Çok cesur ve bir o kadar da sert bir metin Kötü Kızlar. Aslında kurgu ama aynı zamanda içme dökme.
Rengarenk bedenlerinin, kıyafetlerinin, makyajlarının altında, bir yanda umut, bir yanda var olabilme, sevilme isteği diğer yanda ise dehşet, şiddet, yok olma, umutsuzluk taşıyor bu kötü kızlar. Toplum tarafından bir kenara itilen aynı zamanda da görülmek istenmeyen insanlar bunlar. Encarna Teyze ve onun pansiyonunda yaşayan kızlarının yani trans bireylerin çok gerçek hikayesini okuyoruz bu romanda. Yazar kendi hayatından yola çıkarak bir kurgu yaratmış. Travmalarını doğrusu ve yanlışı ile tabağımıza koymuş ama yerken lokmalar büyüyüp boğazımıza takılıyor. Okurken Encarna Teyze’nin, sahiplendiği bebek Işıl Işıl’ın, kurt kadın Natali’nin ve bir çoklarının hayatlarına konuk oluyoruz.
Eğer bu konulardan rahatsızlık duymuyorsanız okuyun derim. “Ötekilerin” dünyasının iki yüzlü karanlık ve aydınlık dünyasını okurken, insanı insan yapanın şefkat olduğunu düşündürdü bu roman bende.