hakkında saydırmayla karıştıracağım bir inceleme olacağı hakkında hepinizi uyarmak istiyorum baştan. xD
Çalıntı olduğunu söyleyenler belki %100 haklıdır, buna diyebileceğim bir şey yok, çalındığı iddia edilen seriyi aldım henüz okumadım, okuduğumda ek yorum atmak ya da onun incelemesine eklemede bulunmak için de sabırsızlanıyorum bu arada ama ŞUNA DA ÇOK EMİNİM:
Orjinal, sıfır kilometre kurgu diye bir şey kalmadı denecek kadar az ve zor. Çalındı dediğiniz serinin de bir şeylerden alıntılandığına, esinlendiğine, etkilenildiğine de eminim. Bu işler hemen her şeyde böyle yürüyor, bu, esinden ortaya çıkan seriyi tamamen çöp yapmaz. Bir konuyu sevdiysem, onu aynı temada ama farklı kurgu veya karakterler olay gidişayı ile ele alan seriyi de okurum. Bu niye buna engel olsun? Kıyaslama yaparak eleştir mesela, şuraları okey şuraları bari çalmasaydı falan de ne bileyim... Art niyet güdülerek yapılan bir taklitse üzerine çektiği öfke tamam da...(magazinsel kısma hakim değilim) Aşırı boş bi linç döndüğünü savunmak istiyorum şimdilik.
Asıl kızdığım diğer iki konudan ilkine gelecek olursak, kör müydünüz? Kitabın tanıtımında bile gayet açıkça arada kalınacak İKİ ANA ERKEK karakter olduğu belli, kitabın tasarımı bile bunun üzerine, bu bir sır olmadığı gibi, kurgu tam olarak bu ikilem sayesinde desteklenip inşa edilmiş. Kurgu tek erkek karakter üzerinden devam edecek bir kurgu değil zaten tüm olaylar zinciri buna göre tasarlanmış. Yok kız toksik, yok nasıl arada kalır, yok erkek karakterler bomboş... Kitabı gözünüzü bağlayıp öyle mi seçtiniz, başkası gelip alakasız vaatlerde bulunarak mı aldırdı da hayal kırıklığı yaşadınız, yani bu ne dangalakça bi bakış açısı ya?.. AÇIKÇA belli konunun safi romantizmden boğulan bir aşk hikayesinden ilerlemeyeceği. Çıldırdım bazı incelemeleri okurken.
Sebastiana az bağlanmıştım ama DİĞER KADIN MUHABBETİNDE SOĞUDUM yazan var. Kitabın ortasına gelene kadar, her üç satırdan ikisini atlayarak mı okudun, okuduğunu mu anlamadın, karakterleri insanları tanıma yetisinden mi yoksunsun? Her iki karakterin de aleni red flagleri, iyi yanları, zortlama ihtimali olan konular daha ilk ortaya çıkış anlarından itibaren bir örgüyle oturtulmuş ve bu kitabın en heyecan verici noktası. İlk bölümü atladığınız andan itibaren, her bölüm, size ileri senaryoyla alakalı en az 3 farklı gidişat canlandırıyor kafanızda. Kuruyorsunuz okurken aynı zamanda. Ve bir sonraki bölümde, nerede ne kadar yanılmışsınız ya da nereyi ne kadar doğru anlamışsınız görüyorsunuz.
Kitabın ortasında sebastianın ne bok olduğunu anlamak ben bu kitabı mabadımla okudum demektir. Allllllllah aşkına feci saçmalamışsınız.
Gelelim kızın toksikliğine.
Değildi.
