·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Mart 2025 11:25 · Canım Zeze. Küçücük bedenindeki kocaman kalbinle o kadar çok acıya katlandın ki. Küçücük bızdık seni. Böceğe dönüştüğünü görüp de “Biraz daha uyusam ve tüm bu saçmalıkları unutsam nasıl olur acaba?” diyen Franz Kafka gibi sen de istemedin mi biraz daha uyuyup her şeyi unutmayı. Zalim ve gaddar büyüklerin dünyasında tertemiz kalbinle ağlarken “Ağlama yavrum. Böyle duygusal bir çocuk olursan hayatta daha çok ağlarsın…” diye uyaranlar olmadı mı seni? Demediler mi sana “Hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına uğramıyorum.” diye. Keşke onları örnek alsaydın. Ama yok, hayatta hep bir umut olmalı değil mi. Umudunu kaybeden insan nasıl yaşar ki? İnsanın sevebileceği birisi olmalı. Bağlanacağı birisi. Her ne kadar onu kaybetmek ona çok acı verse de, bu riski almalı insan. Sevmeli birisini. Zeze seni "Pal sokağı çocukları"ndan Nemeçek'e öyle benzettim ki..
Şimdiye kadar boşu boşuna bekletmişim seni okumayı. Bu kadar popüler kitaplara yaklaşımım biraz daha mesafeli oluyor ama boşu boşuna popüler bir kitap değilmiş. Okurken çok çok keyif aldığım, duygulandığım, hüzünlendiğim bir kitap oldu. Zaman zaman küçücük Zeze’ye sarılıp öpesim, ağlama üzülme diyesim geldi. Benim gibi bu kitabı bekleten hâlâ okumayan varsa daha fazla bekletmesin, bu keyiften daha fazla mahrum kalmasın derim.
Bir de tercüme hassasiyeti olanlar için not düşüyüm. Emrah İmre tercümesini Aydın Emeç tercümesi yerine şiddetle tavsiye ederim. İkisini kıyaslama fırsatım oldu Emrah beyin tercümesi kat kat daha güzel.