Canlı hücrelerindeki DNA biyofoton veya çok düşük proton emisyonları (Işık) içermektedir. Çıplak gözle görülmez fakat Alman bilimadamlarının geliştirdiği yeni araçlarla gözlemlenebilmektedir. Alman yazar Marco Bischof'un sarsıcı "Biyofotonlar-Hücrelerimizdeki Işık" adlı kitapta yaptığı açıklamaya göre "Hareketli ışık ağının DNA tarafından sürekli alınıp bırakılması hücre, doku ve organlar arası bağlantıyı sağlar, organizmalar arası ana iletişim ağını kurar ve yaşamsal sürecin düzenleyicisidir." Beyin ve sinir sisteminde yer alan Holografik Biyofoton alanı hatta tüm organizmanın, hafızanın ve bilincin temelini oluşturduğunu açıklar. Biscof'a göre " Hint Yoga felsefesinde temelde zayıf elektromanyetik biyo alanda bulunan düzenleyici enerji gücü olan "Prana" Biyofotona denktir. Hücreler ve tüm organizmalar, yaşadıkları sürece, saniyede birkaç ila birkaç on bin foton ve santimetre kare ortalama yoğunlukta titreşen bir parıltı yayarlar. Bu, 15 mil uzaklıktan görülen bir mum ışığına karşılık gelir ve gün ışığından onlarca ila yüz milyonlarca kat daha zayıftır. Bu ışıma, parlaklıktaki farklılıkların girişi daha sonra bir bilgisayar tarafından bir video ekranında görüntülenen renklere dönüştürülen bir CCD kamera aracılığıyla da görünür hale getirilebilir. Düşük yoğunluğu nedeniyle, biyofoton emisyonu olarak da bilinen bu hücresel ışıma, genellikle ultra zayıf hücre radyasyonu veya ultra zayıf biyolüminesans olarak adlandırılır. Spektral frekans aralığı (renkler) 200-800 nanometreden, yani UV-C ve UV-A'dan tüm görünür aralıktan spektrumun kızılötesi kısmına kadar uzanır. Ateş sineklerinin, parıldayan solucanların, derin deniz balıklarının ve çok daha güçlü olan, farklı özelliklere sahip olan ve açıkça kimyasal kökenli olan çürüyen ahşabın "biyolüminesansı" ile karıştırılmamalıdır.
WhatsApp da Hermetik kanalını takip edin whatsapp.com/channel/0029Vai...