·376 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Aralık 2024 16:49 Harika Bir Hayat uzun zamandır kitaplığımda okunacaklar arasında sırasını bekliyordu. Tabi benim aklımda bir sırası yok okunacakların. O anki ruh halime göre elim hangi kitaba giderse onu okuyorum. Yerli bir roman okuyayım derken göz kırptı bana Harika. Ah ne de iyi etti.
Roman ana karakter Harika’nın yaşamını anlatıyor ama sadece bir yaşam öyküsü demek haksızlık olur. 1919’dan 1950’lere kadar ki Türkiye tarihini de okuyoruz. Ben böyle romanları çok seviyorum. Yazar bu kitabı ne kadar sürede yazdı bilmiyorum ama çok uzun soluklu, derinlikli bir çalışmanın ürünü olduğu oldukça açık. O dönemin siyasi atmosferini, ekonomik koşullarını, kutuplaşmaları, edebiyat dünyasından birçok ismi kurgu içerisinde okumak benim için keyifliydi. 1919-1950 İstanbul’unda gezintiye çıkmış, dönemin çalkantılarına tanıklık etmiş, sosyo-kültürel atmosferini solumuş gibi hissettim kitap boyunca. Yazar gerçekle kurgunun iç içe geçtiği uyarısında bulunmuş olsa da ben tüm kitabı gerçekmiş gibi okumadan edemedim.
Kitabın ana karakterinden de biraz bahsetmek istiyorum. Harika adı gibi muhteşem biri. Zekasından, dil yeteneğinden, derinlikli biri olmasından etkilenmemek mümkün değil. Bunca yeteneğine, zekasına rağmen annesine asla yeterli gelmemiş bir kız çocuğunun varoluş öyküsü bence bu. Kitabın bir yerinde onu tasvir ederken şöyle diyordu bir yakını: “Tek kusuru kendi ışığına kör olmasıydı.” Bu cümle o kadar vurucu ki. Onu ışığına kör eden, yeterli olmadığını söyleyen ses içine işlemiş. Ancak yine de o sese rağmen güçlü bir varoluş Harika’nın yaşamı. İçindeki potansiyeli ortaya çıkardığı dönem için “Sanki ben geriye çekildim ve başka bir kadın ışığa adım attı.” cümlesini kuruyor Harika.
Harika’yı da ışığını da romanı da çok sevdim. Okuyunuz ve okutunuz lütfen