Tanrıların bahçesiyle Korfu üçlemesine, bir diğer değişle Korfu’ya ve Durrell ailesine veda ediyorum. Açıkçası bana iyi geldi. Yaşadıklarımız ile geldiğimiz noktada her gün okuduğumuz kötü haberlere bir kaçış oldu. Gerry’nin çocukluğunu istediği gibi yaşaması, hayvanları ve merakı içimi ısıttı. Annenin Allah’ım o nasıl bir sakinliktir dediğim mizacı, evin cümbüşü, aile fertlerinin kendi şahıslarına münhasırlığı beni mutlu etti. Kitap okumayı sevenler için de bu böyle değil midir? Başka dünyalara ışınlanmak kimi zaman mutlu eder, kimi zaman kalbimizi kırar, yada kendimizi yazarın, kahramanların gözünden görürüz. Ez cümle; ben bu üçlemeyi eksikleri, yanlışları ile sevdim.
Bence üç kitapta birbirine benzer anıları okumak, benim gibi seri okumakta zorlananları yorabilir. Ayrı zamanlarda da okuyabilirsiniz. Genel hatları ile ilk iki kitapta düşündüklerim bu kitap için de geçerli. Bana kalırsa üç kitapta tat bakımından eş değer.
Korfu’yu görmemiş biri olarak gitme isteği içimde yükseldi tabii 1930ların Korfusu ile şu anki arasında fark olacaktır. Ben sizden razıyım Durrell ailesi, hayatıma neşe kattınız.