Gönderi

Ben kimin bilincindeki düşünceyim?
8/10
·592 syf.··
2025 2. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2025 23:53
Kitap, kesinlikle çok iyi bir başlangıç kitabı. Felsefe bazen karmaşık ve içinden çıkılamaz olabiliyor; felsefe dünyasına yapılacak yanlış bir başlangıç, insanlığın bu muhteşem düşünsel tarihinden uzaklaşmamıza sebep olabilir. Kitap, bize tüm felsefe tarihini anlaşılır ve akıcı bir dille aktarıyor. Peki ama neden önemli felsefe? İnsanlığın dünya sahnesine çıktığı günden bu yana sorduğu sorular üzerinde düşünmek neden bu kadar gerekli? Yazarın ifadeleriyle söyleyelim: Çünkü ancak yaşadığımızı bu tür sorular sorduğumuz zaman fark ediyoruz. Çünkü ancak böyle kurtuluruz boşlukta savrulmaktan. Kitabımız, Sofie'nin posta kutusunda "Kimsin sen?" yazılı bir zarf bulmasıyla başlar. Bu zarf, uzun soluklu bir felsefe kursunun başlangıcıdır. Felsefe kursumuz, ilk önce insanın hayret etme duygusunun ne derece köreldiğini anlatmakla işe koyulur: "Farklı nedenlerle insanlar günlük hayata öylesine bağlanırlar ki, hayata hayret etme duygularını bastırırlar." Hayret etme duygusu önemlidir çünkü "İyi bir filozof olmak için gereksindiğimiz tek şey hayret etme yeteneğimizdir." Hatta eski Yunan filozoflarından biri, felsefenin insanın hayretiyle ortaya çıktığına inanmıştır. İnsana yaşamak öylesine tuhaf gelir ki felsefi sorular da kendiliğinden oluşur. Beni en çok düşündüren kısım buydu çünkü gerçekten de dünyaya uyum sağlıyoruz ve bir süre sonra hiçbir şey bizi şaşırtmıyor; umursamaz bir hayat sürüyoruz. Yazar bu ilk kısımda insanlar için durumun vehametini ortaya koyar. Felsefe kursumuz daha sonra mitsel dünya görüşü, yani insanların doğa olaylarını, kavrayamadıkları şeyleri tanrısal öykülerle anlatmaya çalışması, mitlere gelen eleştiriler, doğa filozofları ile deneye ve akla dayalı düşünce tarzı, Sokrates, Platon, Aristoteles, Helenizm, Rönesans, rasyonalistler, empirizm filozofları, Darwin, Freud gibi tüm önemli isimlere ve akımlara yer vererek devam eder. Bu kısımda spoiler olacak arkadaşlar! Kitabın bu öğretici içeriğinden ziyade roman olarak da şaşırtıcı bir kurgusu var. Kitap boyunca Sofie'yi romanın ana kahramanı zannederken bir anda yazar bizi tepetaklak ediyor ve Sofie'nin aslında, kızına doğum günü hediyesi hazırlamak isteyen bir babanın kızına yazdığı felsefe kitabındaki bir karakter olduğunu anlıyoruz: dünya içinde dünya, roman içinde roman. Yazarın ifadesiyle aynı anda tınlayan iki melodi. Yazar, felsefeye uygun olarak gerçekliğimizi sorgulatıyor bize. Kitaba ismini veren Sofie ile öğretmeni Alberto'yu yabana da atmıyor ama, gerçekten var olanın zihinden bağımsız madde değil de zihnin kendisi olduğunu öne süren Berkeley üzerinde durarak, biraz ütopik olsa da salt bilinçten ibaret olan karakterlerin farklı bir gerçeklikte olduğunu düşündürüyor. Yine kitaptan alıntıyla son noktayı koyalım, çok güzel açıklıyor bunu: "Yani bütün soru 'olmak ya da olmamak'tan ibaret değildir. Soru aynı zamanda ne olduğumuzdur. Et ve kemikten oluşmuş gerçek insanlar mıyız? Dünyamızdaki şeyler sahici mi yoksa her tarafımız salt bilinçle mi çevrili?"
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,7bin okunma
·
73 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.