Storm and Silence gerçekten fırtına gibi esen, bol kahkahalı, sürükleyici ve adeta bağımlılık yapan bir hikâye.19. yüzyıl Londra’sında geçen bu macera, klişeleri tek tek yıkıp geçiyor. Kadınlar balolara gitmeliymiş, süslenmeliymiş, iyi bir koca bulmalıymış. Lilly Linton diyor ki: “Hadi oradan!” Çünkü o, özgürlüğünü kimsenin eline bırakmaya niyetli değil. Kadın haklarının ateşli bir savunucusu olarak, erkek kılığına girip oy kullanmaya kadar varan cesur adımlar atıyor. Ama işin en güzel kısmı Beklenmedik bir şekilde, buzdan heykel misali soğuk, sert ve duygusal tepkileri milattan önce kaybolmuş olan Rikkard Ambrose’un sekreteri olarak iş bulması
Fakat Ambrose Lilly’nin erkek kılığında işe başlamasını şart koşuyor. Açıkçası, bu hamlesinin Lilly’yi caydıracağını düşünüyor ama yanılıyor.Çünkü Lilly, bu meydan okumayı kabul etmekle kalmıyor,Victor Linton ismiyle ofisin altını üstüne getiriyor. İşte tam da burada eğlence başlıyor. Ambrose’un tek kelimelik cevapları, Lilly’nin kıvrak zekâsı ve laf sokmalarıyla birleşince ortaya muazzam bir çekişme çıkıyor. Ambrose’un ifadesiz, buz gibi yüzüyle Lilly’nin sarkastik ve neşeli tavırları arasındaki zıtlık, kitabın en büyük eğlence kaynağı
Lilly’ye tek kelimeyle bayıldım. Cesur, inatçı, komik ve asla geri adım atmayan bir karakter. O dönemde bir kadının yapması beklenen her şeye kafa tutuyor ve bunu yaparken hem aklını hem de sivri dilini konuşturuyor. Ambrose’a gelince… Ah, Ambrose Soğuk, mesafeli, duygularını belli etmeyen, cüzdanı gibi ağzı da sıkı adam. Ama işte tam da bu yüzden inanılmaz merak uyandırıyor. Lilly’nin enerjisine, laf oyunlarına ve kararlılığına karşı tek kelimelik cevaplarıyla direnmeye çalışması o kadar komik ki her sahnede yüzümde bir gülümsemeyle okudum. Ama en güzeli ne biliyor musunuz. Ambrose’un duvarları çatırdamaya başlıyor. O buz gibi adamın içinde ne var, Lilly’nin neyi ortaya çıkaracağı büyük bir soru işareti. Ve işte bu merak, kitabı elinizden bırakamamanıza sebep oluyor.
Lakin bazı bölümler biraz gereğinden uzun. Özellikle Lilly’nin kız kardeşi Ella’nın aşk hikâyesi ve yan karakterlere ayrılan kısımlar, ana hikâyenin hızını biraz düşürüyor. Ama asıl olay Lilly ve Ambrose arasında olduğu için, ben oralarda biraz hızla geçme eğiliminde oldum. Çünkü bu ikilinin dinamiği o kadar güçlü ki, her sahneleri hadi biraz daha gelsin dedirtiyor.
Ve kitap öyle bir yerde bitiyor ki… Şok Ağzım açık kaldı. Ne oluyor, ne bitiyor, devamında bizi neler bekliyor diye düşündükçe içim içimi yiyor. Eğer güçlü kadın karakterleri, keskin zekâlı diyalogları ve buz gibi bir adamın yavaş yavaş çözülüşünü izlemeyi seviyorsanız, Storm and Silence tam size göre. Lilly ve Ambrose’un karşı karşıya geldiği her an içinize çekeceğiniz bir nefes, ardından kahkaha ve bolca merak demek. Şiddetle tavsiye ediyorum der kaçarım.