Gönderi

9/10
·776 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2025 16:34
Shogun’u okuma yolculuğum harikaydı. İncelememe bu cümleyle başlamak istedim, çünkü her anlamda severek okuduğum bir kitap oldu. İkinci cildini de merak içerisinde bekliyorum: Çeviren Seda Hanım’ın X’te yayınladığı son bilgiye göre çok yakında bizlerle olacakmış. On yedinci yüzyılın ilk günleri, bir gemi fırtınanın ortasında ve insanlar hayatta kalma mücadelesi verirken kendilerini hangi kıyıda bulacakları belirsiz… Japonya, yani onlara göre Japonistan denen yere gidiyorlarmış meğer. Hollandalı tayfalar ve İngiliz kılavuz kaptan öyle şeylere maruz kalıp, öyle ilginç olaylara tanık oluyorlar ki sanki zamanda bir yolculuğa çıkmışlar gibi nasıl bir evrene düştüklerini sorguluyorlar. İçine düştükleri bu medeniyetin her bir şeyi, o güne değin yaşadıkları topraklardan bambaşka şeyler sunuyor. Bu sunulanlar iyi mi kötü mü anlayamıyor insan… İnsanın bilmediği diyarlarda, dilini bilmediği insanlar arasında, farklı kültürler ve inanışların içinde bulunması çok değişik bir atmosfer barındırıyor bünyesinde. Kitabın baş karakterlerinden biri de kılavuz kaptan olan Blackthorne. Japonlar ona Anjin-San diye hitap ediyor. Birçok karakterle dolu bu kitapta en çok bahsi geçen kişiden söz etmek istedim. Hollandalı tayfaların arasında bir İngiliz. Dünyada yapabilecekleri hakkında büyük hayalleri var; onları gerçekleştirip mütevazi aile hayatına geri dönmek istiyor. Ama evrenin onun için hayal ettiği şeyler bambaşka olacak. Başlarda bir macera kitabı zannerek okudum. Fakat kurgunun içerisinde ilerledikçe siyasi entrikaların ortasında buldum kendimi. Tüm bunların üzerine karakterlerin iç çatışmalarına, düşüncelerine ve hayallerine şahit olmak psikolojik bir roman okuyormuşum gibiydi. Japonların kendi aralarında bir sürü sıkıntı ve çözülmesi gereken düğümler varken birdenbire ortaya çıkan barbarların yarattığı etkiler nasıl olacak, başlarına ne gelecek gibi sorularla doluydu kafam. Japonya’ya daha önceden gelmiş olan Hristiyanlardan Cizvit tarikatının din ve ticari faaliyetleri de söz konusu eserde. Hristiyan dünyasında da mezhep farklılığından dolayı olağan düşmanlıklar gelişmiş durumda. Fikir birliğinde değiller, kendi topraklarında savaş halindeler. Japonların hükmünde bile ayrı oluşlarını saklamıyorlar. Eserden bu kadar zevk almamı da Japon klasiklerine borçluyum. Samuraylar, şogunluklar, kast sistemi, zen budizmi, kadın ve erkeklerin toplumdaki yerleri, inançları, insanların yaşayış şekilleri ve alışkanlıkları, geleneksel bir toplum oluşları, ataerkil aile yönetimleri ve çok daha fazlası… Her şeyi bu kitaplardan öğrendim. Öğrendiklerim her anlamda yararlı oldu. Japon edebiyatına ilgimin beni Shogun’a sürükleyeceğini bilemezdim. Yazar Japon değil ama onlardan biriymiş gibi sanki. Bir zamanlar Japonların eline düşüp esirleri olmuş. Belki de tüm bunlar sayesinde onları çok iyi anlatıyor. Eserde bahsi geçen zamanın, günümüzden çok uzun zaman önce yaşanmış olmasına rağmen hemen kapılıp gidiyor insan. İçerisinde bolca tarihi bilgi mevcut. Tarihle edebiyatın buluştuğu nadide parçalardan biri Shogun. Kitap uyarlamalarını henüz kitabı okumadan izleyemem kesinlikle, bu nedenle ikinci cildi de okuduktan sonra başlayacağım diziye. Çok merak ediyorum. Çok beğenilmişti çünkü. Bu arada Blackthorne ve tayfaları Japon yemeklerine burun kıvırırken benim mahvolmam… Orada olsam hepsini yerdim çünkü. :) Şu satırları yazarken oruçlu olmam peki? İncelememi yayımladığım platform: instagram.com/p/DG0LmBcom08/?...
Edebiyat
Shōgun - 1. CiltJames Clavell · Holden Kitap · 2025187 okunma
·
1.032 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.