Bu tartışmaya açık bir konu bile değil. 150 asalak cringe karakter gördüm. Tamam sinir bozucu yanları vardır, bazılarınızın okurken daha güçlü olmasını beklediği birşeyler vardır, hayal kırıklığı olmuştur. Ama tamamıyla boş bir karakter diye kestirip atamazsınız, çünki değil. 3 sn empati yaparak anlayarak okuduysanız, bu..... kızı, fukaralıktan kemikleri sayılan, itilip kakılmış, hizmetçiden beter muamele gören ve bu yaşadığı hayat zorluğu gayet iyi yansıtılan birisi. Sebastian hayatına dahil olduğu noktadan itibaren main character tribine girse, kendinden çok emin birbirlerine yapışsalar, kız buna göre davransa, asıl o zaman cringe olurdu. Finn muhabbeti net başlamadan öncesinde de zaten kız platoniği tarafından kandırıldığını fark ediyor. Yani, nasıl saf bir şekilde mesela, böyle bi olay girişi varken, üstelik o ana dek de ortada bi ilişki yokken kız sadece kendisi karşıya hisler besledim, zaten yetersizim böyle bi erkek için tribindeyken, hayatıyla falan cebelleşirken ilk görüşte AŞK, SENİ BULDUM WE BENMSİN, BEN SENİN KARIN OLCAM falan tarzı bi sadakat bekleyebilirsiniz? Ki, olaylar o sadakatin oluşmasına yönelik de gitmiyor. Kız ihanet içinde, oğlanların birinin ne olduğuna güvenecrk kadar tanımıyoruz, diğerinin de götü başı her fırsatta ayrı oynuyor zaten..............
DAHA DEVAM EDERİM AMA SİNİRİM SABRIMI ZORLADIĞI İÇİN KONUYU KAPATMAK İSTİYORUM.
Kitabın anlatımı iyi, sizi gerçekten karakterle beraber yaşayarak içeride hissettiriyor. Cevapsız kalan tek bir soru bile yok finale geldiğinizde kafanızda. 2 3 kere, kıza, oha bunu nasıl farketmemiş gibi yazmış yazar, bu kadar da saf olmasa dediğiniz halde buluyorsunuz kendinizi. Ama incelemeleri görünce anladım ki, bunu diyebilecek kafa yapısında 10/3 okuyucu var sanırım. Kalan herkes o ssflık muhabbetini vsvsvsvs konuları daha görememiş bile ya da sallamamış.
O saflık olayı da aşırı rahatsız edici değil çünkü, okuyucu olup olayları dışarıdan tamamıyla gören sizsiniz. Abriella değil anasını satayım. O kadar da zeki olup kafası bassa kurgunun tamamen açılarak anlatılması gerekir ders anlatır gibi. Mahvederdi. Kızın olayların gerçekten ortasında olması hissi o yüzden 2 3 kez safoz diye düşünürse de yine de tatmin ediciydi.
Çift veya daha çok erkek karakter olayını ben seviyorum, özellikle kurgunun okunma sebebi olduğu kitaplarda, aşkın baskın ve ön planda ya da iyi yazılamadı ise direkt baştsn itibaren belirli tek kişiyle olmamasını seviyorum zaten. Çünkü, aşk kitabı okurken, aşk okumaktan keyif almak istiyorum. Fantastik kurgusunu merak ettiğim bir kitapta disney prensesi gibi daha ilk bölümden belirli iki ana karakterin kurguyla alakadı olmadan abuk subuk triplere girmesi çoğunlukla çok sıkıcı oluyor. Sadece şeye şaşırdım ben, belirlilik beklemiyordum ama belirlenir ve bu kadar arada değildir, biri muhtemelen daha da ana karakterdir sandım. Ama GERÇEKTEN 2 ANA KARAKTER olarak ilerledi. Gayet anlaşılır ve sebeplere dayalıydı, sonu ise salakça veya mutlular şimdilik ama 2. Kitapta mutsuz ediyoruz merak etmeyin hissiyle değil, direkt açıklığa kavuşarak (kurgu olarak bak. Aşk değil.) bittiği, ve bizi 2. Kitaba bağlayan şeyin buradan başlaması, gerçekten enfesti.
Karakterler arası ilişkide asla hayal kırıklığı yaşamadım, duygusal olarak kopma bağlanma ds yaşamadım, yeterli seviyede yüzeysel ve yeterli seviyede derindi. Hem anlaşıldı, hem hissedildi, kendi adıma.
Algınıza ve sabrınıza güveniyorsanız, okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.