Yorumlara bakarak okumaya karar verdiğim bir kitap. Az çok kitabın isminden okurken canımın sıkılacağını anlamıştım.Düşündüğüm gibide oldu.Her sayfayı çevirdiğimde içimde aynı soru yankılandı: Daha ne olabilir? Başına gelen haksızlıkların sonu gelmeyecek mi, Nazan çıkış yolu bulabilecek mi?
Ancak onun kaderi her defasında daha kötüye sürüklendi.
bu kitap sadece bir kurgu , değil tam tersine birçok kadının yaşadığı hikayelerden biri. En kötüsü de bu okuduklarımızın sadece bir roman içerisinde kalmaması, benzer acıların günümüzde de yaşanıyor olduğunu bilmek.
Baş karakterimiz Nazan ve Eşi Mazhar. Başta Nazan'a sevgi ile yaklaşsa da annesi Hacer hanımın bitmek bilmeyen baskıları ,kıskançlığı ve düşmanlığı herşeyi altüst ediyor.
ve beklendiği üzere bu süreçte adamımız hacer hanımın etkisiyle Nazanı yalnız bırakıyor. Hikaye o kadar tanıdık ki güçlü durmaya çalışan bir kadının, çevresindeki baskılara karşı tek başına mücadele etmek zorunda kalışı ve sevdiklerinden bile destek görememesi.
Orhan Kemal'in anlatımı öylesine güçlü ki, karakterin duygularını birebir yaşıyor, çaresizliklerini hissediyorsunuz. Okurken defalarca öfkelenip isyan ettim, Nazan için umut aradım bu kadar sessiz kalmasına kızıp eleştirdim.
El kızı sadece roman değil toplumsal gerçekleri yüzümüze vuran bir ayna. Kadınların ev içinde maruz kaldığı pskolojik şiddetin, geleneklerin baskısının ve bireyin özgürlüğü için verdiği mücadelenin sarsıcı bir anlatımı.Kitabı bitirdiğimde elimde uzun süre tutup düşündüm.Bu hikayeyi sadece kurgu olarak mı okuyabiliriz? Ne yazık ki hayır...
Okumak isteyenlere şunu söyleyebilirim başından sonuna kadar çok akıcı bir kitap. Ama daha keyifli zamanın da insan okumalı bence. Biz toplum olarak güzel sonra biten hikayelere alışmışız. Belkide öyle görmek istediğimiz için her